“Doğu Türkistan Otoriter Rejimler İçin Bir Laboratuvar”: Mehmet Volkan Kaşıkçı’yla Söyleşi
26 Aralık 2019 Perşembe
Verdiğim örnekler insanlara inandırıcı gelmiyor ama o kadar absürt sebeplerden tutuklamalar oluyor ki. Mesela bir örnekte bir Kazak genci polis oluyor, Çin polisi. Çok seviniyor, üniformasını giyip fotoğraf çektiriyor, fotoğrafını Kazakistan’daki akrabalarına gönderiyor, Çin dışına bilgi sızdırdın diye toplama kampına alınıyor. En yaygın kategori bu. İkinci grup dinî sebeplerden alınanlar. Camiye giden, namaz kılan hemen herkes tutuklamış durumunda.
Brexit’in “Gerçekleşmesine” Giden Yol
25 Aralık 2019 Çarşamba
18-24 yaş arasında neredeyse %60’a ulaşan İşçi Partisi desteği yaş azaldıkça azalmasına karşılık Muhafazakâr Parti’nin 65 yaş ve üstünde %60 oya ulaştığı bulgulandı. Ancak yaşa dayalı oluşan bu farklılığın (özellikle sol/özgürlükçü partiler ile sağ partiler arasında) ne Birleşik Krallığın diğer seçimleri ne de geriye kalan çoğu Kuzey ve Merkez Avrupa ülkeleri için yeni olmadığının altını çizmek gerekiyor.
Faytonlar, Değişim ve “Soylu”luğun Yitirilen Sembolü
24 Aralık 2019 Salı
Çıkarlarını koruma mücadelesi veren faytoncuların kötülüğünden kaynaklanmadı sorun. Her tarafından patlayan sistem, faytoncuları kötülüğe zorladı. Gitgide büyüyen para onları daha hırslı hale getirdi. Ortaya çıkan rant ise artık sadece onlara bırakılmayacak boyutlara vardı. Bu akan paranın ilelebet sürmeyeceğini gören kimileri başka işlere yöneldi.
Yükseköğrenimin Çöküşü ve İİBF’ler
23 Aralık 2019 Pazartesi
Sorun keşke sadece taşra üniversitelerinin sorunu ya da sadece İİBF'lerin sorunu olsaydı. Son on yıllarda üniversite sayısındaki artışın -2002'de 93 üniversite varken 2019'da bu sayı 202'ye çıktı- kalitedeki bir sıçramaya tekabül etmediği, üniversitelerdeki büyümenin “gelişme”ye değil, “irileşmeye”, hem de kanserli bir büyümeye, enflasyona açtığı da aşikâr.
küçük İskender ve Şiiri Hakkında Kısa Bir Değini
22 Aralık 2019 Pazar
küçük İskender ve şiiriyle kurulmaya çalışılan ilişkilere ve bir dönem gözle görülür hale gelmiş etki ve etkilenmelere rağmen bu şiirin tekliğini koruduğunu ve şairin kendi şiirselini oluşturduğunu yazabiliriz. Bu noktada küçük İskender ve şiirinin etkilerini tartışmak için biraz daha beklemek daha doğru bir davranış biçimi olabilir. En azından bu yazının konusunun bu olmadığını baştan belirtebiliriz.
Parazit: Zengin Bir Yoksulluk Anlatısı
22 Aralık 2019 Pazar
Kim ailesi, kokudan kurtulmayı başaramaz. Zaten en başta, sahip oldukları bu kokunun farkında değillerdir. Yoksulluğun kokusu ancak zıddıyla bir araya geldiğinde tespit edilebilir hale gelir. Fitili ateşleyen de yoksulluğun kokusunun zenginde yarattığı tiksinti olur. Kristeva, bir şeyi tiksindirici kılanın, iğrenç kılanın kirlilik veya hastalık olmadığını, bir düzeni, bir sistemi veya bir kimliği rahatsız eden şey olduğunu söyler.
Ne olacak Bu Birleşik Krallık’ın Hali?
