Korona Günlerinde Dayanışma, İktidar ve Direniş
7 Mayıs 2020 Perşembe
Direnişçilerin gerek ekonomi ve matematik gerekse etik açısından kusursuz biçimde hesaplamış oldukları “iyi ve adil hayat” tasarımlarının en büyük düşmanları, tam da bu hayat şeklinin tersini uygulayan, ürettiği mallar, ticaret pratiği, söylemi ve toplumsal konumuyla da bu direnişin karşısında duran kesimler. Yani iktidarı ellerinde tutanlar. Dolayısıyla onlara yönelik öfke, direnişin temel ögelerinden biri. Sosyal medyada yapılan protesto paylaşımları, infialin en yaygın dile geliş şekli…
Mithat Sancar’ın TBMM 100. Yıl Oturumu’ndaki Konuşması Üzerine Bazı Notlar
6 Mayıs 2020 Çarşamba
Sancar’ın konuşması iki açıdan alkışı hak ediyor. İlki, Atatürk’ü, TBMM’yi övdüğü vb. için değil, sadece ve sadece bir siyasetçi dilinden çok akademik bir dil, üslup taşıdığı için; açık, sarih ve belagate kaçmadan, derdini sosyal bilimlerin diliyle açıklamayı tercih ettiği için; ikincisi de meclis iradesi ve halk egemenliği kavramlarının altını çizdiği için.
Covid-19: Modern Devletin Dirilişi mi Yoksa Krizi mi?
6 Mayıs 2020 Çarşamba
Piyasa konuşuyorsa eğer ve liberal sistemde piyasa bir “doğrulama sahasıysa”, mevcut kriz aynı zamanda bir devlet krizidir. Bu bağlamda konuşmak gerekirse virüsün yol açtığı pandeminin ortaya koyduğu ikinci sorun devletin lehine değil, aleyhinedir. Foucault’nun “devlet fobisi” adını verdiği tutum, devletin yaşadığı krizi görülmesini engelliyor gibime geliyor.
Solunum Cihazları, Maskeler ve Eski Normal
5 Mayıs 2020 Salı
Binlerce kilometre uzaktan fırlattığı bir füze ile hedefi birkaç metre hata payı ile vurabilecek silahları üretecek teknolojiye ve bu silahlardan yüzlercesini (binlercesini?) depolama kapasitesine sahip ülkeler nasıl oldu da en basitinden bir maskeyi üretip yurttaşlarına dağıtmayı beceremedi? Maske gibi basit bir ürünün üretiminde karşılaşılan sorunlar, kapitalizmin son kırk yılda yaşadığı ve kimilerinin neoliberalizm dediği cinnet halinin kaçınılmaz sonucu.
Eşitliğin İhlali Olarak Tedbir
5 Mayıs 2020 Salı
Tüm yurttaşlara uygulanan ya da uygulanabilecek olan sokağa çıkma yasağı bir tedbir olabilecekken, eşitlik ilkesinin ihlaliyle bazı yurttaşların özgürlüklerinin kısıtlanmayıp bazı yurttaşların kısıtlanması tedbir olarak tanımlanamayacağı gibi, devletin yurttaşlar arasında açıkça ayrımcılık yaptığı ve eşitlik ilkesiyle bağlı olmadığını alenen ilan ettiği anlamına gelir.
Komplo Teorisinin “Başka Bir Dünya” Arzusu ve Edebî Komplolar
4 Mayıs 2020 Pazartesi
Komplo teorileri incelenirken arzunun rolü sıklıkla gözden kaçırılıyor. Dünyayı anlamlandırmada insanlara öyle ya da böyle yardımcı olan komplo teorileri, bu dünyanın hikâyeleridir ve dünyayı nasıl hikâyelendirdiğimiz, neyi nasıl arzuladığımıza dair bize önemli ipuçları verir. Bu ipuçları yer yer kendi içlerinde de çelişebilir; burada arzunun temel çelişkilerimize cevap verirken onları farklı anlatılarla içselleştiren bir yapısı olduğunu unutmamız gerekiyor.
