Anasayfa > Haftalık Yazılar > Algı Operasyonu

Algı Operasyonu

Tanıl Bora

30 Eylül 2015

Terimin mucidi, ABD Savunma Bakanlığı'dır. Çağın Polisi dergisinin Türkçeye çevirisinden özetleyerek aktaralım: “Yabancıların… kendi hedefleri doğrultusunda tavır almalarını sağlamak amacıyla, seçilmiş bilgi akışını ve somut belgeleri yönlendirerek ya da bunların reddiyesini oluşturarak… kitlelerin hislerini, güdülenmelerini, düşünce sistemlerini etki altına almaya çalışmak için yürütülen eylemler”. Devamla: “Gerçekleri yansıtma, operasyon güvenliğini sağlama, gerçeği gizleme ve çarpıtma, psikolojik operasyonları yönetme gibi unsurların bileşkesi…” Velhasıl algı operasyonu terimi, propaganda ve manipülasyonun hüsnütabiridir. Halkla ilişkiler ve pazarlama lisanıyla, askerî menşeli tabiri iyicene kibarlaştıranlar da oluyor: “Bir ürün, hizmet ya da fikrin satın alınabilmesi için hedef kitlelerin ikna edilmesi süreci,” diyorlar. (Savaşla reklamı kesiştiren bir operasyon!)

*

Bilhassa 17 Aralık 2013 ‘hadisesinden’ beri, AKP iktidarının en gözde kavramlarından biri bu: algı operasyonu. 17-25’teki rüşvet-yolsuzluk soruşturması ve arkasından ortalığa saçılan konuşma kayıtları, “Paralel’den algı operasyonu” diye kodlandı. Buna cevaben yapılanlar, bu defa Gülenci medyayı, kendilerine dönük bir algı operasyonu yapıldığı feveranına sevk etti. Meşhur Fuatavni, habire iktidarın yeni algı operasyonlarını haber veriyor. İktidarsa, Fuatavni’yi hasmane algı operasyonlarının kumanda merkezi olarak görüyor.

Sadece “Paralel Yapı” değil. Bir zamandır, muhalif kanaatler, sadece kanaatler değil, muhaliflerin mesele ettiği olaylar, vakalar da, “algı operasyonu” damgası yiyor. Mehmet Metiner mesela, “bilinçli algı operatörleri”nden bahsediyor, Yalçın Akdoğan Kobani’nin “algı operasyonlarının kaldıracı olarak kullanılmak istendiğini” söylüyor. Algı operasyonu ‘teşhisinin’, komplocu zihniyetin kuvvetli bir kaldıracı olduğu kesin. Nitekim, dış güçler de giriyor radara. IŞİD'in Türkiye hükümeti ve istihbarat servisleriyle iltisaklı olduğuna dair uluslararası basındaki haberler, “Türkiye'ye karşı algı operasyonu” koduyla tasnif ediliyor. Son olarak dün, Başbakan Davutoğlu, “içerideki terör” kadar vahim olan “dışarıdaki algı terörü”nden bahsetti.

*

Son 1 Mayıs’ta, iktidar medyasında “Eylemcilerden algı operasyonu” başlıklı bir haber yer aldı. İstanbul-Kurtuluş’ta bir grup eylemci, durup dururken kendini yerini bırakarak, “polisin şiddet gösterdiği algısı oluşturmak iste”mişti “habere” bakılırsa. Türkiye’de “polisin şiddet gösterdiği algısı oluşturmak”, ne müthiş bir yanılsamaydı, nasıl da fantastik bir algı operasyonu cambazlığını gerektirirdi!

*

Geçende Hürriyet Gazetesine açılan soruşturmada, terimi bir yargı silahına dönüştürmeye adım atıldı. Soruşturma, “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın söylemediği bir sözü çarpıtarak algı operasyonu yapıldığı” iddiasıyla açılmıştı. Erdoğan’ın “İstediğim kadar milletvekili verseydiniz…” mealindeki sözü, tam da 16 askerin öldürülmesi haberiyle yan yana, sanki siyasi şantaj gibi verilmişti, suçlamaya göre. Yani bağlamından koparılarak “algı operasyonu” yapılmıştı. Aynı gün, iktidar medyası Selahattin Demirtaş'ın seçimler öncesinde HDP’nin üzerine çullanan polis ve asker baskısıyla ilgili sözlerini bağlamından söküp, Dağlıca'yla yan yana veriyor, bir de fotoğrafının üstüne “Katil” manşeti atıyordu.

