Anasayfa > Güncel Yazılar

Gazetecilikte Alternatif Yol Var mı?

21 Haziran 2018

Şevket F. Erbay

Gazetecilik, iki büklüm olmuş “Aman Efendimcilere”, hüngür hüngür ağlayarak af dileyen holding patronlarının tekeline bırakılmayacak kadar hayati bir meslek. Dolayısıyla evrensel standartlarda gazeteciliğin boğulduğu ortamda öncelikle nefes alacak kanalları açmak gerekiyor. Neler yapılabileceğine...

Ne “Cumhur” Ne “Millet”: Kürtlerin Seçimi, Seçim Sathı Maili

20 Haziran 2018

Tuncay Şur

Çözüm sürecini takip eden savaş ve yıkım ve nihayet yeniden seçim dönemi boyunca partinin “kudretli” devletin tüm zoruyla karşı karşıya kalmasına rağmen yine de barajı geçtiğinin de altını çizmek lazım. Ancak Kürt meselesinin çözümü ile baraj arasında kurulan zımni ilişkisellik 1 Kasım’dan sonra ...

Hakikat, Kanaat, İmaj: Cinsel İçerikli Seçimler

19 Haziran 2018

Özgür Taburoğlu

Duyuları kapanmış, hakikatin büyük ışığına ya da başka yerel ışıklara olsun, farklı ışıklara, seslere dirençli, ezberden konuşan, kalıp ifadelere başvuran bir kalabalık için duyulur olmaya çalışıyorlar. Ama hakikat ve hatta kanaatler, imajlarla yer değiştirdikçe, artık herhangi bir ışıklanma, ses...

Devlet Destekli Bir Ölü Diriltme Ayini: İslâmi Rönesans Çabaları

18 Haziran 2018

Doğancan Özsel

Geçen on altı yılda kurulamayan kültürel hegemonyayı tesis etmek rejiminin kızıl elmalarından birisi. Erdoğan konuşmalarında sıklıkla bu konuya dikkat çekerek kendi tabanına kültürel alanda muktedir olma çağrıları yapıyor. Bu çağrılara en derli toplu karşılığı verenler ise Erdoğan rejiminin koruy...

Ayşe Şasa’nın Mektupları

16 Haziran 2018

Asım Öz

Ayşe Şasa, Engin Deniz Akarlı’ya 1991 yılının ilk yarısında “Sevgili Enginciğim” hitabıyla bir dizi mektup yazar. Bu mektuplar, bir yandan onun varoluş mücadelesini diğer yandan da o yıllardaki okuma serencamını, entelektüel ilgilerini ve dostluklarını ortaya koyar. Mektupların belirgin yönlerind...

Kovaladıkça Kaçan Hukuk Böceği misin?

14 Haziran 2018

Zehra Çiğdem Özcan

“Kimsenin vakti yok, durup ince şeyleri düşünmeye,” demişti Gülten Akın. Belki kallavi şeyleri düşünmeye de vakti yok, hukuk gibi. Ama konu hukuksa sorun vakitsizlikten ziyade hukukun kendisine ilişkin olabilir. Başımız yargıyla derde girmediği sürece, hastalanmadığımız takdirde bedenimizde olup ...

Şimdi ve Burada: Dun

13 Haziran 2018

Begüm Sönmez

Dun’da, biri Ermenistan’dan biri Türkiye’den iki dansçı, Ani kentinde dans ediyorlar. Kars’ta yer alan Ani’nin tarihi çok eskilere dayanıyor. Ortaçağ’a gelindiğinde kent, Ermenilerin egemenliği altındayken, daha sonra Bizans’ın eline geçmiş, 11. yüzyılda ise Büyük Selçuklular tarafından alınmıştı...

Sanatçının Fil Dişi Kulesi ve Kozmos

13 Haziran 2018

Eşref Adnan

Değişen zaman “aktüel hayat”a yeni bir biçim verirken beraberinde kavramların da anlamını ve işlevini sarsıyor. Bu her “muğlak” dönemde tomurcuklanan durum, kavramları “şüphe”ye bulanmış sorulara tabi tutuyor ve “yeni yorum”larla boyutlandırıyor. Yaşadığımız “hızlı” hayat, XIX. yüzyılın “köhnemiş...

İki Fotoğraf: Kutsallık İllüzyonu ve Kentsel Dönüşümün Derinliği

11 Haziran 2018

Kasım Ocak

Türkiye’de imar faaliyetleri yıkım faaliyetleri ile ayrılmaz bir bütün teşkil ediyor. Öyle ki yukarıdaki alıntıda da görüleceği üzere Türkiye’deki ilk belediye imar faaliyetlerine bir yıkım ile başlamış. Özellikle İstanbul’un imar tarihine göz atıldığında hemen her yöneticinin imar faaliyetlerine...

Şeytanlaşmadan...

08 Haziran 2018

Oktay Orhun

Tüm bunlarla birlikte, öncelikle ve mutlak suretle kitlelere peşinden gidecekleri acil somut talepler ve bu taleplerin sloganlarını vermek gerekir. Zenginleştirilip çeşitlendirilmesi gerekirken anlamsızca vazgeçilen “Hak, Hukuk, Adalet!” sloganı yerine, tüm muhalefetin kendiliğinden bir talep ola...

Direnişi Hatırlamak (II): Çıplak Hayatların En Çıplağı

06 Haziran 2018

Sanem Su Avcı

Örgütlülüğün suç kabul edildiği, polise kimlik sormanın hadsizlik olarak görüldüğü bir dönemde sokakta var olabilmek için ihtiyaç duyulan meşruiyet; sokakta direnen insanların mükemmelen masum, örgütsüz ve kendilerinden başka herkes için zararsız oldukları fikrine dayanarak sağlanabilmiştir. Anca...

Taşra Postası / Çiftçi'nin Derdi

04 Haziran 2018

Mustafa Çiftci

Babam ziraat mühendisiydi. Bir devrin gözde mesleği olan daha sonra sayısalı zayıf öğrencilerin çaresizlikten okuduğu bir bölüm mezunuydu yani. Babamın tarım, çiftçimiz, köylü üzerine tespitleri, hatta kitap çalışmaları vardı. Kitaplar basılmadı. Sadece daktilo edilip teksir ile çoğaltılmış ve he...