Korona Salgını ve Yarınsızlık: Bir Kaygı Toplumu Olarak Türkiye
4 Mayıs 2020 Pazartesi
Elbet tüm insanlığı etkisi altına alan günümüzdeki gibi salgınların bazen ne yaparsak yapalım kader olduğunu düşünebiliriz; fakat doğayla kurduğumuz hangi yanlış ilişkilerin bizi buraya getirdiğini haklı olarak vurgulayan pek çok yazara katılmıyor olmamız veya geleceğimize hükmedenlerin iktidarlarını bir zorunluluk gibi sunmaları şu gerçeği değiştirmez: coğrafya kader değildir. İnsanlar coğrafyayı siyaset ile kader haline getirirler ve kendilerine onun içerisinde hayatlarına hükmeden bir yönetim dokurlar.
Doğumunun 110. Yıldönümünde Behice Boran
3 Mayıs 2020 Pazar
Boran, 1939’da başlayan akademik serüveni boyunca, 1947’de kürsüsünden fiilen koparılana kadar köy ve şehirleşme alanında çeşitli araştırmalar yapmıştır. Boran’ın yukarıda adı geçen dergilerde ve saha araştırmalarında, sosyolojinin alt başlığı olarak incelediği bir konu da köy ve şehirleşme meselesidir. Boran’ın bu alana olan ilginin nedeninin kapitalistleşme, şehirleşme, modernleşme gibi kavramları iç içe geçmiş süreçler olarak algılamasıdır ve onun sosyalist kimliğinden bağımsız değildir.
Ken Loach, Gig Ekonomisi ve Yeni bir Etiko-Politik İmkânın Üzerine Notlar (III)
3 Mayıs 2020 Pazar
Filmin bir sahnesinde yaşlı kadın, Thatcher hükümetine karşı kendisinin de bir protestocu olarak katıldığı 1984-1985 İngiltere madenci grevine ait bir fotoğrafı Abby’ye gösterir. Aynı sahnenin sonunda da Abby’nin çalışma çizelgesine baktıktan sonra “Peki sekiz saatlik mesaiye ne oldu?” diye sorar. Kadının bu söyledikleri bir yandan neoliberalizmde -sınıf mücadelesiyle kazanılmış- sekiz saatlik iş günü gibi hakların geçersizleştiği çalışma koşullarına gönderme yaparken aslında fotoğrafa dair de bir hikâye anlatmaktadır.
Dijital Girdapta Küresel Emek
2 Mayıs 2020 Cumartesi
Çalışmanın satır aralarında kendisine yer bulabilen (ara tabaka) orta sınıfın dijital girdaptaki konumu da dökümler arasında. Sibernetik teknoloji ve sınıf ilişkisinde “işgücü” sürecine de kısaca değinen yazar; küresel köylülüğün sonu, yeni göçler, kayıtdışı eziyet, neo-endüstriyel proletaryalar, emeklerin katlanması, “çalışmanın kadınlaşması” ve eğitim fabrikasının yükselişi gibi seçilmiş yedi ana proleter akıma dikkat çekiyor.
Anlatmakla Yükümlü Şahit: Svetlana Aleksiyeviç
2 Mayıs 2020 Cumartesi
Gerçeğin popülizme, kitleye, yalana; etiğin estetiğe yem edildiği bir zamandayız. Zamanımızın bütün tarihsel dehşetlerine karşı özverili bir seyirci bile olamıyoruz. Dibimizde yapılan savaşa, evlerinden taşınan milyonlara mülteciye karşı giderek daha da yabancılaşıyoruz. Tarihin cellat ve kurbanlarına duyulan öfke bir süre sonra donuklaşıyor, kaskatı kesilince artık varlığı ancak bir zarafet içinde pazarlanabiliyor.
