Anasayfa > Güncel Yazılar > Lilith “Evcilleştirilirken”

Lilith “Evcilleştirilirken”

Oktay Orhun

10 Mayıs 2012

Geçtiğimiz Mart (2012) ayında Sel Yayıncılık, edebiyat dünyasına yeni bir yazar kazandırdı: Esra Pekin. Pekin'in romanı, Yahudi mitlerinde Adem'in Havva'dan önceki eşi ve eşiti olan (kitaba adını da veren) Lilith anlatısının alternatif bir aktarımı. Özgün mitte Adem gibi o da topraktan yaratılmış, buna karşın Adem'in baskısına maruz kalmış, buna isyan etmiş ve nihayetinde tanrının söylenmemesi gereken adını söyleyerek (bu aynı zamanda cennetten çıkışın da anahtarıdır) yeryüzünde Kızıldeniz yakınlarında bir mağarada yaşamaya başlamıştır. Havva bunun üzerine Adem'in kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Lilith, Babil ve Sümer mitlerinde de kendisine karşılık bulur, vs. İlgili kitabın tanıtımlarından birini Melisa Kesmez, Sabit Fikir dergisinde (ve internet sitesinde) gerçekleştirdi. Derginin (ve sitenin) editörleri metin görseli olarak John Collier'in 1892 tarihli Lilith'ini seçmişler. İlginçtir, Selahattin Yıldırım'ın derlemesi ve çevirisiyle Dünya Kadın Şairlerinden Kadınlık Halleri kitabı da Agora Yayınları'dan yılın başında çıkmıştı; kitabın kapağına ise bir başka Lilith, Dante Gabriel Rossetti'nin Lady Lilith'i yerleştirilmişti.

/

Günümüz düşünürlerinden, geç kapitalizmin kültür mantığı olarak postmodernizmi tanımlaması/açımlamasıyla ün kazanan Marksist kültür ve edebiyat kuramcısı Fredric Jameson, 1938 yılında Moskova'da Almanca olarak yayımlanan ve sürgündeki anti-faşist yazarların yayın organı olan Das Worth dergisinde başlayan Dışavurumculuk tartışmasını değerlendirmeye naif ama etkili bir tespitle başlar: “Gereken dersleri almasını bilmeyenler için tekerrür eden yalnızca siyasal tarih değildir.”[1] Bu bağlamda, bu metin de, değinilen resimlerin içinde üretildikleri akımın (Ön-Raffaelocuların) Lilith temsillerine odaknarak; yazınsal olanla ilgilenen ve hatta onu üreten/denetleyen kesimlerin kendi alanları dışındaki yaratımlara yaklaşımında çoğunlukla açığa çıkan kötümser ve aklıcı ironinin tabiî sonucunun sanata ahil olamama, olsa da onu soğurma ve etkisiz kılma olduğunu göstermeye çalışacak. Üstelik yazınsal alana dair hiçbir şey söylemeden, sedece bu Lilith temsillerini çözümlemeye, onların ideolojik göstergelerini açığa çıkarmaya çalışarak...


Victoria devri İngiltere'sinde William Holman Hunt, John Everett Millais ve Dante Gabriel Rossetti tarafından 1848 yılında kurulan -ki bu yıl Komünist Manifesto'nun yayımlandığı ve Avrupa'nın işçi ayaklanmalarıyla sarsıldığı bir yıldır- Ön-Raffaelocu [Erkek] Kardeşlik'inin (Pre-Raphaelite Brotherhood) durumu; endüstri devrimi sonrası ortaya çıkan moralist ve kitlesel üretime karşı grupların genel kavramsal çerçevesi içinde değerlendirilebilir: Bu sanatçıların tutumu, kurgusal, tarihsel ya da hayali bir konunun önemli ölçüde ikna edici bir yanılsamayla mekanik dünyadan daha gerçek olarak temsil edilmesidir.

