Anasayfa > Haftalık Yazılar > Trump Gidici mi?

Trump Gidici mi?

Kenan Erçel

04 Nisan 2018

ABD’ye Özgü Kavramlar Sözlüğü’ne [1] kısa bir ara verip yine alabildiğine ABD’ye özgü bir fenomen olan Donald Trump’a değinmek istedim bu yazıda. Malum, Trump Beyaz Saray’a taşınalı beri yazının başlığındaki soru gündemden eksik olmadı. Trump’ın ABD Başkanı olarak ilk seneyi bile çıkartamayacağını iddia edenlerden, kendisinin üst üste iki dönem başkanlık yapıp Beyaz Saray’da sekiz sene ikamet edeceğini tahmin edenlere uzanan geniş bir yelpaze var. Trump 20 Ocak 2018 itibariyle kendisine bir seneden kısa ömür biçenleri haksız çıkarmayı şimdiden becermiş durumda. Peki, Trump görev süresi olan dört seneyi doldurabilecek mi?

Lafı dolandırmadan soruya yanıt vermek gerekirse ben Trump’ın dört sene bitmeden Beyaz Saray’ı terk edeceğini düşünüyorum. ABD tarihinde, sağlık ve suikast sebepli ölüm vakalarını saymazsak, Başkanlık makamını erken bırakan tek bir isim var, Richard Nixon. Dolayısıyla istatistikî açıdan bir ABD Başkanı’nın erken emekliliği pek ihtimal dahilinde değil.[2] Üstelik söz konusu olan, George W. Bush gibi bir zatın 2000 ile 2008 yılları arasında başkanlık yaptığı bir ülke. Ve fakat yine de Trump’ın gidici olduğuna dair emareler epeyi güçlü.

Bu emarelerin başlıcalarından biri Trump’ın kabine ve çekirdek kadrosundaki baş döndürücü hızdaki değişiklikler. Beyaz Saray’da o kadar çok şahıs istifa etti, ettirildi ya da doğrudan şutlandı ki normal bir hükümette dört senede yaşanmayacak yoğunluktaki tasfiye Trump idaresinde bir küsur seneye sığdı. Iskartaya çıkanlardan en önemlileri arasında Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, FBI Direktörü James B. Comey, Trump’ın seçim kampanyasını yöneten ve akabinde Beyaz Saray Baş Stratejisti olan Steve Bannon ve son olarak eski Exxon CEO’su ve Trump hükümetinin Dışişleri Bakanı Rex Tillerson var. Bu denli istikrarsızlık hayra alamet olmasa gerek.

Trump’ın zayıf noktalarından bir diğeri oğulları üzerinden yürütmeye devam ettiği iş ilişkileri. Devlet işleriyle şahsi, ticari ilişkiler o kadar iç içe girmiş durumdaki ortada tam bir menfaatler ihtilafı (conflict of interest) yumağı var. Normalde bu tür ihtilafları önlemek için bir “kör fon” (blind trust) kurulup varlıkların yönetimi aracı bir kuruma ya da şahsa devredilir ve söz konusu aracılar varlık sahibiyle iletişime girmeden bağımsız şekilde kararlar alır. Ve fakat Trump tam kendisine yaraşır bir hamleyle fonu iki oğlunun idaresine verdi; yani fon kör değil, iki gözü apaçık bir fon oldu. Ve haliyle Trump için devlet yönetiminin nerede bitip şahsi para kazanma işlerinin nerede başladığı sorusu hep gündemde. Örneğin, Şubat ayında Hindistan’a yapacağı ziyaret öncesi Trump Jr. ülkenin birçok gazetesine “Trump burada, peki siz davetli misiniz?” başlıklı tam sayfalık reklam vermiş ve aynı reklamda emlak yatırımcılarına kendisiyle bir akşam yemeği ve sohbet fırsatı vaat etmişti. Yani bir daire alana yanında ABD Başkanı’nın oğluyla muhabbet bedava.


Trump’ın gidici olduğunun en güçlü emaresiyse Robert Mueller’in başını çektiği, Rusya’nın Trump seçim kampanyası ekibiyle işbirliği içerisinde ABD seçimlerine müdahale ettiği iddiasının araştırıldığı soruşturma. Eski FBI Direktörü Mueller’in Adalet Bakanlığı’ndan aldığı yetkiyle 2017 Mayıs’ından beri yürüttüğü soruşturma kapsamında aralarında yukarıda değinilen Michael Flynn’in de bulunduğu beş kişiden suç itirafı alınmış durumda. İlaveten, Trump’ın seçim kampanyası yöneticilerinden Paul Manafort ve bir grup Rus vatandaşı hakkında ithamnameler (indictment) hazır. Trump’ın Beyaz Saray’a danışman atadığı damadı Jared Kushner de soruşturmada ismi geçen isimlerden. 

