Anasayfa > Birikim Arşiv > 122 - Haziran 1999 > Bir Genç Gözüyle ÖDP

Bir Genç Gözüyle ÖDP

Zeynep Sezgin | (Sayı : 122 - Haziran 1999)

18 Nisan seçimleri ÖDP’de tartışmaları iki noktada yoğunlaştırdı: MHP’nin yükselişinin nedenleri nelerdi ve ÖDP’nin bundan sonraki politikaları, yönelimleri, örgütlenme tarzı nasıl olmalıydı? İki tartışma konusu da Türkiye’nin olası geleceğine ışık tutmak ve rüzgârı tekrar sola çevirebilmek açısından oldukça önemli. Ancak iğneyi başkasına batırmadan önce çuvaldızı kendimize batırmaktan hareketle bu yazıda ÖDP’nin seçim sonrası tartışmalarına eleştiriler ve öneriler sunmak ve bu öneriler kapsamında ÖDP gençliğine düşen görevleri tartışmak daha doğru görünüyor.

ÖDP, SEÇİMLER, SONUÇLAR...

ÖDP’nin kuruluşundan bu yana üstlendiği misyonları ne ölçüde yerine getirdiğinin ve kazanımlarının neler olduğunun göstergesi salt seçimlerde elde ettiği sonuçlar değil elbet. Ancak seçim sonuçları ÖDP’nin hedeflerine ne ölçüde ulaşmış olduğu, siyasette hangi noktaları eksik bıraktığı ve yola devam ederken hafızasına ve birikimlerine neler eklemesi gerektiği gibi can alıcı noktalarda düşünmeye başlamak ve yol almak açısından iyi bir başlangıç noktası.

Örneğin önemli bir soru şu olabilir: ÖDP’nin tartışmalarına, eylemlerine katılan ya da şöyle söyleyelim, ülkenin geleceğini solda gören ve bu noktada ÖDP’yi bir umut olarak gören, görmesi beklenen potansiyel ile ÖDP’ye oy veren insan sayısı arasındaki farkın nedenleri nelerdir? Bu sorunun tek bir cevabı olmamakla birlikte vurgulanması gereken en önemli noktalardan biri ÖDP’nin Türkiye’de yaşanan politik gelişmelere karşı aldığı tavrın bu soruyu cevaplarken arzettiği önemdir. Peki ÖDP’nin siyasette net ve bütünlüklü bir duruşu var mı? ‘Kürt Sorununda Barış’, ‘Siyasal İslâma Karşı Özgürlükçü Laiklik’ demek yeterli mi? Elbette değil. Gündelik siyaset, söylemlerin ötesinde şekillendiğinden, bir siyasî görüşün ne dediğini anlatmak için farklı araçlar yaratması zorunludur. Bu da ancak Türkiye’de yaşanan sorunların önemini kavramak, bunun ışığında konuya dair söylemi zenginleştirmek, böylece de gelişmelere karşı hızlı ve doğru tavır alabilmenin zeminini hazırlamakla mümkündür. Yani artık ÖDP’nin üzerine tartışmaktan kaçındığı (ÖDP’de bulunan farklı grupların geçmişten bugüne getirdikleri hassasiyetlerden dolayı) konulara hakettikleri yeri ve önemi vermesinin zamanı çoktan geldi. Seçimler ve alınan sonuçlarla birlikte siyaset kompozisyonuna bir giriş yapıldı. Gelişme bölümünde neler yapılacağı ise bütün ÖDP’lilerin yeni uğraşı olmalı.

GELECEK KAYGISI

ÖDP yeni bir yaşam, yeni bir sol kültür, yeni bir dil yaratma iddiasıyla farklı düşüncelerin biraraya gelme projesidir. Bu anlamda ÖDP’nin geleceği demek, yeni bir yaşam umudunun yaşamaya devam etmesi demek. Bugünden başlayarak bu projeyi yarına taşımak, partinin yeni bir dönemini tarif ederken bugüne kadar gelen birlikteliği yaşatmak ve bunun için çaba harcamak olmazsa olmaz bir zorunluluk.

Birlikte duruşun sağlanması ve kalıcılığı için tartışma zemininin zenginleştirilmesi, bir anlamda yeniden tarif edilmesi gerekiyor. Bugüne kadar partinin kabul etmiş olduğu ancak yaşama geçirme noktasında pek başarılı olunamayan çoğulculuk prensibi, farklı fikirlere açık ama bu fikirleri tartışıp bir adım daha atma amacına ulaşma anlamında sahip olduğumuz en önemli şans. Aksi takdirde elimizde kala kala kimin sesi daha yüksek çıkarsa onun haklı olacağı, ilerlemeye ve öğrenmeye kapalı bir parti ve ÖDP’nin kurulurken verdiği umut kadar yoğun bir hüsran kalır.

