Anasayfa > Güncel Yazılar > Lula'nın Zaferinin Anlamı

Lula'nın Zaferinin Anlamı

Roger Burbach

04 Kasım 2006

Luis Inácio "Lula" da Silva’nın oyların yüzde altmışından fazlasını alarak kazandığı seçim zaferi Brezilya siyasetini yeni bir zemin üzerine oturttu. Lula ilk dönemindeki sınırlı reformlardan dolayı solun önemli bir kesimince eleştirilmeye devam ediyorsa da bu zafer ülkenin daha derin bir sosyal dönüşüm imkânı yönündeki değişimi sağlamlaştırmış bulunuyor. Brezilya Sosyal Ekonomik Araştırmalar Enstitüsünden (IBASE) Fransisco Meneses’in de belirttiği gibi “ülke şimdi daha polarize ve eski düzene dönüş mümkün değil. Ekonomide farklılıklar var ve sosyal harcamalar toplumun alt kesimleri için önem arz edecek seviyede artmış bulunuyor.”

Lula’nın büyük zaferinin arkasında yatan temel sebeplerden biri Brezilya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan fakir ve mülksüzlerin desteği. Lula’nın rakibinin yüzde 41’lik oyuna karşı yüzde 48 almasına rağmen salt çoğunluğu sağlayamadığı ilk tur seçimlerde dahi yoksullar, özellikle de ülkenin kuzeydoğusundakiler, belirleyici etkiye sahip bir destek verdiler. Paraná eyaletindeki Toprak Hakları Merkezi’nden Darci Frigo’nun belirttiği gibi tarım reformu Lula’nın ilk döneminde sınırlı kalmıştır, fakat ‘Sıfır Açlık’ programı ve doğrudan gelir katkısı sayesinde birçok aile daha iyi bir yaşam ve daha fazla yiyecek bulabilmiştir.

Lula’nın rakibi olan Geraldo Alckmin’in ulaşabileceği olası bir zafer Brezilya’nın uluslararası ilişkiler alanında edinmiş olduğu bağımsız tutumu da tersine çevirecekti. Alckmin Bush yönetimi tarafından savunulan neo-liberal serbest ticaret tutumunu benimsemesi hasebiyle çokuluslu şirketlerin çıkarına olacak bir özelleştirme politikası uygulayacaktı. Güneyle olan ilişkiler konusunda da Alckmin Lula’yı Brezilyalı Petrobras’ın geçtiğimiz Temmuz ayında Bolivya tarafından millileştirilmesine teslim olması dolayısıyla eleştirmekteydi. Bu yarı özerk devlet teşebbüsü Brezilya’nın gaz ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayan Bolivya’daki büyük doğalgaz rezervlerine sahipti.

Lula’nın buna cevabı Brezilya’nın çıkarlarını korumayı düşünürken Bolivya’nın ulusal otonomisine de saygı duyacağı yönündeydi. Brezilyalı seçmenin sandıklara gittiği hafta sonunda Petrobras, Bolivya’yla doğalgaz rezervlerinin resmî kontrolünü Bolivya’nın devlet şirketine devrini ve doğalgaz gelirinin bu ülke hazinesinde kalmasını sağlayacak bir anlaşmaya imza attı. IBASE’den Fransico Meneses’in de belirttiği gibi “Lula yönetimi altındaki Brezilya çıkarlarını ABD’ye peşkeş çekerek harap etmek yerine kendini Güney bloğuyla uyumlu hale getirmektedir.”

Fakat Brezilya’daki birçok kişi ikinci Lula döneminde belirgin ilerlemeler olabileceği konusunda şüpheli. Rio de Janeiro merkezli Sosyal ve Ekonomik Alternatifleri Araştırma Merkezi PACS’den Marcos Arruda Lula’yı şu sözlerle kıyasıya eleştiriyor: “Çevrenin yok edilmesi, özellikle de Amazon havzasında adım adım devam ediyor, hükümet dış borcun ödenmesine odaklanan sorumsuz mali politikalar uyguluyor ve sosyal harcamaları ülkenin ihitiyacı olan seviyenin çok altında bırakırken faizleri yüksek seviyede tutuyor.”

Ülkenin sosyal hareketlerinin önemli bir bölümü Lula’nın ilk döneminde uyguladığı ekonomik ve sosyal istikrar politikalarından dolayı kendi gündemlerinin ihmal edildiğini hissediyorlar. Toprak Hakları Merkezinden Darci Frigo’nun belirttiği gibi “Topraksızlar Hareketi’nin (MST) savunduğu biçimde bir köklü toprak reformu programı görmezlikten gelindi. Topraksızlar için sınırlı bazı sosyal ve eğitsel program harcamaları yapılmış olmakla birlikte hükümet tarım ihracatını desteklediği için ülkenin geniş arazili bölümlerine neredeyse hiç dokunulmadı.”

Lula son seçimlerde sosyal harcama konusunu savunmamış dahi olsa Brezilya’nın güçlü sosyal hareketlerinin Lula’nın iradesini bekleyecek halleri yok. Topraksızlar Hareketi ve Merkezi İşçi Birliği tarafından örgütlenen 17 toplumsal hareket seçim kampanyasının son günlerinde büyük gösteriler düzenlediler ve “Sosyal Brezilya için 13 Nokta” adını taşıyan bir eylem manifestosu açıkladılar. Kendilerini Lula’nın ikinci döneminde ülke çapında demokratik ve kitlesel mücadeleyi yoğunlaştırmaya adayan bu hareketler toplumun ve toplumsal örgütlerin etkin katılımıyla gerçekleştirilecek, eğitim, sağlık, maliye ve tarım reformu konularında köklü değişiklikler talep eden bir program açıkladılar.

Brezilyalı radikal teolog Friar Betto’nun da belirttiği gibi başkanlık seçim kampanyalarında verdiği sözler dolayısıyla Lula’nın halka karşı büyük bir borcu var. Seçimler ülkedeki seçmeni birbirinden çok farklı iki görüşe dağıtarak 2002’deki ilk kampanyadan daha fazla kutuplaştırmış durumda. Fransico Meneses’in söylediği gibi Lula’nın kendisi belki çok değişmeyecektir ama toplumsal muhalefet bu şeçimin kendi zaferi olduğunu fark etmiş ve tabandan gelecek gerçek bir dönüşümü keskinleştirmenin niyetine girmiştir bile.

Counterpunch 31 Ekim 2006