Ön-Raffaelocular hakkında W. H. Gombrich, içtenlik endişesinin ve resmî sanatın yapmacıklığına karşı duyulan tahammülsüzlüğün, bir grup İngiliz ressamının farklı bir yol izlemesine neden olduğunu dile getirerek başlar değerlendirmesine ve akabinde ekler: “Bu sanatçılar, sanatın böyle tehlikeli bir çıkmaza saplanış nedenleri üzerinde kafa yordular. Akademilerin ‘Büyük Tarz’ adı verilen Raffaello geleneğini sürdürme iddiasında olduğunu biliyorlardı. Eğer bu doğruysa, sanat Raffaello ile birlikte yanlış bir yola sapmıştı. Doğayı ‘idealleştirmek’ için kullanılan yöntemleri göklere çıkaran ve güzelliği elde etmek için gerçeği feda edenler Raffaello ve izleyicileriydi. Eğer sanat ıslah edilecekse, o zaman Raffaello'dan önceki dönemlere, sanatçıların ‘dürüstlük’lerini yitirmediği, doğayı aynen taklit etmek için ellerinden geleni yaptıkları ve dünyevi çıkarlar yerine Tanrı'nın zaferine inandıkları zamanlara dönmek lazımdı.”[2] Grubun önde gelen üyelerinden Dante Gabriel Rossetti'nin kardeşi William Michael Rosetti'nin ilkesel açıklamalarında da bu anlayış kendini gösterir: “Anlatılacak gerçek (öykünme olmayan) düşüncelere sahip olmak. Bu düşüncelerin nasıl dışa vurulacağını anlamak için doğayı dikkatle incelemek. Daha önceki sanatta dolaysız, ciddi ve yürekten olana duygudaş olmak, ama gelenekselliği ve gösterişçiliği, ve aynı zamanda ezberle öğrenileni ise dışlamak. Hepsinden önce baştan sona güzel resimler ve yontular yapmak.”[3]

/

Bu anlayışın ürettiği temsillerin tipik bir örneğini editörlerimizin de seçimi olan Dante Gabriel Rossetti'nin LadyLilith tablosu (Görsel 1.) oluşturmaktadır: Bugün Delaware Sanat Müzesi'nde konumlanan tuval üzerine yağlıboya 96.5cm×85.1cm'lik bu eserin tarihlemesi 1866-1868 ve 1872-1873. Bu ikili tarihleme eserde model olarak kullanılan yüzün değiştirilmesinden kaynaklanır: İlk model Fanny Cornforth (y.1835-1906) iken resimdeki yüz Alexa Wilding'inkiyle (y.1845-1885) değiştirilmiştir. Delaware Sanat Müzesi eser kataloğuna Ön-Raffaelocularda güçlü kadın simgelerinin sık bir şekilde kullanıldığını dile getirdikten sonra şu ifadelere yer veriyor: “Sanatçı ikonik bir Lilith gösteriyor, uzun, akan saçlı bir Amazon gibi.”[4] Bir Amazon gibi(!) Tablonun yapıla gelen yaygın yorumu bu şekilde... Yerleşik kadın algısının dışında bir profil çizen, erkekler gibi savaşan, serbest cinsel ilişkiler yaşayan, evliliği ve çocuğu reddeden, hatta savaşmak ve çocuk sahibi olmamak için cinsel organlarına müdahale eden Amazonlar mitinin efsanevi Atina kralı Theseus tarafından yenilgiye uğratıldıktan sonraki halleriyse kastedilen, sözgelimi Antik Yunan'da ticari seks hizmeti veren kadınların en alt tabakada genelevde çalışan ilk grubu (bu statüde toplam üç grup vardır), genellikle kendilerine deikteriades denilen ve ağırlıklı olarak İonia kentlerinden getirilen köle kadınlardan biriyse Lilith,belki! Ama hayır, kesinlikle erkek egemen toplumsal cinsiyetin dışına çıkan, kendisiiçinvarolan bir kadın tasviri değildir bu tablodaki...

/

Fred S. Kleiner, Gardner'sArtthroughtheAgesAGlobalHistory'de, Rossetti'nin önemli bir özelliğinin belirgin bir duygusal cazibe ile ruhani güzellik arasında açığa çıkan zıtlığın yansıtıldığı çok sayıda kadın portresi olduğuna dikkat çeker. Ayırca BeataBeatrix tablosundan hareketle eserleri her ne kadar hayali de olsa ressamın tablolarında kendi yaşamını yankıladığına kısaca değinir.[5] Lady Lilith tablosu da özyaşamöyküsel özellikler taşımaktadır: Rossetti'nin sevgilisi olan kırsal bölgeden ve işçi sınıfından gelen, "kaba" aksanı ve “varsayılan” eğitim eksikliği ile Rossetti'nin çevresince yadırganan resmin ilk modeli Fanny Cornforth'dan, yine alt sınıf kökeni olmasına karşın bir piyano yapımcısının kızı olması ve okuma yazma bilmesiyle ayrılan Alexa Wilding'e geçiş: Bu geçiş -Antik Yunan'a geri dönersek- bizi seks hizmeti veren ikinci kadın grubuna getirir: Bu grup auletrides adı verilen flüt çalmak, dans etmek gibi yetenekleri olan, özel eğitim almış kadınlardan meydana gelir. Zengin sınıftan erkekler tarafından tercih edilen auletridesler köle statüsünde olmalarına rağmen görece daha özgür yaşama şansına sahiptiler. Helenistik dönemde Mısır hükümranı Ptolemaios ve Makedonya kralı Demetrios’un ilgisini çeken ve gözdesi olan Lamia gibi.