Çoğulculuk soyut bir tarifle var olanın diğerinin varlığını kabul etmesidir. Nasıl ki hayatta yaşanan en basit olayı bile beş kişi beş farklı şekilde anlatabiliyorsa, ÖDP’nin gündemini oluşturan karmaşık ve birden çok akla, sese ihtiyaç duyulan konularda da farklı insanların ve beraberinde farklı değerlendirmelerin yaratacağı fikri zenginlik şüphe götürmez. Bu aynı zamanda demokrasinin de tarifidir. Yani demokrasi farklı fikirlerin basit bir kolajı değildir. Aksine bu farklı görüşlerin ilerleme yönünü tıkamadan ve karşılıklı varoluşlarına saygı temelinde sürekli iletişim halinde olmalarıdır. Çoğulculuk ve demokrasi derken yapılması elzem olan bir vurgu da bu prensiplerin sadece partinin genel işleyişi içerisinde değil, ÖDP’yi oluşturan grupların kendi işleyişleri ve karar alma mekanizmalarında da var olması gerekliliğidir. Bu prensiplere sahip çıkılarak yapılacak tartışmalar, alınacak kararlar ve atılacak adımlar her ÖDP üyesinin, sempatizanın partiyi aynı şekilde sahiplenebilmesi, ÖDP’nin ve solun sorumluluğunu eşit şekilde üstlenebilmesi demek. Bir fikir kulübünden bir siyasî parti olmaya doğru alınacak yolun en önemli etaplarından biri de bu.

GENÇLİK GERÇEĞİ

Yukarıda bahsedilen çoğulculuğu, demokrasiyi, yeni bir solu ve yeni bir dili hayata geçirme noktasında ÖDP gençliğine ÖDP içerisindeki diğer kesimlere oranla çok daha fazla görev düşüyor. Neden? En başta geleceğe dair bütün tarifleri eski kuşaklara bırakmak demek ortaya çıkacak şeyin çok da yeni olmaması demek. ÖDP her ne kadar eski, yeni tüm kuşakların bu amaç etrafında biraraya gelişi olsa da, geçmişten bugüne kadar bir dolu tarih bırakarak gelmiş ve hafızalarında geçmişin izlerini (ki bu izler Türkiye gibi bir ülkede kolay kolay silinmez) taşıyan kesimlerin bugün düşünmeye ve politika yapmaya ve bugünü değerlendirmeye en baştan başlamaları, geçmişin gölgesinden kurtulmaları pek mümkün değildir. Bu şansa sahip olan, ÖDP’nin, solu ve solun dilini yeniden tarif etme iddiasını üstlenebilecek tek kesim gençliktir.

ÖDP içerisinde yer alan gençliğin gerçeği ise bu iddiaları sahiplenmekten oldukça uzak bir noktada bulunuyor. Nedeni gençliğin ÖDP ile ilişkisini nasıl kurduğunda yatan bir sorun bu. ÖDP az önce de söylendiği gibi farklı grupların biraraya gelişiyle kuruldu. Partiye katılımlar daha sonra da ve halen devam etmesine karşılık gençlik partiyle ilişkisini esas anlamda gruplar üzerinden gelme ve grup aidiyeti etrafında kurdu. Bu ilişki bir yanıyla partinin gerçeği olmasına karşılık bir yanıyla da üç yıl içerisinde gerek ÖDP açısından gerekse gençlik mücadelesi açısından pek de iyi sonuçlanmadı.

ÖDP’nin içinden bakılacak olursa, kuruluşundan bugüne geçen üç yıl içerisinde gençlik sesini parti içinde tam anlamıyla duyuramadı. Partinin yönetim organları içinde yer alan gençler siyasete yeni bir soluk getireceklerine ve gençliğin duruşunu duyuracaklarına (zaman zaman ‘bir duruş’ dahi pek gerçekçi bir ifade değil) sürüp giden tartışmalara pasif bir şekilde eklemlendiler. Gençlik bir yönüyle yeni fikirlere, ama bir yönüyle de geçmiş deneyimlerden etkilenmeye açık bir kesim. ÖDP içerisinde yer alan gençler de geçmişten fazlasıyla etkilendiler. Büyüklerinin sözcükleriyle konuştular, büyüklerinin verdikleri örnekleri verdiler. Büyüklerimiz tartışıp anlaşamıyorsa biz hiç anlaşamayız kompleksinden kurtulamadılar. Bu durum da iki sonuç yarattı. Birincisi, ÖDP bugünün siyasî nabzını tutma konusunda pek fazla yol alamadı. İkincisi, gençler kendi sözlerini söylemekten kaçındıkça üstü örtülü bir biçimde de olsa gençler adına söz söylenmeye devam edildi.

Bugünkü tablonun gençlik açısından pek de olumlu şekillenmemesinin bir nedeni de gençliğin ÖDP içinde veya dışında örgütsüz oluşudur. Çünkü gençliğin taleplerini ortaya çıkaracak, bu taleplerin sahiplerini biraraya getirebilecek bir birliktelik, bir örgütlenme yaratılamadığı için; ortaya kendi yaşamları ve gelecekleri üzerine söz söyleyemeyen dağınık bir grup çıkıyor. Böylece gençlik aslında ne kendini bir siyasî muhatap olarak görüyor ve ne de böyle algılanıyor.

