Anasayfa > Birikim Arşiv > 103 - Kasım 1997 > Zorunlu Hareketleri Tamamlamalıyız

Zorunlu Hareketleri Tamamlamalıyız

Ümit Kıvanç | (Sayı : 103 - Kasım 1997)

Radikal’in köşe yazarlarndan, Doğan medya grubunun yetkililerinden Tarhan Erdem geçenlerde ÖDP ile Refah Partisi’ni ayn kefeye koyduğu bir yaz yazd. Erdem bu yazsnda özellikle ÖDP’ye yanlş bir yerden bakyor, bu yüzden yeni ve özgün sol partimizin ayrt edici özelliklerini göremiyordu. Erdem’in söylediği, kabaca, ÖDP ile RP’nin totaliter geleneklerin sürdürücüsü olduklar, seçimli parlamentolu demokratik bir rejime öncelikle zihniyetleri ve iç yaplar nedeniyle uyum gösteremeyecekleriydi.

Hakikatin bir bölümüyle yetinerek sonuçlara vardğ, teşhis yanlşlarna dayandğ için Tarhan Erdem’in bu yazsnda öne sürdüğü görüşler üzerinde uzun boylu durmak yararl olmaz. Ancak yaznn önemi, sosyalist hareket içindeki tartşmalar, ayrşmalar fazla bilmeyen, genel olarak sosyalistlere ve dolaysyla ÖDP’ye “dşardan” bakan pek çok insann fikirlerini yanstmasnda. Hattâ fikirleri yanstmas da önemli değil. Yansttğ endişeler mühim asl.

Bu endişeler, ÖDP’nin, doğru dürüst bir parlamenter demokratik sistemi samimi olarak savunan insanlarla mutlaka kurmak zorunda olduğu diyalogun önündeki en büyük engeli oluşturuyor. Hattâ sadece bu insanlarla değil, bugüne kadarki sosyalizm deneyleri ve sosyalistlerin her türlü icraat karşsnda, onyllarn anti-komünist şartlandrmalarndan da beslenen garip bir ürküntü duyan bütün herkesle diyalog kurabilmenin önkoşulu, söz konusu endişeleri giderebilmek.

Şunu da ekleyeyim: bu endişeleri taşyanlar yalnz sosyalizme uzak kimseler değil. Bugün başkalarnn pekâlâ ‘sosyalist’ diye snflandracağ kimi insanlarn bizzat bu sfat benimsemekte ne kadar zorlandklarn düşünelim. Benimsemekte zorlanmayanlarn da açklamalar gerektiğinde nasl knp skndğ ortadadr.

Tarhan Erdem işin kolayna kaçyor ve, “Bunlar bal gibi sosyalist; dolaysyla totaliter bir gelenekten geliyorlar; dolaysyla demokratik olmaya zihniyetleri müsait değil,” diyerek kestirip atyordu. Biz, onca iç mücadeleyi, zihniyet değiştirme sancsn yaşamş insanlar olarak, böyle bir kestirmecilikle karşlaştğmzda hakszlğa uğradğmz düşünebiliriz. Biz, sonu ölümle biten tartşmalardan geliyoruz. Devrimlere önderlik etmiş insanlarn kendi arkadaşlar tarafndan ortadan kaldrlşlarn meşrûlaştrp hazmetmeye çalşrken midelerimizi deldik. Yaşamamzn haram sayldğ, her frsatta ezildiğimiz, her türlü gaddarlğa mâruz brakldğmz memleketimizde, onurumuzu olabildiğince koruyarak yaşamaya çalşmak bile zorlu bir mücadele gerektiriyorken, bir de dünyann dört yannda sosyalist ad taşyan çeşit çeşit muhterisin yediği haltlarn hesabn vermekle uğraştk. Yanbaşmzda ayn haltlar yiyebilme amacyla örgütler ve düzenler kuran iktidar düşkünleri at oynatyordu; onlarn yediği haltlarn hesabn vermek de bütün sosyalistlere düştü.

Sosyalizmin 20. yüzyl bilançosu çkarldğnda, yüzümüzü ağartacak kaç şey sayabiliriz; buna karşlk, yüzümüzü yere eğmemize yol açacak kaç felâket var... Üstelik bazlarn bizzat orak-çekiçli kokartlar, kzl bayraklar taşyan partiler, partililer, ordular, gerilla birlikleri vs. yaratt... Sovyetler Birliği devletinin, Çin Halk Cumhuriyeti devletinin, Doğu Bloku ad altnda biraraya getirilmiş zoraki sosyalistlerin, Kzl Khmer’lerin telef ettiği bir gariban durumunda, sosyalizm.

Ama biz hâlâ sosyalistiz? Niye, o vakit? Mazoşist miyiz, hyar myz?

