CHP Nedir?

Ahmet İnsel

06 Nisan 2008

Türkiye'de siyasal partileri günümüz dünyasının siyasal kriterlerine göre değerlendirirken, genellikle çok fazla zorlanmayız. AKP, MHP, DYP, ANAP, DTP ve diğerleri, Türkiye toplumunun ve bu ülkenin tarihinin getirdiği özellikleri de içeren, ama çok partili rejimin uzun yıllardır yürürlükte olduğu başka toplumlardaki insanlara tarif etmekte çok zorlanılmayacak partilerdir. Benzerleri, üç aşağı beş yukarı o ülkelerde de bulunur. Adı geçen partilerin kendilerini tanımlamak için kullandıkları sıfatların önemli bir kısmı, o partilerin yöneticilerinin ve parti üyelerinin çoğunluğunun gerçekten inandığı, benimsediği ve siyasal davranışlarına yansıyan değerlerdir. Muhafazakârlık, liberallik, milliyetçilik, hür teşebbüsçülük, hürriyetçilik, merkeziyetçilik, çokkültürcülük gibi farklı ilkelerin siyasal söylemlerinde ve davranışlarında izleri açık biçimde yer alır.

Buna karşılık günümüz siyasal yaşamında son derece önemli bir rol oynayan bir siyasal partiyi, çok partili yaşam geleneği olan başka bir ülke yurttaşına tarif etmekte zorlanırız. Hadi başkasına tarif etmeyi bir kenara bırakalım, kendimize tarif etmek hiç kolay değildir. Bu parti kendini sosyaldemokrat olarak tanımlar. Sosyalist Enternasyonal üyesidir. Türkiye'de siyasal dağılımı sağdan sola bir yelpaze biçiminde çizecek olsanız, eliniz ister istemez bu partiyi yelpazenin sol tarafına koyar. CHP, programına bakarsanız, yöneticilerini dinlerseniz, parti üyelerine sorarsanız, Türkiye'nin tarihi ve özgün sol partisidir. Günümüz evrensel siyasal etiketlerine göre, sosyaldemokrat bir parti olduğu iddia edilir.

HEM HALK, HEM DEVLET

İşte bu iddia, CHP konusunda kuş mudur, deve mi? sorusunu gündeme getirir. Türkiye'yi bilmeyen, tek parti yönetimi tecrübesi olmamış bir kişiye CHP'yi anlatmak kolay değildir. Özellikle benimsediği sıfatlarla günümüz CHP'sinin aldığı tavırlar, işlediği temalar, karşı çıktığı girişimler arasındaki bağın kurulabilmesi için sizin uzun bir tarihsel geri dönüş yapmanız gerekir. Bu arada günümüz CHP'si gözden kaybolur ve kendinizi otoriter Türkiye Cumhuriyeti tarihini anlatırken bulursunuz.

CHP, Türkiye'nin gerçekten özgün siyasal partisidir. Kendini hem halk hem devlet olarak gören, tepeden veya otoriter modernleşmenin zamanının daha geçmediği bir dönemin nostaljisiyle zihin dünyası dağlanmış bir partidir. Dünya ve toplum değiştiği için, kendini ortanın soluna yerleştirmiş, çok daha sonra, sosyaldemokrat olarak tanımlanmanın kendine yakışacağına karar vermiş bir partidir. Kendisi, zihin dünyası, değerleri değiştiği için zaman içinde sosyaldemokrat olmadı. Toplum ve dünya değiştiği için, ona ayak uydurur gibi yapmak için etiket değiştirdi.

Bu nedenle, bugün CHP'nin Sosyalist Enternasyonal üyeliği çürük diş gibi sırıtıyor. 2006 yılında, aşırı sağ ve milliyetçi parti ile hükümet koalisyonu kurduğu için Sosyalist Enternasyonal üyeliği 10 ay askıya alınan Slovak Sosyal demokrat Partisinden daha fazla sırıtıyor.