Yalnızlık ve Söylentilerle Hesaplaşma: Solgun Ateş ve Tutunamayanlar
1 Mayıs 2020 Cuma
Yalnızlığın aranıp da bulunamayan nimet olarak değerlendirilmesi ne kadar çarpık ve yüzeysel olsa da hâlâ işleyen bir düşünce. Edebî yönelimlerimiz, dinlediğimiz şarkılar ve izlemeyi tercih ettiklerimiz çoğu zaman yalnızlığını estetize edebilmiş, biraz da keyfine düşkün karakterlerin etrafında dönüyor. Peki tam anlamıyla “yalnız”, duvarlarının ardında esir düşmüş karakterler, onların tecrit hikâyelerine aynı “keyifle” adapte olabiliyor muyuz?
Gelecek de Bir Gün Gelecek ama Nasıl?
1 Mayıs 2020 Cuma
Yapay zekâ, insan-teknoloji ilişkisi çerçevesinde yeni bir türün ortaya çıkma olasılığını tartışan ütopik/distopik öngörüler ve insan sonrası tartışmaları önümüze çoktan konuldu. Bu anlayış, “bedeni kutsal statüden çıkarıp, bir protez gibi gören”, “biyolojik bedenin gelecek için yetersiz olacağına” inanan, “insan sonrası süreçte biyolojik ve yapay yaşam formlarının birlikteliğini öngören” bir dünya algısı yaratıyor.
Bovid-17: Brezilya’da Salgın ve Siyasi Kriz
30 Nisan 2020 Perşembe
Salgınla mücadele süredursun, Brezilya devlet başkanının gündemi, çözülmeyi bekleyen daha “önemli” sorunlarla dolu. Son anketlere göre, Bolsonaro’nun popülarite oranı yüzde 27’ye kadar düşmüş durumda. Bu da salgın sürecindeki tutumundan kendi kitlesinin bile memnun olmadığını gösteriyor. Dahası Bolsonaro’nun azledilmesi talebi, sağdan sola toplumun farklı kesimlerinde hızla yükseliyor.
Korona, Korku, Komedi, Kolera
29 Nisan 2020 Çarşamba
Beklenmedik ve tekinsiz olanla karşılaşmanın insanda ortaya çıkardığı şaşkınlık, korku ve dehşet duygusu, tıpkı olayın kendisi gibi, beklenmedik ve öngörülemez pek çok davranışsal tepkiye neden olabilir. Bu nedenle tam da pandemi zamanında insanın gerek kendisinde gerek çevresinde tuhaf, hatta gülünç olay ve durumlarla karşılaşması çok olası.
Korona Günleri (I): Hastalık Yok
29 Nisan 2020 Çarşamba
Maske, kolonya ve mesafe... SARS-CoV-2’nin yol açtığı yeni toplumsal kültürü işaret eden en iyi üç kelime bunlar sanırım. Pekiyi ama ötekini bir kuruluş felsefesi olarak “tehlike” olarak işaretleyen Türkiye toplumu maske ve mesafenin getirdiği insansızlaşmanın ağırlığının altından nasıl kalkacak acaba? Bugün filyasyon amacıyla akıllı telefonlara çekincesizce yüklenen aplikasyonların gönderdiği GPS sinyallerini yarın görece özgür ortama ulaştığımızda silmek mümkün olacak mı acaba?
Covid-19 ve İzolasyon: Bir İstisna Hali mi? Ortalık mı?
28 Nisan 2020 Salı
Agamben, somut gerçekliğe göre analiz yapmaktan ziyade, kavramlarını mevcut olana uyarlamayı tutum edinen, yer yer dogmatik, hatta bilimi bir tehdit olarak görecek kadar şüpheci ve muhafazakâr bir noktaya ulaşmıştır dersek, yorumda aşırı mı ileri gitmiş oluruz?
Akademinin Halleri ve Akademisyenlere Reva Görülenler Üzerine
27 Nisan 2020 Pazartesi
Malum, Gürpınar’ın da bahsettiği ve Türkiye’de eski kuşağın sahip olduğu iş güvencesi ve rahatlık bizim kuşağımız için ancak bir hayal. Henüz doktora öğrencisiyken Türkiye’de benim de mezunu olduğum bir üniversitede ders vermem ilk teklif edildiğinde çok sevindiğimi hatırlıyorum. Gözüm kapalı kabul ettiğim o dersten saat başına 50 lira almıştım.