Her ne kadar Trump Mueller’e yakın gelecekte gönüllü olarak yeminli ifade vereceğini söylese de kendisine bu soruşturmada hukuk danışmanlığı yapan ekibin başındaki avukat John Dowd’un Mart ayındaki istifası vaziyetin pek parlak olmadığını gösteriyor. İşin daha da vahimi Trump’ı bu soruşturmada temsil etmeye ünlü avukatların hiçbiri yanaşmıyor. CNN’in “Duyulmamış mesele: Başkan avukat bulamıyor” başlığı Trump’ın hal-i pür melalini özetliyor.[3]

Ve fakat durum ne kadar içinden çıkılmaz gibi görünürse görünsün Trump’ın görev süresini doldurmadan Başkanlığı bırakması ancak kendi partisinin ya da partisinin kaydadeğer bir kısmının rızasıyla mümkün. Cumhuriyetçi Parti’nin anaakım siyasetçilerinin aslında çoğunun yıldızı başından beri Trump ile barışmıyor. Hatırlanırsa Trump kendi partisinin ağır toplarının muhalefetine rağmen tabandan gelen destekle sürpriz bir şekilde Başkan adayı olmuştu. Ve fakat parti içi Trump karşıtları basit bir rövanş fırsatından daha karmaşık bir fayda-zarar hesabı içindeler. Zira Trump’ın Beyaz Saray’dan tahliye edilmesi Cumhuriyetçi Parti markasına --Nixon misali-- kalıcı hasar verecektir. Öte yandan Trump’ın Başkan olarak geçirdiği her haftanın da partiye bir maliyeti var. Nitekim, Kasım 2018 ara seçimlerinde bu maliyetin boyutunu göreceğiz.

Bazı partililerin gözünde Trump’ın kimi icraatları (örneğin, Obama’nın sağlık reformunu baltalama girişimleri, vergi “reformu” üzerinden zenginleri daha da zengin etmesi, vs.) kusurlarını telafi ediyor olabilir ama Cumhuriyetçi siyasetçilerin hatırı sayılır bir kısmı kendisine zoraki bir destek vermekte ve gideceği günü iple çekmekteler.

Bu koşullarda Cumhuriyetçiler için ehven-i şer çözüm Trump’ın mümkün mertebe en ferdi sebeplerle gönderilmesi. Bu bakımdan en münasibi Trump’ın Stormy Daniels rumuzlu porno yıldızı Stephanie G. Clifford’la yaşadığı iddia edilen evlilikdışı ilişki cinsinden bir mazeret olur. Böylelikle Cumhuriyetçiler Clinton-Lewinsky hadisesinde Demokratlar’a attıkları golün bir benzerini kendi kalelerinde görüp timsah gözyaşlarıyla ve asgari hasarla Trump’ı uğurlayabilirler. Bu senaryo kadar cazip olmasa da Reis’ten kurtulmak isteyen Cumhuriyetçiler için bir başka makbul çözüm yolu yukarıda bahsolunan Başkanlık makamını kişisel çıkar için kullanma (emolument) suçu üzerinden Trump’ın defterinin dürülmesi.

Ve fakat Cumhuriyetçi Parti için en fenası, Mueller soruşturmasının Trump aleyhine sonuçlanması olur. Bu sadece Trump’ın Başkanlığını değil bütün 2016 seçimlerini töhmet altında bırakacak bir netice olur ki o zaman Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Trump’ın koltuğuna oturması da tehlikeye düşebilir. Muhafazakârlar böylesi bir hezimetin altından uzun süre kalkamazlar. O yüzden Mueller soruşturmasının seyrine ve 2018 ara seçimlerinin sonuçlarına bakarak partidaşları Trump için muhtemelen erken bir emekliliğin yolunu yapacaklardır.

Ne var ki, büyük olduğu kadar kırılgan bir egosu olan Trump iyice köşeye sıkıştığında çareyi savaş çıkartmakta bulabilir. O zaman parti içi muhalefetin sesi kısılıp bizdeki CHP’liler gibi Demokratlar da hizaya girer mi…göreceğiz. 


[1] Bu Sözlük’ün maksadına dair bir giriş yazısı için bkz.

[2] Gerçi internet bahis sitelerinde geçen Mart ayında Trump’ın Başkanlığı erken bırakmasının olasılığı yaklaşık %33 civarında seyrediyordu. Yani, bu mevzuda--çoğu cüzî miktarlarla olsa da--bahse giren üç kişiden biri parasını Trump’ın gideceğine yatırmış. Kaynak: link

[3] https://www.cnn.com/2018/03/28/politics/donald-trump-lawyer/index.html