Murat Çelikkan, Baykal istifa çığlıklarının parti içinde ayyuka çıktığı yerel seçimler sonrasında yaptığı bir değerlendirmede, bu CHP'nin sadece kendine özgü bir parti olmadığını, kullandığı kavramların tanımını da kendine özgü biçimde yaptığını gösteriyordu (Radikal, 14.4.2004). CHP'nin, bütünüyle değişim karşıtı, var olan statü ve yapıların korunmasından başka bir şey talep etmeye ne soluğu ne de tahayyül dünyası izin veren bir parti olduğunu, 2004 sonrasında daha açık biçimde gördük. Siyasal alanda varlığını, koruma ve kollama misyonuna indirgeyen, koruduğu ve kolladığı şeyin arazlarını sorgulamaya mecali veya cesareti olmayan ya da buna ihtiyaç bile hissetmeyen bir statüko partisi, CHP.

Sosyal demokrat mı, tartışılır ama kesinlikle milliyetçi. Üstelik az buz değil. Günümüz dünyasında değişimin, küreselleşmenin sorunlarına ve Türkiye'deki asli sorunlara bulunacak çözümlerin milliyetçi bir tepki uyandırdığını görerek, zaten damarlarındaki kanda bol bulunan milliyetçiliğe daha sıkı yapışıyor. Çelikkan, 2004'te, CHP işi sosyaldemokrasinin, kendisine bugüne kadar bir şey kazandırmadığını düşündüğü için, değişim, barış, dayanışma gibi kavramlara cüzzamlı muamelesi yapan, statüko, savaş ve milliyetçilik çizgisinin sağlam sularında seyretmeyi tercih ettiğini belirtiyordu. Aradan geçen dört yıl CHP'nin bu konuda nasıl kararlı olduğunu gösterdi. Temmuz hezimeti sonrası Baykal istifa bağırışları da sadece bir ritüeldi.

İnsan odaklı olmayan, toprak, strateji ve statüko merkezli olan bu CHP sosyaldemokrasisi, tam bu nedenle politika üretme özürlüdür. Politikadan anladığı, parti içinde lider sultasını pekiştirecek manevralar, parti dışında da muhalefet yapıyor gözükmek için bağırıp çağırmaktır.

FENA HALDE STATÜKOCU

Kanında bir miktar sosyallik izlerine rastlanan CHP'nin, demokratlığı ise bütünüyle sahtedir. 28 Nisan 2007 sabahı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Genelkurmay Başkanlığı'nın gece yarısı internet sitesine koyduğu basın bildirisinin her satırına katıldığını açıklarken, CHP ve demokrasinin yan yana gelmesi mümkün olmayan iki kavram olduğunu gösterdi. O muhtıradan sonra, oh, be! deyip uzun bir dönemden beri ilk kez o gece huzur içinde uyuyanların partisidir

CHP

CHP, ceza kanununun 301. maddesinin değiştirilerek, ifade özgürlüğünün güvence altına alınması tartışmalarında, bütünüyle statükocudur. İşi ona bıraksanız, neredeyse daha da yasakçı olur. AB uyumu yönünde yapılan düzenlemeler, günümüz CHP yöneticileri, yani sadece Baykal değil, Öymen, Sav, Özyürek ve şürekası için Sevr'in geri getirilmesi, kapitülasyonlar verilmesi, ülkenin yabancılara peşkeş çekilmesidir. Kıbrıs'ta yegane amaç, KKTC'nin bağımsız devlet olarak kalmasını sağlamaktır. Irak'ta Kürt Federe Devleti kurulmasını her yola başvurarak önlemek, bunun için gerekirse Kuzey Irak'ın bir bölümünü askeri denetim altına almaktır. Bu CHP zihniyeti, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ile Müslümanlığı birbirine karıştırır. Gayrimüslim azınlıkların okulları, vakıfları, kurumları, yabancılarındır.