21 Aralık 2019 Cumartesi
Boris Johnson, katıldığı tüm seçim oturumlarında kendisine ne sorulursa sorulsun papağan gibi tekrarladığı beş cümle dışında bir şey söylemedi. Bunlardan ilki “Get Brexit done,” idi. Joseph Goebbels’in ruhuna rahmet okuturcasına bu sloganı o kadar tekrar etti ki artık sandığa gidenlerin önemli bir kısmında Boris’in Brexit meselesini halledeceğine ilişkin şüphe yoktu.
Bir Kadını Öldürmeye Nereden Başlamalı?
20 Aralık 2019 Cuma
Kitaptaki öykülerde, her erkeğin işleyeceği cinayeti gerçekleştirmesi öncesinde; kültürel ve politik yapının, akrabalık ilişkilerinin nasıl etkili olduğu anlatılmış. Erkeğin çalışma ve yaşam koşulları, sınıfsal pozisyonu, kültürü, neredeyse katili haklı çıkaracak raddeye vardırılarak -bir uçurumun kenarından dönmek gibi-, erkek egemen söylemin içinden anlatılmış ve o noktadan çark edip, feminist bir filtreleme ile yoğurulmuş.
Parazit
20 Aralık 2019 Cuma
Ödenmemiş, hesabı görülmemiş bu borç tahsil edilmedikçe ve ölüler hakkını almadıkça hayaletler her yerde karşımıza çıkmaya, musallat olmaya devam edecektir. Hayaletler için ölümden sonra bir yaşam olup olmaması mesele değildir; dertleri, ölümden önce yaşayamadıkları, haklarını alamadıkları, mahrum bırakıldıkları hayattır. Parazit bu açıdan yeryüzünde dolaşan ve şu hakikati bağıran hayaletlerin filmidir: Kapitalizm oldukça ölümden önce yaşam yok!
Online Kültür Savaşları ve Alt-Right’ın Yükselişi
18 Aralık 2019 Çarşamba
Oysa bugüne dair korkutucu ve asla istenmeyecek türden de olsa farklı bir gelecek tarzı üreten bir yeni sağ bulunuyor, Tumblr solunun sıkışıp kaldığı kimlikçilik, politik doğruculuğun yarattığı boşluğu dolduruyor. Solun yenilgisi bu yeni sağa cevap veremeyerek kültür savaşlarında sıkışıp kalmasıdır. Bizim için birbirini üreten bu aşırı uçların dışında düşünmek ve eylemek, Vampirler Şatosu’ndan çıkmanın bir yolu olabilir.
Şeffaflık Toplumlarında Siyaset: Sahihliğin Tiranlığı (II)
17 Aralık 2019 Salı
Sıklıkla karizmatik liderlik ile eşanlamlıymış gibi değerlendirilse de popülist liderlik tarzı aslında Weberyen karizmatik liderlikten hayli farklıdır. Karizmatik liderin etkinliği şahsi yeteneklerinin sıradışılığına olan inançtan kaynaklanır. Karizmatik lider daima kudretli ve bilgedir. Kimsenin göremediğini görüp halkını en doğru yola sevk eder. Oysa popülist liderlik tarzında böyle bir iddia ya hiç yoktur ya da baskın değildir.
Şeffaflık Toplumlarında Siyaset: Sahihliğin Tiranlığı (I)
16 Aralık 2019 Pazartesi
Herkes görünür olmak zorunda, üstelik ne ise o gibi görünmek, hayatının her alanında aynı şekilde kalmak ve daima erişilebilir olmak durumunda. Bir toplumsal olayın ardından tepkisini sosyal medyadan ve açıkça göstermeyen oyuncunun çektiği öfkeyi, sınavdan önceki gece öğretim üyesine mesaj atarak soru soran öğrencinin abartılmış beklentisi ile ilintilendiren de bu şeffaflık talebi.