Salgını Olaylaştırmak
26 Nisan 2020 Pazar
Salgını (ya da savaş, deprem, ekonomik kriz gibi başka güncel olayları) felsefi bir irdelemenin konusu haline getirmek herkesin gördüğü bir şeye bakıp onda henüz görünür olmayan şeyi açığa çıkarmaya çalışmak demek. Gördüğümüz şeyin “önceden düşünülmüş” olduğunu söylemek bile bu önceden düşünülmüşlüğü görünür kılmayı, herkesin yeni sandığı şeyin aslında başka bir şeyin tekrarı olduğunu gösterebilmeyi gerektiriyor.
Salgının Biyopolitikası ve Dayanışma: Almanya ve Türkiye
25 Nisan 2020 Cumartesi
Belki de gerçekten korkamıyoruz bile. Eğer Günther Anders’in dediği doğruysa, işbölümüne, yaşamın her alanını parçalara ayırıp düzenlemeye yönelen bir iktidar teknolojisi içinde, korkularımızı siyasi ve askerî alana havale ederek üstesinden gelmemiz salık verilir. Kendimiz hakkında endişelenmeye izin verilmez, bunun ihtiyacını da duymamamız gerekir.
Yaşam ile Ölüm Arasında Temastan Kaçınmak
24 Nisan 2020 Cuma
Karantina yerleşkelerinde dünyayla irtibatı kestiğimizi düşünürken, hayatları pahasına hasta bedenlere temas eden doktorlar ve sağlık görevlileri, kendilerinin de bağışık olmadıkları bir mücadelede yenik düşebiliyorlar. Veyahut da, bir güvencesi olmayan, patronu ya da devleti tarafından çalışmak zorunda bırakılan işçi ve memurlar, başkalarının dünyayla teması kopmasın diye canını dişine takıyor.
Bernie Sanders’ın Ardından
23 Nisan 2020 Perşembe
Sanders’ın kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlaması ve Amerikan medyasının da etkisiyle dünyanın her yerinde Sanders’ı bizim ABD dışında anladığımız/bildiğimiz gibi sosyalist olarak kavramamız bana eskilerin İskandinav tipi sosyalizm tartışmalarını hatırlatıyor. Covid-19 krizi ile testlerin ücretsiz olmasının artık hakikaten “utanmıyor musunuz” dedirtecek şekillerde tartışıldığı, tedavinin ücretsiz olmasının -ki hâlâ muallak- güçbela sağlandığı bir ülkeden bahsediyoruz.
Koronavirüs, Hak ve Özgürlükler, Yanılsamalar: Toplumsal Savunma
22 Nisan 2020 Çarşamba
Koronavirüs, deprem gibi ani yıkıcı etkiye sahip olmasa da yavaş yavaş çok daha büyük yıkım doğurabilecek başka bir felaket. Ayrıca kişiden kişiye yayılma nedeniyle insanların birbirinden tecridini gerektiren bir salgın. Farklı olsa bile Koronavirüs salgınına 1999 depreminde başarılanlar açısından bakılırsa iki-üç ipucu elde edebiliriz. Öncelikle mahalle, site bazında örgütlenme gereğini görürüz.
Covid-19 “Mevzuatı”: Hukuk Yapıcılar ve Yiyiciler
22 Nisan 2020 Çarşamba
Torbaya girenin de çıkanın da bilinememesi gibi, başımıza geleceğin de gelmeden tam bilinemediği bir dünyaya uyanıyoruz her gün. Gücü olanın, olanağı olanın her şeyi yaptığı, kimsenin de şaşırma-dığı ülkenin vatandaşlarıyız. Bildiğimiz inandığımız evrensel hukuk kuralları, açıklamakta da buna karşı mücadele etmekte de zorlanıyor. Gerçek toplumsal mücadele dinamikleri ile hukuki mücadele araçlarını buluşturduğumuz/buluşturabildiğimiz anlara kadar.