Bu noktada Rosetti'nin asistanı Henry Treffry Dunn'un, resmin yeni modeli Wilding'i bir Sfrenks'e benzetmesi de anlam kazanır. Ona göre “uysal dış görünüşünün içinde derin bir kuyu gibi her zaman belli belirsiz bir cevap bekleyen” bir ifadesi vardır Wilding'in.[6] Lilith için ideal bir yüz tanımı... Zira, Ön-Raffaelocularda “güçlü” kadın simgelerinin sık bir şekilde kullanılmasının bir yansımasıdır bu tanım: Freudyen bir yaklaşımla bunun tersine çevirme (reaction-formation) olduğu iddia edilebilir pekâla. 1933’te yayımlanan Virginia Woolf'un “Flush: Bir Biyografi” adlı kitabı, Victorya devrinde kadınlara yapılan baskıları bir köpeğin gözünden anlatır. Bu baskı Victoria devri ahlâkçılığının tabiî bir sonucudur. Ken Baynes ToplumdaSanat kitabının bir yerinde, bizi Victoria dönemi ahlâkçılarından çok o dönem pornograflarına daha bir sempati duymaya yöneltenin, baskı kültürü ile suçu tatmin kültürü arasındaki bağlantı olduğunu dile getirdiğini anımsarsak, LadyLilith tablosunda da bizzat baskının müessisi bir erkeğin Lilith’i tam da bu bağlamda deyim yerindeyse evcilleştirdiğini görürüz. Benzer bir şekilde aynı akımdan John Collier'in 1892 tarihli Lilith'i (Görsel 2.) bir eliyle saçlarını kaldıran diğer eliyle kendisi saran yılanı okşayan ve belirgin bir arzu ifadesi ile boynunu yılanın başına yaslamış çıplak bir kadın temsili sunar bize. Oysa Lilith tasvirleri (ya da daha doğru bir ifadeyle Lilith olarak da yorumlanabilecek tasvirlerin çoğunda) çoğunlukla yılan ve kadın yekparedir. Sözgelimi, ilk dönem Flaman ressamlardan Hugo van der Goes'un 1470 tarihli Güz:AdemveHavva'nınYılanTarafındanKandırılması (Görsel 3.) tablosunda olduğu ya da daha bilinik bir örnek olarak Michelangelo'nun Sistine Şapeli'lindeki CennettenKovuluş (Görsel 4.) freskinde olduğu gibi... Kuşkusuz bu örnekler de kaba bir patriyarkal bakışı temsil eder ama en azından erkeğin düşmanca tavrı “düşmanının” varlığını kabul etmektedir. Collier'in temsilindeyse kadın ve yılan (kadın ve kötülük, şeytansı olan) ayrılmış, kadın -belirgin bir şekilde kendisini saran- yılanı sevmek zorunda bırakılmış, şehvetle ve -kuşkusuz erkek için duyması beklenen- cinsel arzuyla teslim alınmıştır. Bu tarzdaki temsillerin yakın dönem popüler bir örneğini de Natassja Kinski'nin model olduğu 1981 yılında Vogue Paris için Richard Avedon tarafından çekilen fotoğraf örnekler... (Görsel 5.) Rossetti'nin LadyLilith'ine dönecek olursak tablodan narsistik ve metalaşmış güzelliği temsilini okumak, bu bağlam içinde hiç de zor olmaz.