Bu ülkede demokrasi, insan haklar, eşitlik, adalet mücadelesi yaptğmza göre, ikisinden de azck nasibimizi almş saylabiliriz. Olsun. Razyz. Biz, insanlar kendilerini her bakmdan geliştirebilme konusunda eşit frsatlara sahip olabilsinler, dişli parças, şalter, tornavida olarak kullanldklar üretim süreçlerinde hebâ edilmesinler, kaderlerine hâkim olabilsinler, kimse elindeki maddî-manevî imkân ve kuvvetlere dayanarak başkalarn tahakküm altna alamasn, para değil katlma-paylaşma zevki ve keyfi belirleyici olsun istiyoruz. Bilgi, katliam sanayiine peşkeş çekilmesin, büyük şirketlerin kasalarna hapsolmasn, bilgiye ulaşma yolu herkese açk olsun istiyoruz. Anababalar çocuklara, babalar analara, zengin babalar yoksul babalara zulmetmesin, zengin çocuklar yoksul çocuklara nispet yapamasn istiyoruz. İnsan öldürmek imkânsz olsun, düşünme, ifade etme, tartşma, egemenlerin anca kendilerini güven altnda hissettiklerinde müsamaha gösterdikleri, geçim derdindeki çoğunluklarn zaten ehliyetsiz brakldğ, seçkinlere has bir salon oyunu olmasn, en zevkli ve yararl insanî faaliyetlerden biri olsun istiyoruz.

Bütün bunlar, hepsini birden istemek ve bu hedeflere doğru uzanan bir yolu inşa etmeye çalşmak, bugünün dünyasnda, sosyalist olmay gerektiriyor. Biz de bu yüzden sosyalistiz. Bu konum, bizi, insanlk tarihi boyunca çeşitli şekillerde yürütülmüş adalet ve özgürlük mücadelelerinin geleneğine bağlyor. “Sosyalistiz” derken, bağlandğmz bu geleneğe de gönderme yapyoruz.

Ancaak! Bir vakit ayn geleneğin sürdürücüsü olarak varolmuş, sonradan gelenek melenek her şeyi krp dökmüş veya kendini bu gelenek içerisinde göstermiş, sunmuş, bu yolla sağladğ prestiji özgürlük ve adalet rüyasn insanlarn zihninden kazmak için kullanmş birileriyle ayn safta görülüyoruz.

ÖDP sralarndan itirazlar: “Hâlâ m, hâlâ m? Aşk dedik, amblemi krmz-sar yapmadk, hiçbir yere orak-çekiç, başak, işçi kolu, çark falan koymadk, hep sempatik eylemler tasarlamaya çabalyoruz, kitlesi bizimkinden daha etkili parti var m, yöneticilerde ayrcalk brakmadk...”

Evet, doğru. Zaten ÖDP bu yüzden “güncel” bir sosyalist parti. “Sosyalistim” demenin değil, her yaplanda radikal-snrsz demokratça, sosyalistçe ölçütler aramann önemi kavrandğ için ÖDP var. “Kendi dükkânmz” döneminin bizi ne hale soktuğunu nihayet anlamş olduğumuz için var. Kendimize küçük iktidar alanlar ve mekanizmalar yaratp, bunlar düzen güçlerininkilerle tokuşturmann sosyalizm mücadelesiyle pek âlâkas bulunmadğn kavradğmz için var. Tokuşturmamz gerekenlerin değerler ve hayat tarz olduğunu artk düşünebildiğimiz için var.

Hepsinden önemlisi, bir sürü meselesini halletmemiş insanlarn toplaştğ bir odak olarak ÖDP, sosyalizm mücadelesinin bir hayal işi olduğunu bize yeniden hatrlatt. İktidar hesaplar, dükkân rekabeti ve resmî düzeylerde etkinlik kazanma uğraşlar içerisinde, gazete kâğd ve naylon torbalara sarp toprağa gömdüğümüz, sonra da orada unuttuğumuz rüyalarmz hatrlattğ için, ÖDP’nin kuruluşu, yaşamas önemli. İnsanlar, hikmeti kendinden menkûl şeflere hayatlarn teslim etmek üzere değil, tpk kendileri gibi, ne yaplacağn çok da bilmeyen ötekilerle birarada geleceği düşünebilmek ve olabiliyorsa “yapabilmek” için toplaşyor ÖDP’nin etrafnda.

İşte ben de bu yüzden Tarhan Erdem’in yazsn vesile ederek sormak istiyorum: bu manzara dşardan niye böyle görünmüyor?

Baz itirazlar daha bu satrlar yazarken kulağma geliyor: “Canm, bir köşe yazar iki laf etti diye...”

Bu itirazlarn sahiplerini bir sonraki kongre çalşmalaryla uğraşabilsinler diye rahat brakyorum; onlar da beni rahat braksn.