“Hiçbir Yere Çıkmayan Bir Yoldayız”
15 Aralık 2019 Pazar
İşsizlik, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki dengesizlikler, yoksulluk, siyasal ve toplumsal baskılar, yabancı düşmanlığı-ırkçılık, Kuzey-Güney uçurumu, bölgesel savaş ve çatışmalar, toplumsal ve bireysel silahlanma yarışı, cinsel eşitsizlik, kadın cinayetleri gibi bazı sorunlar sanki zamandan ve mekândan bağımsız bir hale geldiler ve bu sorunların akılcı bir şekilde çözülebileceğine ilişkin umutlar giderek yok oluyor.
Feminist Odalar (II): Kadınların Kişisel Hikâyeleri
12 Aralık 2019 Perşembe
Feminist Odalar yazı dizisine hazırlık fikri, odanın -Virginia Woolf’un ifade ettiği tarzla- kadınların kendisini; düşünsel, sanatsal üretimleriyle sorgulama, dayanışma, kadın hareketinin ataklarını, gelişimini takip etme, edebiyat eleştirisinde kadınların varlığını kurabilme fikrini içeriyordu, düşündükçe “Peki, nasıl odalar istiyoruz?”, “Dünyada böyle odalar var mıdır?” gibi sorular da eklendi. Feminist Odalar yazı dizisinin kendisi de bir oda olabilir.
Şampiyonlar Ligi: Avrupa’nın Bilinçdışı Kimliği
10 Aralık 2019 Salı
Televizyon yayıncıları farklı olabilirdi ancak skor grafikleri, açılış sekansı ve röportaj platformunun arka planı her zaman aynı olmalıydı. Üzerinde yıldızlar olan bir futbol topu gördüklerinde insanlar “Bu Şampiyonlar Ligi,” demeliydiler. Bu büyük oranda gerçekleşti. 1999'da starball logosu izleyiciler arasında yüzde 94'lük bir tanınma oranına ulaştı.
İnsanlığa Karşı Suç Türkiye’de
9 Aralık 2019 Pazartesi
İnsanlığa karşı suçun bir iddianameye girmesi Türkiye’de ilk kez oluyor. Mahkeme’nin vereceği karar da TCK 77. Madde’nin ilk uygulaması olacak. Bu bakımdan önemli. İnsanlığa karşı suç, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Anlaşması’ndaki dört suç kategorisinden biri (diğerleri soykırım, savaş suçları ve saldırı suçu). Türkiye, Roma Anlaşması’nı imzalamayan ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taraf olmayan birkaç devletten biri.
“Okudum” İllüzyonu
8 Aralık 2019 Pazar
Bundan beş sene önce nasıl kitap satın aldığınızı hatırlayınız. Kitapçıya gider, önce kitap kapaklarına yenilir, daha dirayetliyseniz bu görsel şölene itibar etmez, arka kapak yazısını okur, içinden rastgele sayfaları karıştırır, fiyatı da kesenize göreyse, alırdınız. Tabii bunu aklınızda bir kitap olmadığı zamanlar için söylüyorum. Herkes meşrebine göre, okuyacağı kitabı kendisi seçerdi.
Yeşil Sisyphus Çilesi
7 Aralık 2019 Cumartesi
Kriz’in ve kriz söyleminin egemen olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Neoliberalizmin krizi, ekolojik kriz, iklim krizi, gıda krizi, siyasetin krizi… Benzer dönemlerde olduğu gibi, kriz’in neyin, kimin krizi olduğu konusunda oldukça farklı tanımlar/tartışmalar sürüyor. Ama içlerinde en fazla iklim ve ekolojik kriz -tabiatıyla- daha öne çıkıyor. Şimdi “ya barbarlık ya sosyalizm” sloganının yerini de “ya yok oluş ya sosyalizm” alıyor.
