Anasayfa > Haftalık Yazılar > Afganistan'dan Suriye'ye: İslamcıların ABD ile Yolculuğu

Afganistan'dan Suriye'ye: İslamcıların ABD ile Yolculuğu

Mete Çubukçu

20 Nisan 2017

Sovyetler Birliği'nin Afganistan işgali ve ardından başlayan Afgan direnişi Sovyetler'in yıkılmasına giden yolda döşenen son taşlardan en önemlisiydi. Sovyet işgaline karşılık, ABD yönetimi en büyük rakibine darbe vurmak için her türlü yolu mubah görmüş, o dönemin İslamcı ve cihatçı örgütlerini açıktan ya da el altından desteklemişti. 

O dönem farklı saiklerle Afgan cihadına giden İslamcılar arasından El Kaide çıkmış, bugün IŞİD'e uzanan yol, orada açılmıştı. İslamcılar o dönem askeri açıdan CIA tarafından desteklenirken, finansmanı sağlayan Suudi Arabistan milyonlarca dolar akıtmıştı. Sınır komşusu Pakistan'ın istihbarat servisi de Taliban'la iş tutarak, sonradan başına büyük dertler açılacağını düşünmemişti. O günlerin benzerinin bugün yakın coğrafyada yaşanmadığı söylenebilir mi? 

Afgan cihadındaki bu durum hem ABD hem İslamcılar açısından çelişki gibi görünüyordu ama öyle değildi. Ya da öyle olmadığı sonradan ortaya çıktı. Ortak düşman söz konusu olduğunda ABD ve İslamcı örgütlerin çıkarları örtüşebiliyordu; hala da öyle. O dönem düşman Sovyetler Birliği ya da genel anlamda komünizmdi.

Tabii asıl mevzumuz ABD'nin bu yaklaşımı değil; ABD'den benzer konularda ilkesel davranmasını beklemek saflık olur. Bunu biliyor, tahmin ediyoruz. 

Konu İslamcı hareketlerin o günden bugüne yaklaşımı, şimdi düşmanlarıymış gibi göründükleri ABD ile yürüttükleri ilişkiler ve beklentileri. Sovyet işgaline karşı dünyanın dört bir yanından Afganistan yolunu tutan İslamcılar o gün bu tavırlarından rahatsız değillerdi; daha sonra da rahatsız oldukları söylenemez çünkü, Türkiye dahil olmak üzere hemen hiçbir ülkede bu işbirliğinin özeleştirisi yapılmadı. O nedenledir ki bugün Suriye, Yemen, Libya gibi ülkelerde İslamcıların, ABD ile ilişkilerinde yalpalama devam ediyor.

İslam'ın farklı tondaki cihatçı örgütleri ya da örgütsel bağı olmayan İslamcılar ABD politikalarını, her türlü komplo teorilerini de içeren yaklaşımla, yanına İsrail'i de koyarak eleştirir. Haklı oldukları belli noktalar vardır. Düşmanın başı odur kimileri için. Ancak Suriye savaşı gibi son dönem savaşlarda ABD'nin neden bu ülkelere müdahale etmediği ya da ya da müdahale ettiğinde verilen destek, bu konuda ABD'den beklentiler ile İslamcıların "ilkesel " duruşu, ya da varsaydığımız "ilkesel duruşu" arasında ciddi farklılıklar var. Bu farklılık, İslami örgütlerin o ülkedeki pozisyonuna göre değişebiliyor. Bu yaklaşım Türkiye'deki İslamcılar açısından da pek değişmeden devam etmekte.

Yani ABD'nin Suriye yönetiminin devrilmesi sözkonusu ise ABD ile ilgili her türlü eleştirel yaklaşım unutulabiliyor, komplo teorileri kenara konabiliyor, ABD desteklenebiliyor. Konu Beşar Esad gibi zalim bir rejimin yıkılıp yıkılıp yıkılmasından öte ABD askeri müdahalelerine kategorik olarak karşı olup olmamak. Ancak bu konuda da net bir tavır yok. Bu tür müdahalelere kategorik olarak karşı olmamak da anlaşılabilir; gerektiğinde ABD'yi "kullanışlı bir düşman" gibi görüp, gerektiğinde beraber olmamak şartıyla. Suriye'de ilk başlarda ABD-Suudi çizgisindeki örgütler destek görmekle birlikte daha sonra ABD'nin desteği azaltmasına tepki göstermişlerdi. Terk eden onlar değildi.

Afganistan savaşı üzerinden yaklaşık 40 yıl geçti. Ama o vakitler ABD'yle yapılan işbirliği ile bugünkü anlayışın pek değişmediği görülebilir. Yani önce Trump'a bel bağlayıp sonra hayalkırıklığı yaşamak, ABD'nin Suriye'yi vurmasıyla sevinmek vb. gibi.

Emperyalizm, Türkiye'de girdiği kabın şeklini alan bir kavram. Soldan sağa, oradan İslamcılara kadar herkesin bir anti-emperyalizm tanımı var. Bu nedenle geçmişe yönelik özeleştiri yapılmadıkça, İslamcıların ABD ile ilişkileri, Soğuk Savaş dönemi komünizmin karşısında ABD'nin yanında konuşlanan 40 yıl öncesinin sağ anlayışını aşamayacak gibi.

Suriye'deki kanlı ve kirli savaşın ulaştığı noktada, gerektiğinde ABD ile birlikte hareket etmek, ABD politika değiştirince dert yanmak, ama yine de medet ummak ilkeli bir yaklaşım sayılmaz. Komplo vb. yaklaşımlar da durumu kurtarmaz. Bu nedenle İslamcıların ABD ile imtihanında aynı sorular ve benzer yanıtlar devam etmekte.