CHP, demokrasinin laiklik ve cumhuriyetin olmazsa olmaz tamamlayıcısı olduğunu kağıt üzerinde kabul etse de, Türkiye'nin özel koşulları nedeniyle demokrasinin bu ülkede cumhuriyet için büyük bir tehlike oluşturabileceğini düşünenlerin partisidir. Bu partinin önde gelenleri, emekten yana görünmekle birlikte, her zaman emeğin haklarının devletin çıkarlarına feda edilebileceğini doğal bir olgu olarak kabul ederler.

İktidardaki partinin devlet kurumlarıyla karşı karşıya geldiğini iddia ederek, bu partinin kapatılması ihtimalinden memnun olacaklarını gizlemezler.

İçinde bazı üst rütbeli subayların bulunduğu iddia edilen darbe teşebbüslerinin, bombalama ve insan öldürmeye varan eylemlerde bulunduğu konusunda güçlü karineler olan ve amacı olası darbelere uygun kamuoyu oluşturmak olan çeteleşmiş yapıların üyelerinin yargılanmasını, bu komplolara dahil olanların hepsinin ortaya çıkarılmasını ısrarla talep etmek yerine, Baykal şöyle konuşabilir: Türkiye'de daima çeteleşme olayları olmuştur. Çeteleşme olaylarının ekonomik hedefleri olmuştur, bazen siyasi hedefleri olmuştur, bazen siyasi hedeflerle ekonomik çıkarlar içiçe geçmiştir, bunların çok örnekleri vardır. Şimdi, ortaya çıkan bu olayın birden bire çok özel bir olay olarak ele alınmakta olduğunu ve buna yönelik siyasi sahiplenme duygusunun birden bire çok yukarı düzeyde ortaya çıktığını gördük. Baykal'a göre, Ergenekon 2008 Ocak ayında hükümet tarafından yaratılmıştır. Darbe girişimlerinin, insanların öldürülmesinin, bombaların sağa sola atılmasının bu denli küçümsendiği, zanlıların değil, art niyetle veya değil bu suç şebekesinin üzerine gidenleri suçlayan zihniyettir Türkiye'de CHP sosyaldemokrasisi. Bu girişimlerin çok özel olmadığını, vakayı adiye sayılmaları gerektiğini, kısacası üzerlerinin usulca örtülmesini tavsiye eder. Çünkü organizmasının derinlerinde İttihatçı damarı hâlâ atıyor.

CHP'nin nasıl bir sosyaldemokrat olduğunu anlatabilmek için, 1930-40'ların devletçi, merkeziyetçi, yasakçı, içe kapanmacı egemen düşün dünyasını hatırlatmak ihtiyacı duyulması yeterince anlamlıdır. Bu CHP'yi anlatmak için, artık CHP'nin var gücüyle sahiplendiği 1982 Anayasası'nın nasıl bir devlet-toplum ilişkisi anlayışından kaynaklandığını hatırlatmak yeterlidir.

Şarkıcı Şevval Sam, son milletvekili seçimleri öncesinde, daha kestirme bir ifadeyle, CHP, ırkçı, faşist bir partidir, demişti. Her basitleyici toptan değerlendirme gibi, bu sıfatların CHP gerçeğini doğru yansıtmadığı söylenebilir. Irkçılığın ve faşizmin evrensel tariflerine CHP'nin ne kadar uyduğu elbette tartışılır. Buna rağmen, ırkçı ve faşisttir denildiğinde, saçmalama deyip bir hamlede kestirip atamıyorsanız eğer, ortada son derece ciddi bir sorun var demektir. Bu sorun, sadece Baykal değildir. Sadece CHP yönetimiyle de sınırlı değildir. Türkiye siyasal yelpazesinde sol olarak tanımlanan konumların bir kesimiyle yakından ilgilidir.

Radikal İki, 30.3.2008