Anasayfa > Güncel Yazılar > Bir Çağrı: On Altıncı Kez Sosyoloji Öğrencileri Kongresi!

Bir Çağrı: On Altıncı Kez Sosyoloji Öğrencileri Kongresi!

Ekrem Buğra Büte

27 Mayıs 2010

“…O vakitler gençlik deri pantolon, perma saçlar ve Marlboro eşliğinde türkü cafelerin delişmen rehavetini yaşamak arzusundaydı. 1993 yılında ODTÜ’de hocalık yapan Sibel Kalaycıoğlu’nun kanaat önderliğinde bir grup öğrenci, toplumsal ya da sosyal diyebileceğimiz fakat en temelde insani olan kaygılarla bir kongre düzenlemeye karar verdiler. Bu kongrenin adı Sosyoloji Öğrencileri Kongresi’ydi.”

Yukarıdaki satırlar www.sosyolojiogrencileri.org’da yer alan Sosyoloji Öğrencileri Kongresi’nin “tarihçe”sine ait. Gerek ilk ortaya çıktığı yıllar, gerek sürekliliğini sağladığı on altı sene boyunca koruduğu de facto dilini, bu yıl 5-7 Mayıs tarihlerinde on altıncı kez tartışmaya açmış kongrenin tarihçesine.

Sosyoloji Öğrencileri Kongresi, bu yıl 5-7 Mayıs tarihlerinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Toplamda yaklaşık 34 üniversiteye dâhil 800 öğrenci, Van’da bir araya geldi, 150 sunum, 3 atölye, 3 film gösterimi gerçekleştirdi. Üç gün boyunca Yüzüncü Yıl Üniversitesi kampus bahçesinden, sunum salonlarına, şehir merkezinden göl kıyısına kadar Van, Türkiye’nin sosyoloji öğrencilerine ev sahipliği yaptı. Van’da geçirilen üç gün, on altı yıldır sahip olduğu “çalakalem”, dinamik, amatör, kısmen kaotik, kısacası “öğrenci işi” sürekliliğini koruyan kongrenin kendisine dair ilgiyi bu yıl da, üstelik yeni mekânsal dinamikleri de bünyesine katarak diri tuttu.

“Öğrenci İnisiyatifi”

Sosyoloji Öğrencileri Kongresi, ilki ODTÜ’de olmak üzere on üç farklı üniversitede gerçekleştirilmiş bir öğrenci organizasyonu. Tüm bu seneler boyunca sunumu yapanın, organize edenin, tartışanın, okuyanın, yazanın, yatanın, kalkanın, yine tartışanın her daim öğrencilerden oluşturulduğu yapısı birçok açıdan yegâne belirleyici unsur. Bunun yanında “kongre”, herhangi bir sunî kontrol mekanizmasına sahip olmaksızın, sosyal bilime ilgi duyan herkesin fikrini tartışmaya açabileceği, konuşabileceği, tanışabileceği, esas itibariyle sözün kendisine değer atfeden bir platform oluşturma niteliği taşıyor. Zira bu kongrede sunumların değerliğini ölçen bir üst kurum da yok, sözün kendisine müdahale etme eğilimi taşıyan bir yönerge de. Bunun dışında katılımcılar açısından bir ortak güdümü bulunmadığı, bulunamayacağı da yine bu sebeple ilişkili açıklanabilir. Öyle ki bu konuda kendi yerleşikliğini yaratabilmiş, kendi ortaya koyduğu ortak bilinçliliği aktarabilmiş ve yaşatabilmiş bir varoluştan söz ediyoruz. Gücünü her zaman kolektif gerçekliğinden beslemiş, duruşunu yanındakiyle/karşısındakiyle tartışabiliyor oluşuyla ifade etmeye çalışmış bir varoluştan. Diğer yandan, düzenlendiği her sene, kongrenin “ne”liğine dair tartışmaları ortaya koymayı alışkanlık edinmiş, kendisine dair tartışmalara süreklilik kazandırarak yapısındaki dinamizmi daima muhafaza etmiş bir platform olma özelliği de bahsedilmesi gereken noktalardan birisi. Zira kongre, ilk dört sene yamacında taşıdığı “ulusal” sıfatını beşinci yıl Eskişehir’de “geleneksel”e çevirmiş, sekizinci sene İstanbul’da da “unvan”larından kurtulmuş, bugünkü halini almış. Bu anlamıyla da günümüz toplumsal gerçekliğinde on altı yıldır, tamamı öğrenci inisiyatifine dayalı olarak gerçekleştirilen bir duruş Sosyoloji Öğrencileri Kongresi.