Yoksulları Azarlamak
6 Aralık 2019 Cuma
Yoksulları kendilerinin olduğu kadar basiretli, akılcı davranmamakla suçlamak, ardından nefret kusmak, tam bir orta sınıf umursamazlığı. Oysa yoksulluk tam olarak da budur: bir eylemde bulunur ya da malı alırken, toplumun diğer kesimlerinin yapmadığı fedakarlıkları yapmak zorunda kalmak, bu seçimlerin ağırlığı altında ezilirken bazen orta sınıflara akıldışı gelebilecek tercihlerde bulunmaktır. Yoksulluk bazen çok güçlü olmaktır, bazen de güçsüz olmaktır. Kişinin yaptığı, yapmak zorunda kaldığı amansız tercihlerden dolayı bazen saçmalamaktır.
Meta-modernizm: Kısa Bir Giriş
5 Aralık 2019 Perşembe
Meta-modernizm, naif modernist ideolojik pozisyonlara geri dönüşü imlemekten ziyade çağımızın hem modernizmin hem de post-modernizmin bakış açıları arasındaki salınımla nitelendiği kanaatindedir. Bunun, samimiyetle ironi, yapısökümle yapıcılık, duygusuzlukla duygulanım arasında salınan ve sanki böyle bir şey başarılabilirmiş gibi bir tür aşkın pozisyona erişmeye kalkışan nevden bir bilinçli naiflik, pragmatik idealizm ve ılımlı fanatizm olarak belirdiğini görüyoruz. Meta-modern kuşak, aynı anda hem ironik hem de samimi olabileceğimizi, birinin diğerini ille de eksiltmediğini anlıyor.
Hayırlı Cumalardan Bereketli Cuma’ya, Ayin, Tören ve Kültür Endüstrisi
3 Aralık 2019 Salı
Kültür endüstrisi, dinî ve ulusal bayramların metotlarını kendi çıkarlarına adapte etmekte gecikmedi; hem de bizzat bu bayramlardan bazılarını kendisi için dönüştürerek: Black Friday de tıpkı Noel gibi kültür endüstrisinin kendi çıkarları için dönüştürdüğü bayramlardan birisi oldu. İlginç olanı kültür endüstrisinin, birer dinî (Hıristiyan) bayram olan Thanksgiving (ve ertesi günü Black Friday) ve Noel'i Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Hıristiyan olmayan toplumlara da yayabilme becerisidir.
Bu Kasları Emek Emek Şişirdim!
1 Aralık 2019 Pazar
Peki sosyal medyada vücut çalışırkenki görüntülerini, kaldırdıkları ağırlıkları, alnından ter akan kareleri paylaşan erkekler acaba bu saldırıları savuşturmak için mi böyle davranıyor, bu görüntüleri yayınlıyorlar? Şüphesiz sadece bunun için değil. Beğenilmek, belki kendi beğendiği kişiye kendisini göstermek, hatta kimilerini kıskandırmak, yaptıklarıyla “düşman çatlatmak” da vardır çorbada.
Siyanür müdür Öldüren?
29 Kasım 2019 Cuma
İncitici olan buna alışmak, bir süre önce belki adliye polis marifetiyle yansıtmaktan alıkonulduğumuz duyarlıkları kaybetmek, daha fenası farkına varmaksızın bunlardan vazgeçmemizdir. Bireysel ve kolektif tam hak eşitliğine dayalı, dikey ilişki modellerinin uzağında, karnaval neşesi taşıyan yeni bir toplum inşasının, aynı zamanda alışmamakla, ezilenler dünyasına seçenekler sunan eleştiri kültürünü toplumsallaştırabilmekle de ilgisi olmalı.
Bir Sinema Destanı: Costa-Gavras’ın Anıları
28 Kasım 2019 Perşembe
Costa-Gavras, çağdaş politik sinemanın en önemli yönetmeni. Yunan asıllı Fransız sanatçı, Kazancakis’den ödünç aldığı başlıkla (Gitmesi mümkün olmayan yerlere git) seksen altı yıllık özyaşam öyküsünü 517 sayfalık kitapta anlatmış. Kendisi aynı zamanda senaryo yazarı da olduğu için, bir bakıma kendi çocukluk, gençlik ve meslek hayatının filmini çekmiş bu kitapta. Her satır çok görsel, çok sinematik.