﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0"><channel><title>Birikim Güncel Makaleler RSS</title><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/rssmakale.aspx</link><description>Birikim Güncel Makaleler RSS</description><item><title>AKP 28 Şubat'ı Nasıl Yargılayabilir?</title><description>&lt;strong&gt;Ayşegül Kars Kaynar&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;28 Şubat sürecinin demokrasi adına yargılanabilmesi; doğrunun, iyinin ve demokrasinin ne olduğunu söyleyen ve yasalara bağlı olmayan bir hukukun canlandırılmasını gerektirir.  Böylesi bir hukuk harekete geçirildiğinde en azından bahsi geçen yasalar, onların dayandığı anayasal hüküm, onlara dayanan yönetmelikler; yasal hiyerarşi, yasa ile parlamenter irade ve parlamenter irade ile halkın egemenliği arasında zihnimizde kurduğumuz ilişki hallaç pamuğu gibi atılır</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=846</link><pubDate>16 Mayıs 2012 Çarşamba</pubDate></item><item><title>Şikenin "Değişen Görüntüsü" ve Futbolseverin Dramı</title><description>&lt;strong&gt;Umut Bekcan&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;Futbolsever şimdi, yıllarca Türkiye’de ve Avrupa’da mutlu memnun bir şekilde izlediği maçlardan endişe eder bir konuma geldi. Kendisini kandırılmış/aldatılmış hissediyor ve bunun daha önce kaç kez başına geldiği konusunda hiçbir fikri yok. Futbolsever şike/teşvik primi söylentileri çıktığında maçla ilgili dedikoduları, maçtaki pozisyonlarla birlikte düşünür, analizini yapar ve kararını verirdi</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=845</link><pubDate>11 Mayıs 2012 Cuma</pubDate></item><item><title>Lilith “Evcilleştirilirken”</title><description>&lt;strong&gt;Oktay Orhun&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;Sel Yayıncılık, edebiyat dünyasına yeni bir yazar kazandırdı: Esra Pekin. Pekin'in romanı, Yahudi mitlerinde Adem'in Havva'dan önceki eşi ve eşiti olan (kitaba adını da veren) Lilith anlatısının alternatif bir aktarımı. Özgün mitte Adem gibi o da topraktan yaratılmış, buna karşın Adem'in baskısına maruz kalmış, buna isyan etmiş ve nihayetinde tanrının söylenmemesi gereken adını söyleyerek yeryüzünde Kızıldeniz yakınlarında bir mağarada yaşamaya başlamıştır</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=844</link><pubDate>10 Mayıs 2012 Perşembe</pubDate></item><item><title>Marx'ın Mezarını Ziyaret Etmek</title><description>&lt;strong&gt;Ahmet Ataş&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;Marx işçi sınıfının tarih sahnesine çıkışına mülhem “Avrupa’nın üzerinde bir hayalet dolaşıyor” derken, ebedi uykusuna çekildiği mezarlığın da bir gün huysuz hayaletler ve ürkütücü vampirler tarafından istila edileceğini sezmiş miydi bilinmez, ancak “hortlak” mitosunun Highgate örneğinde çağdaş İngiliz toplumunun hayal dünyasında kültürel bir olguya ya da “büyülü bir gerçeğe” dönüştüğüne kuşku yok</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=843</link><pubDate>08 Mayıs 2012 Salı</pubDate></item><item><title>Üç Tarz-ı AB Siyaseti: Ulusalcı Laikler, Post-İslamcılar ve Kimlikçi Kürtler</title><description>&lt;strong&gt;Ali Balcı&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;1990’larda Türkiye dış politikası çalışan araştırmacıların çoğu İslamcı ve Kürt partilerin dış politika üzerindeki etkilerine ya “geçici” bir yer verdiler ya da bunları “anormal” kategorisine dâhil ettiler. 2000’li yıllara gelindiğinde ise, İslamcılara dış politika yazınında ayrılan yer önemli ölçüde artarken, birçok akademik metin post-İslamcılar  ve ulusalcı laikler arasında Türkiye dış politikası üzerinden yaşanan mücadeleye geniş yer ayırdı</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=842</link><pubDate>07 Mayıs 2012 Pazartesi</pubDate></item><item><title>1 Mayıs 1977</title><description>&lt;strong&gt;Ömer Laçiner&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;1 Mayıs 1977’de Taksim’de yaşananlarla ilgili olarak tarih, hafıza ve menkıbe kelimelerine sıkıştırılmış bir tartışma yürüyor. Aşağıda Haziran 1977’de Birikim dergisinin 28/29. sayılarında Ömer Laçiner tarafından kaleme alınan bir yazıyı okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=841</link><pubDate>04 Mayıs 2012 Cuma</pubDate></item><item><title>Onlar Ermiş Muradına</title><description>&lt;strong&gt;Utku Özmakas&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;Bir süredir Radikal İnternet baskısının sırf “tıklama” sayısı artsın diye Habertürk vb. sitelerden “çarpıcı” haberleri anasayfasına taşıdığı dikkati çekiyor. Bu türden haberlerin altındaki yorum kısmında ısrarla durumun Radikal’e yakışmadığını ifade eden kullanıcıların yorumlarının bir anlamı da olmasa gerek ki ...</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=840</link><pubDate>25 Nisan 2012 Çarşamba</pubDate></item><item><title>Duvar Dergisi Üzerine İzlenimler</title><description>&lt;strong&gt;Derviş Aydın Akkoç&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;Mart ayında, yeni bir edebiyat dergisi göründü: Duvar. Başat’ın sözünü ettiği, aslında Turgut Uyar’dan mülhem “efendimiz acemilik”, yani “amatörlüğün tözü” derginin ruhunu oluşturuyor bence. Peşinen söyleyeyim ki, bir okur olarak beni en fazla umutlandıran da dergideki bu amatörlük ruhu. Holding dergilerinin şaşaasına karşı, gösterişsizliği kılavuz etmiş bir dergi Duvar. Yazılar, şiirler, değiniler su gibi okunuyor, rahat ama bir o kadar da kışkırtıcılar</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=839</link><pubDate>19 Nisan 2012 Perşembe</pubDate></item><item><title>Futbol ve Irkçılık: Çoktular Ama Hiç Yoktular</title><description>: “Futbol sahici bir sosyal gerçeklikle, kendince bir bağ kurar. Futbol içi bağlamlarda meydana gelen hareket ve olaylar, daha geniş bir sosyokültürel sürecin aynasından ibaret olarak değil, bir toplumun, kendi merkezindeki ahlaki, siyasi ve varoluşa dair meseleleri ortaya koyma sürecinin bir parçası gibi değerlendirilmelidir.”</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=838</link><pubDate>18 Nisan 2012 Çarşamba</pubDate></item><item><title>Min Dît: Canevimizdeki Yalan İfşa Olurken</title><description>&lt;strong&gt;Yasin Aydınlık&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;Min Dît. Filmi bu denli önemli kılan, Türkiye’de Kürtçe çekilen ilk film olmasının yanı sıra, ilk kez bir Kürtçe filmin Altın Portakal Film Festivali’nde ‘ulusal’ yarışmaya dahil edilmiş ve yarışmadan ödülle dönmüş olması... Min Dît, anlattıklarıyla bizi köşeye sıkıştırmakla kalmamış, ‘ulusal’ sıfatlı bir yarışma kategorisinde yarışarak bu kategorinin varlığındaki garabeti de göz önüne sermiş, bize ‘ulusal’ı sorgulatmıştır...</description><link>http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=837</link><pubDate>16 Nisan 2012 Pazartesi</pubDate></item></channel></rss>