*

Medyanın büyük çapta iktidar güdümünde olduğu, gerçekten bağımsız medyanın –Hürriyet’ten söz etmiyorum elbette- mendil kadar yer kaplayabildiği bir zamanda ve zeminde, iktidar sözcülerinin ve taraftarlarının algı operasyonu tehdidinden söz etmesi, gerçekten dehşetli cüretkâr bir algı operasyonudur.

Yasin Aktay, 22 Mart 2014’teki gazete yazısında, “diğer İslami düşünce ve hareketlerle karşılaştırıldığında Gülen'in kendisi ve hareketi çabalarının büyük çoğunluğunu algılarının yönetimine hasretmiş durumda,” diyerek şöyle bağlamıştı: “Algı yönetimine bu kadar takıntı derecesinde yoğunlaşmış olmak aslında yeterince bir şeyler gizlediklerini gösteriyor.” Evet, işte ben de onu söylüyorum. Gülen de öyledir, onla uzunca bir simbiyoz yaşamış olan iktidar da öyledir.

İktidarın entelijensiyası, yıllarca “toplum mühendisliği” diye zemmettikleri işe sarılmış, dört koldan “algı yönetmeye” çalışırken, kendi algı operasyonlarının menzilinden kaçan her algının arkasında şeytanî bir hasım algı operasyonunun izini görüyor.

Terimin Pentagon çıkışlı olduğunu hatırlayalım. Her ne pahasına olursa olsun düşmanı etkisizleştirmeye, imha etmeye bakan, hakikati de operasyon sahası olarak gören savaş aklının terimidir. Politikayı savaş gibi kuranlar, akıllarını operasyona çalıştırırlar.

En müessir algı operasyonu, işte bu algı operasyonu lâfıdır; insanın görme, bilme, anlama, kanaat serdetme, fikir söyleme melekesini inkâr eden bu algı operasyonu ithamıdır. Bu da oparasyonlardan bir oparasyondur (link). “Operasyon toplumu” olmanın (bunu Utku Özmakas işlemişti: link) bir faslıdır.

*
Biraz ufkumuzu açalım. Resimde, sanatta, algı operasyonu terimini başka bir anlamda kullanan düşünürler var. İnsanın kendi algıları üzerinde düşünerek algısını geliştirmesi anlamında... Kendi algılama biçimini ona mesafelenerek algılamaya, yorumlamaya çalışmak… Bu arada örneğin gözü yumup kendini duymaya veya dokunmaya bırakmak; algıyı bir de böyle bir operasyonla sınamak…

İnsanlar, konumlarına, bakış açılarına, koşullanmalarına, saiklerine, korkularına, kaygılarına, idraklerine göre farklı algılamazlar mı zaten? En aşikâr saydığımız vakıa bile, başka gözlerle farklı görülmez mi? Politik taraflar, bu durumları gözeterek, işleyerek, kendileri için müsait olan algılama biçimlerini telkin etmeye çalışmazlar mı? Medya, ‘yansız’ sayılan haliyle bile, cazibe veya müstehcenlik arzusuna hitap edecek bir şekil vermez mi ‘hakikate’? Eleştiri sayesinde, tartışma sayesinde, aklımız ve vicdanımız sayesinde, kendimizce bir hakikate ereriz. Apaçık manipülasyon, ayan beyan yalan, algının önündeki olağan sisi, smog’a, dumanlı, kirli bir sise, dönüştürür, doğru. Fakat kendine yol bulmaya çalışan her sözün, her akıl yürütmenin, eleştirinin bir de “algı operasyonu” suçlamasının gaz fişeğiyle boğulması, tartışmanın imkânsızlaştırılması, bundan beterini yapar: bu artık akıl-fikir haysiyetinin boğulmasıdır.