Anasayfa > Haftalık Yazılar > Rus Tipi Başkanlık Manzarası

Rus Tipi Başkanlık Manzarası

Ahmet İnsel

02 Mart 2015

Boris Nemtsov 27 Şubat saat 23.15’de, Kremlin’e çok yakın bir yerde, evine doğru yürürken bir otomobilden açılan ateş sonucu öldürüldü. Rus tipi başkanlık sisteminin şefi Vladimir Putin’in en ateşli muhalifiydi. Öldürülmeden üç saat önce muhalif bir radyoda 45 dakika rejimin yolsuzluklarını eleştirmiş, Putin’e karşı muhalefet yapmanın hapis veya ölümle sonuçlanmasını teşhir etmiş ve halkı 1 Mart’ta Moskova’da yapılacak olan büyük protesto yürüyüşüne çağırmıştı. Ukrayna’ya müdahale ve Kırım’ın ilhakı nedeniyle Rusya’nın iktisadi krize sokulmasını eleştiren, askeri harcamaların eğitim ve sağlık harcamaları lehine azaltılmasını, bölgelerin güçlendirilmesini, emekli maaşlarının arttırılmasını ve demokratik denetim kurumlarının kurulmasını talep etmek amacıyla yapılacaktı 1 Mart pazar günü yürüyüş. Adı Bahar Yürüyüşü olacaktı. Özünde Putin’in Rus tipi başkanlık sisteminin kötü yönetimini protesto etmek için düzenleniyordu.

Hükümet Nemtsov’un öldürülmesinden birkaç gün öncesine kadar yürüyüşe izin vermedi. Sonra Moskova’nın uzak ve ücra bir semtinde yürüyüşe yer gösterdi. Ama 1 Mart’ta on binlerce Moskovalı bu yasağı dinlemedi. Putin’in diktatoryal yönetimine karşı yıllardır muhalefet eden bir siyasetçinin öldürülmesini protesto etmek için Moskova’nın göbeğinde yürüdüler. Nemtsov’un anısına, onun öldürüldüğü yer ve çevresinde pazar günü öğleden sonra toplanan büyük kalabalığın elinde “Korkmuyoruz!” yazılı pankartlar vardı.

Nemtsov’un öldürülmesinden bir hafta önce, Putin’e karşı muhalefetin önde gelen diğer ismi ve 1 Mart yürüyüşünü esas hazırlayan kişi olan Aleksey Navalny, “halen izin verilmemiş bir toplantı için propaganda” yapmak suçundan 15 gün hapis cezasına çarptırılmış ve cezası hemen infaz edilmişti. Navalny mahkemeden hapse giderken, Nemtsov bu hapis cezasıyla Kremlin’in “Bahar yürüyüşü”nü engelleyebileceklerini zannettiklerini ama bunun tam tersi olacağını iddia etmişti. Nemtsov’un Rusya’da hüküm süren tiranlığa karşı direnme çağrısı hayatına mal oldu.

Boris Nemtsov herhangi biri değildi. 1990’larda Rusya devlet başkanı Boris Yeltsin’in sağ koluydu. Enerji sektörü ve tekellerden sorumlu başbakan yardımcısıydı. Büyük ihtimalle o dönemde oligarkların özelleştirme yağmasının düzenlenmesinde payı olmuştu. Yeltsin’in yerini ona bırakması bekleniyordu. Ama Yeltsin 1998’de Nemtsov’u görevden aldı. Rus gizli servisi FSB’nin (eski KGB) başındaki Putin’i sağ kolu yaptı. Nemtsov o tarihten itibaren muhalefetin önde gelen figürü, Putin de Rus tipi başkanlık sisteminin otokratı oldu. 1999 seçimlerinde Nemtsov parlamentoya girdi. Artık liberal sağ muhalefet kanadındaydı. Sonra 2008’de uluslar arası satranç ustası Kasparov’la birlikte Soldiarnost hareketini kurdu. 2011-2012 yıllarında Putin’in üçüncü kez seçildiği seçimler öncesi ve sonrasındaki büyük sokak gösterilerinin örgütleyicisiydi. Putin yönetiminin yolsuzluklarına, seçim hilelerine ve ya hapsederek ya öldürerek ya da ülke dışına kaçırtarak muhalefeti bastırma, yıldırma ve susturma yöntemlerini her fırsatta teşhir ediyordu. Bir de yönetimin gereksiz çılgın harcamalarını eleşitiriyordu. 1959’da doğduğu Soçi kentinde düzenlenen Kış Olimpiyatlarına yapılan devasa harcamaları, burada yandaşlara dağıtılan paraları, Ukrayna’ya Rusya’nın asker ve silah göndermesini, Kırım’ı ilhak etmesini eleştiriyordu. Susturuldu. Birkaç gün sonra hapisten çıkacak olan Aleksey Navalny’nin bayrağı devralması bekleniyor. Hayatta kalmayı başarabilirse…