ÖDP içerisindeki gençlerin bu yeni süreçte hata yapma pahasına düşüncelerini açıkça ifade etmeleri, yeni açılımlar sunarak bunların takipçileri olmaları ve de kendi örgütlülüklerini yaratmaları gerekiyor. ’70 kuşağı ’68 kuşağını nasıl bir yandan sahiplenip bir yandan da eleştirmişse, ’90 kuşağı da önceki kuşaklara eleştirilerini açık yüreklilikle yapmalı ve bu anlamda görevini yerine getirmelidir. Bilginin ve deneyimin bir yere kadar yerinde ve gerekli, ama bir yerden sonra da dayatmacı ve gençlerin hareket alanını daraltan otoritesi ancak böyle kırılabilir. Yani gençlerin ÖDP içerisinde ve de yönetim birimlerinde yer almaları yeterli değildir. Bu ancak sözünü söyleme ve karar mekanizmalarına aktif katılım sağlama ile birlikte anlam kazanabilir. Böylece siyaset bizler, yani gençler için, bir hobi olmaktan çıkıp kendimizi ve yaşamımızı dönüştürme uğraşı haline gelebilir.

ÖNERİLER

Yukarıda yapılan tartışmalar bir takım önerilerle toparlanabilir;

• ÖDP üç yıllık bir parti olarak algılanamaz. Onlarca yıllık birikime sahiptir. Yeni olan geçmişte birbirleriyle kavga eden, karşı kutuplarda yer alan grupları, fikirleri biraraya getirmiş olmasıdır. Bundan sonra yapılması gereken bunun öneminin bilincinde olarak kalıcılığı için emek harcamak. Çünkü bu birarada duruş kerameti kendinden menkûl bir birliktelik değil. Gerisinde yeni bir sol kavrayışa duyulan ihtiyaç var ve ÖDP’nin bu anlamda üstlendiği her açıdan zor bir görev.

Durumu şöyle somutlarsak, 18 Nisan seçimleriyle yeni bir sürece girmiş olan ÖDP’nin temeli atılmıştır. Şimdi önümüzde duran bu temeli sağlamlaştırmak ve inşaata başlamak. Siyasî tercümesi ise, ÖDP içerisinde önemli görüş ayrılıklarına yol açan konuları daha kararlı ve tartışmaya açık bir şekilde ele almak, çoğulculuk ve demokrasi prensiplerini gözardı etmeden bu konularda bugüne kadar söylenmiş sözleri aşan bir yerden yola devam etmek. ‘Katıl değiştirelim’ demek ancak değişimin yönünü daha iyi tarif etmek. Boş vaatlerde bulunmamak ancak sahip çıkacağımız talepleri çoğaltmak.

• ÖDP’nin yeni bir sürecini tarif etmek, politikalarını ve yönelimlerini yeniden ele alarak daha ileriye ve daha sola doğru ilerletmenin ötesinde; örgütlülüğünün niteliğini ve niceliğini arttırmayı da beraberinde getirmektedir. Bunlar aynı zamanda seçim sürecinin de hedefleriydi. Ancak ÖDP’nin seçim kampanyası dahil bütün faaliyetlerinin miladı seçimlerden önceki dönem olmadığı gibi miadı da 18 Nisan’da dolmamıştır.

Seçim sonuçları alınan oyların yarısına yakınının İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerden geldiğini gösteriyor. Bu gerçek de bize ÖDP’nin sesinin nerelere ulaştığını ve nerelere ulaşmadığını açık bir şekilde anlatıyor aslında. Bundan dolayı da ÖDP’nin örgütlenme zemini genişlemeye devam etmeli, ÖDP farklı renklerin katılımını ve temsilini cazip kılıcı hale gelme iddiasını sürdürmelidir.

• ÖDP’nin bundan sonraki dönemde siyasî arenada kendisine hakettiği yeri açabilmesi anlamında, gençlerin, daha fazla inisyatif alması ve siyasete yeni bir bakış getirme iddiasını sürdürmeleri gerekiyor. Çünkü gençlik, ÖDP’nin, solun ne demek istediğini, neyi anlatmaya çalıştığını kendi yaşamlarından verecekleri örnekleriyle en iyi gösterebilecek kesim. Bunun için gençlerin bir yandan ÖDP’ye sahip çıkmaları bir yandan da kendi başlarına yürüyebilecekleri zeminleri, örgütlülükleri oluşturmaları gerekiyor. Bu anlamda gençler olarak elimizde adım atmaya başlamak için çok önemli ve şimdilik kafi olan yaşamımıza ve geleceğimize sahip çıkma arzumuz var. Yapmamız gereken de bunu siyasete yansıtmaktan başka bir şey değil.