Biraz da genel yapıdan bahsetmek gerekirse, genelde üç güne yayılmış, eşzamanlı sunumların ve atölyelerin gerçekleştirildiği, bu oturumların bir açılış ve –bir sonraki sene kongrenin düzenleneceği üniversitenin de belirlendiği- kapanış oturumuyla çevrelendiği bir çerçeveden bahsetmek mümkün. Kapanış oturumunda adaylığını sunan üniversiteler projelerini sunuyorlar ve her üniversitenin bir oy hakkına sahip olduğu oylama işlemine geçiliyor. En fazla oyu alan üniversite de sonraki sene kongrenin düzenleneceği mekân olarak belirleniyor. Gelecek süreç de genelde iki kez düzenlenen “temsilciler toplantısı” aracılığıyla destekleniyor ve ortak bilgi alışverişi sağlanmaya çalışılıyor. Gerisi ise malum, tekrar başa dönüş.

On Altıncı Kez!

Kongre, bu yıl, geçen sene İzmir’deki oylamada belirlenen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde, 5-7 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi. Tamamı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen sunum ve atölyeler arasında ikinci gün gerçekleştirilen “Toplumsal Hareketler, Tekel İşçileri Eylemi” ve kongrenin son gününde yer alan “Kürt Meselesi” oturumları özellikle öne çıkan, katılımın yüksek olduğu oturumlardı. Ayrıca kongre boyunca devam ettirilen interaktif oturumlarda öğrenci ve üniversite sorunları üzerine tartışmalar yürütüldü, “ne yapılabilir” sorgulandı. Bu doğrultuda üniversiteler, tartışmayı diri tutmak ve gündeme zamansal bir süreklilik katabilmek adına konuyu kendi şehirlerinde tartışma ve kongreden sonra da iletişimde olma kararı aldılar.

Kongrenin gelecek sene hangi üniversitede düzenleneceği ise her zaman olduğu üzere Kapanış Oturumu’nda belirlendi. Sakarya Üniversitesi, Ankara ve Hacettepe Üniversiteleri (ortak) ve Dicle Üniversitesi, XVII. Sosyoloji Öğrencileri Kongresi’ni düzenlemek için adaylıklarını sundular. Tüm katılımcı üniversitelerin katıldığı oylama sonucunda Dicle Üniversitesi gelecek sene kongreyi düzenleme inisiyatifini kazandı. Sonuç itibariyle XVII. Sosyoloji Öğrencileri Kongresi Diyarbakır’da gerçekleştirilecek.

2008’de İstanbul’dan beri olabilirliği ve üniversitede uygulanabilirliği tartışıla gelen, sunumların çok dilli olarak gerçekleştirilmesi hususundaki tartışmaların bu yılki bölgesel dinamizmi de bünyesine katarak devam ettiğini söylemek mümkün. Kongrede gerçekleştirilen 140 sunumun (son anda iptal olanlar öncesinde bu sayı 180’i buluyordu.) 20 kadarı “Kürt Meselesi”yle ilgiliydi ve bu son birkaç senedir kongre katılımcılarının aşina olduğu bir durum. Buradan bakacak olursak sunumların anadilde sunulabilmesi hususunda pratik anlamda iki engel bulunuyor: simültane çeviri için yeterli teknik ekipman ve esas önemlisi üniversite rektörlüklerinin konu karşısında takındıkları görmezden gelici tavır. Aslında bu durum bir anlamda, bu yıl kongre için öngörülen toplam katılımcı sayısının neredeyse yarısından daha azına ulaşılabilmiş olmasıyla ilişkilendirilebilir. Çoğu rektörlük, son dakika kararlarıyla öğrencilere ayrılan ödenekleri ödememe kararı alarak veya daha gizil yaptırımlar devreye sokarak kongreye katılımı bir noktada engellemeye çalıştı. Nicel anlamda başarılı olduklarını söylemek de mümkün. Bu bağlamda Türkiye’deki birçok üniversite yönetiminin tekrar tekrar üretmekte bir beis görmediği, kaçınan ve engel olucu tavrın önümüzdeki kongrelerde de önemli bir gündem maddesi olacağını öngörmek çokça mümkün.

Başlığa dönecek olursak. Bu metin, on altı yıldır sosyoloji öğrencileri tarafından örgütlenmeye devam edilen, ettirilen bir “öğrenci organizasyonu”nun varlığına dair bir ses çıkarmak, daha da önemlisi sosyolojiye, topluma, “sosyal” olana ilgi duyan herkesi gelecek sene bu vakitlerde Diyarbakır’a çağırmak için bir kongre katılımcısı tarafından kaleme alındı. Sosyoloji öğrencileri bu yıl Van’daydı, gelecek sene Diyarbakır’da olacak. Sonrasına ise hep birlikte karar vereceğiz. Anlamak ve mümkünse anlamlandırmak için.