Rusya tipi başkanlık sisteminde muhaliflerin yargısız infaza maruz kalmalarının ilk örneği değil bu. Novaya Gazeta çalışanlarından yedisi 2000-2009 arasında öldürüldü. 2006’da evinde asansörde öldürülen Anna Politkovskaya Çeçenistan’daki vahim insan hakları ihlallerini ve Putin’in otoritarizmini teşhir eden yazılar, röportajlar yayınlamıştı. O öldürülünce gazetenin yönetimini üstlenen Natalya Estemirova da 2009’da Grozny’de kaçırıldı ve cesedi İnguş Cumhuriyeti’nde bulundu. Aynı yıl gazetenin iki çalışanı, Stanislas Markelov ve Anastasya Baburova Putin yönetimini eleştirdikleri bir basın toplantısı çıkışında öldürüldü.

Batı ülkelerine sığınmış muhaliflerin öldürülmesi bunun ayrı bir boyutu. Milyarder muhalif oligarklardan Boris Berezovski 2013’de Londra’da evinde ölü bulundu. Onun ölümünden iki hafta sonra, Berezovski’nin eski yakın çalışma arkadaşı, Liberal Rusya Partisi başkanı ve milletvekili Sergey Yuşenkov evinin girişinde vurularak öldürüldü.

Uluslararası basına da yansıyan muhalif yok etme operasyonlarının yanında, çeşitli bahanelerle gözaltına alınan, tutuklanan, az veya çok hapis cezalarına çarptırılan muhalif siyasetçi, gazeteci sayısını kimse bilmiyor. Olur olmaz vergi denetimleriyle, FSB’nin önayak olduğu soruşturmalarla muhalif seslerin susturulması, Putin yönetiminin asli meşgalelerinden biri. Bu Rus tipi başkanlık sisteminin yaptığı vahim hukuk ihlallerine karşı direnebilecek ne yargı var, ne de parlamento. Basın da büyük ölçüde Putin partisinin denetimi altında.

Otoriter yönetimlerin evrensel bir yöntemi olmalı ki, Boris Nemtsov’un öldürülmesinden sonra, Putin ve yandaşları bunun arkasında rejimi istikrarsızlığa sürüklemek, “Rusya düşmanı uluslararası histeriyi körüklemek” isteyenlerin bir komplosu olduğu iddiasını dile getirdiler. Rusya devlet başkanı, bu “ısmarlanmış cinayetin bir provokasyon olduğuna dair kuvvetli emareler” olduğunu belirtti. Provokasyon kendi yönetimine karşı yapılmıştı elbette. Putin cephesinden hemen bu fikri destekleyen görüşler yağmaya başladı. En fazla dile getirileni, bu cinayetin “İlkbahar Yürüyüşü”nü Kiev’deki Maydan hareketine çevirmek isteyenlerin komplosu ve Putin yönetimini devirmeye yönelik bir darbe hazırlığının parçası olduğu iddiasıydı. Moskova’nın göbeğinde gösteri yapmak için bu cinayetin muhalifler tarafından örgütlendiğini iddia eden Putin yandaşları bile çıktı. Zaten Putin yandaşları 1 Mart yürüyüşü hazırlığını protesto etmek için 21 Şubat’ta Moskova’da yaptıkları kalabalık yürüyüşü “Maydan karşıtı” hareket olarak adlandırmışlardı.

Nemtsov, öldürülmeden birkaç gün önce verdiği bir söyleşide, kendisinin her an öldürülebileceğini, Kremlin’in her şeyi bir silindir gibi ezen gücüne karşı koyacak güçlerinin olmadığını gayet iyi bildiklerini söylemişti. Gerçekten de Nemtsov’un Putin rejimini tehdit etme gücü yok denecek kadar azdı. Buna karşılık, Putin medyası aylardan beri Ukrayna politikasını eleştiren herkesi vatan haini ilan ettiği büyük bir kampanya başlatmıştı. Nemtsov da bu hainlerin başı olarak hedef gösteriliyordu. Putin yönetiminin Nemtsov’un ölüm emrini doğrudan vermiş olması az bir ihtimal. Ama onu ölüme götüren ortamı rejimin hazırladığı konusunda hiçbir şüphe yok.