İddiam şudur: bir köşe yazarnn dillendirdikleri, öncelikle, “sosyalistler” denince akla gelen tatsz tarihî gerçeklerin yarattğ endişelerden kaynaklanyor. Öbür taraftan dolanp söyleyeyim: sosyalizm ad altnda yazlmş, çizilmiş, söylenmiş, inanlmş, savunulmuş, yaplmş, yaplmamş ne varsa külliyen bizim malmzdr diyemeyiz. Dersek, en başta kendimize hakszlk etmiş oluruz. Bazlar bizimdir. Peki, hangileri?

İsterseniz bana dünya özetleme-toparlama yarşmasnda birincilik kazandrabilecek bir skştrma işlemiyle, çok ksaca da sorabilirim: Stalin “bizim” midir?

Toplumun karşsnda “sosyalistler” olarak çkyorsak, “bizim sosyalizmimiz”i, hiçbir zihin karşklğna, endişeye, tereddüte yer brakmayacak tarzda açk, berrak, ortaya koyabilmeliyiz.

Ancak böyle bir arnma-arndrma çabasnn, maalesef henüz aşamadğmz bir alşkanlğmz yüzünden, derhal kendi şakağmza dayadğmz bir silaha dönüşmesi tehlikesi var. Geçmişimizle hesaplaşacağz derken, bütünüyle kendi içimize kapanabiliriz. “Kongre” kelimesinin telaffuz edilmesiyle bile gözlerin nasl parladğna, pek çok iş için kendinde hal bulamayan insanlarn nasl bir enerji ve cevvaliyetle yüklendiğine baklrsa, bu tehlike ciddî boyutlarda.

Bu yüzden, belki de geçmişle hesaplaşmay, belirleyici ve sembolik birkaç konu dşnda, bütünüyle gelecek perspektiflerine dönük olarak sürdürmeliyiz. Ama muhakkak sürdürmeliyiz. Hem kendi tereddütlerimizi hem de başkalarnn yersiz endişelerini yok etmeliyiz. Bizden, korkacaklarsa, rahatlarn kaçracağmz için ayrcalkllar, tahakkümcüler korksun. Demokrasi perspektifi bizden daha kstl olanlar bizim demokratlğmzdan şüphe duyduklarn ileri süremesinler.

Açkças, bu söylediğimin önemli bir laf olduğunu zannediyorum, ama düşüncelerimi derinleştirmeyi ve daha ileri götürmeyi beceremedim. Eğer birilerinin aklna yatarsa, benim atamadğm fikrî ve pratik adm onlar atabilir. Şimdilik öne sürebileceğim, ÖDP’yi öncelikle “bizim şu şu şu koşullarla biraraya toplandğmz kuruluş” olmaktan çkarp, toplumla diyalog ve ilişki içerisinde, aslî çabasn “dşarya” yönelik harcayan bir “parti” durumuna getirmek mecburiyeti.

“Toplumla...” deyince de, bir başka tartşmaya girmek zorundayz, ama burada bunu yalnz hatrlatmakla yetineceğim: “Ne şeriat ne darbe” slogan ÖDP’yi uzun süre idare edemez. Bu hükmün arkasna bir de iddia takaym: Bir “İslâmc” kanad da bulunmayan herhangi bir muhalif hareketin bu memlekette sahici bir dönüşüm yaratabileceğine inanmyorum. Haliyle bir de soru: ÖDP’liler inanyor mu?

Bu konuda sürdürülecek tartşmann da, bizzat demokratlk ölçütlerimizin, çoğulculuk anlayşmzn sorgulanmasna yol açacağ için, sosyalistlerin perspektifinin zenginleşmesine, toplumla ilişkisine büyük katks olacağn umuyorum.

Eğer sahiden sağlam ve tutarl bir adalet ve demokrasi hayaline güvenle sarlabilirsek, şu mahçup halimizden syrlabilir, iddial ve cüretkâr olabiliriz. Bütün kötümserliğimle ben bile, sizlere şunu hatrlatma isteği duyuyorum: bu memlekette, inandğ, savunduğu değerler için en fazla şeyi göze alabilenler bizleriz. Hem faşist hareketin hem resmî terör aygtlarnn saldrsyla yüzyüzeyken, srtmz insanlğn özgürlük hayallerini iğfal etmiş, sosyalist etiketli diktatörlüklere yaslamadan kendi ayaklarmz üzerinde durmaya çabaladk. Kendimizi satmadk. Kimseden güvence beklemek gibi bir alşkanlğmz yok. Doğru bildiğini açkça söylemeye ve yapmaya en çok alşkn olan da biziz.

O halde, taşdğmz gereksiz yüklerden kurtulmak için silkinebiliriz, çekineceğimiz ne olabilir? “Eleştiri”, bizim dünya görüşümüz. O yükleri srtmzdan atnca, daha çok gezip dolaşabilir, daha çok insanla tanşp konuşabiliriz.

Ben, öncelikle bunlar yapmak istediğimizi sanyorum. Yanlmyorum, değil mi?