/

Akademizme kapılıp daha geleneksel bir yaklaşımı benimsesek, sözgelimi Heinrich Wölfflin’in prensiplerinden hareketle resme bakarsak; çizgisel-boyasal (gölgesel) ayrımın izleyici zorladığını fark ederiz. Zira, bu resimde figür çizgisel olarak öne çıkarken nesnelerde bu konturlar oldukça silikleşmektedir. Lilith nispeten gürbüz tasvirinin hakim olduğu kalabalık bir alanın önünde betimlendiğinden, düzlem-derinlik ayrımında resim düzlemsel yorumlanabilir: Düzlem kompozisyonunda bütün dikkat, sahnenin önüne paralel, birbiri ardına sıralanan düzlemlere çevrilidir. Bu bağlamda resim kapalı biçimi de muhafaza eder lakin çokluktan birliğe geçiş de sağlanmıştır. Buna karşın resim, bir portre özelliği de taşımasına karşın göreli açıklık içerisindedir: Özellikle resimdeki mumdan yansıyan son derece tuhaf ayna tasvirinde bu görelilik belirginleşir. Bu görelilik aynanın gördüğünün yorumlanmasında da kendini gösterebilir: Görünen bir yaban doğa mıdır, yoksa evcil bir bahçe mi? Belki de resme bakan erkek henüz cennettedir. Buna karşın karanlığın içinde izleyiciyi erkeği kandırmayı arzulayan ve bu arzusunu yine kendisini erkek için “izleyerek” perçinleyen bir kadındır Lilith. Bir parça kinayeli, negatif ve ironik bir anlamdır bu. Ama benzer şekilde göğüsler, baş ve boyun arasında faklılaşmamış cildin ölü bir alanmışcasına erimesinin saçların canlılığı ile kesin bir zıtlık oluşturması da bu anlamı destekler. FeminisimandWomen'sStudies'de Amy Scerba'nın bu tablo üzerine çalışmalarında bu Lilith'i önceki tasvirlerden ayıranın onun ezici güzelliği değil, ahlaki suçlulukla ezilmiş öncelikli odak oluşu olduğunu vurgulaması boşuna değildir.[7]

/

Umberto Eco, GüzelliğinTarihi'nin Tersine bölümünde dekadan duyarlılığın bir örneği olarak LadyLilith'i kitaba yerleştirir. Bölümle ilgili tespitlerindeyse şu ifadelere yer verir: “Kadın, muzaffer Kötülük, İblis'in ete kemiğe bürünmüş hali, sevgi ve doğallıktan uzak olduğu için doyumsuz, yozluğun izleriyle güzel, günahkâr olduğu için arzulanabilir görülmüyorsa; düşlendiğinde sevilen kadınlığın değiştirilmiş doğasıdır: o, Baudelaire'in düşlerindeki mücevherli kadın, mücevher kadın veya çiçek kadın'dır, sadece yapay bir modelle, bir tabloda, kitapta ya da efsanede ideal atasıyla karşılaştırıldığında tüm çekiciliğiyle açığa çıkan D'Annunzzio'nun kadınıdır.”[8] Rossetti'nin bu resmin sonetinde de hem övdüğü hem de yerdiği saçların erkekler için bir kastrasyon sembolü olduğu düşünüldüğünde Feminist yazarlardan Elizabeth G. Gitter'in ThePowerofWomen'sHairintheVictorianImagination'da “Daha bol/gür saç, güçlü bir cinsel daveti ima ediyor,” demesi işte bu bağlamda önem kazanır; zira kısmen kaybedilmekte olan aristokratik iktidarın Victoria devri orta sınıf yasakları ve ikiyüzlüğüne karşı oluşan, gecikmiş bir ludist hareketin çartist eğilimlerle birleşmesinin bir sonucu gibidir bu resim, siyasal olarak kendi mutlak ifadesini artsandcrafts akımında, William Morris'ta ve onun ortaçağ loncalarının üretim biçimine tapan “iyi”, “ahlaklı” ve dürüst İngiliz sosyalizminde bulacaktır kendisini... Lilith'ler “evcilşetirilecek”, yeni orta-sınıf aileler kutsanacaktır. Ve yıllar sonra kitaplar kapaklarına, internet siteleri sayfalarına bu “evcil” Lilith'leri taşıyacaktır...


[1] Fredric Jameson, “Sonuç Yerine Bazı Düşünceler”, Estetik ve Politika içinde, çev. Ünsal Oskay, Eleştiri Yayınevi, Eylül 1985, İstanbul, s. 300.

[2] E. H. Gombrich, Sanatın Öyküsü, çev. Erol Erduran ve Ömer Erduran, Remzi Kitapevi, Eylül 2004, İstanbul, s. 512.

[3] Akt. Timothy Hilton, The Pre-Raphaelites, Oxford University Press, 1970, s. 46.

[4] Url: http://www.delart.org/collections/preraph/lady_lilith.html

[5] Fred S. Kleiner, Gardner's Art through the Ages A Global History, Wadsworth Press, 2011, s. 810.

[6] Henry Treffry Dunn, Recollections of Dante Gabriel Rossetti and his circle, ed. Mander, 1984, s. 46.

[7] url: http://feminism.eserver.org/theory/papers/lilith/ladylil.html

[8] Haz. Umberto Eco, Güzelliğin Tarihi, çev. Ali Cevat Akkoyunlu, Doğan Kitapçılık, Nisan 2006, s. 342.