Harold Bloom: Eleştirinin Canavarı
19 Ekim 2019 Cumartesi
Bloom’un edebiyata yaklaşımını fazla “Batı-merkezci” veya “elitist” bulanlar oldu. Kanonu yeniden düşünmek gibi kavramlar ortaya atıldığında Bloom, tıpkı kendinden önce Leavis gibi, edebiyatın yüceliğini sorgulamaya açan bu yaklaşımlara büyük bir öfkeyle saldırdı. Batı Kanonu eserinde buna “Hınç Okulu” (“School of Resentment”) ismini verdi. Bloom’a göre iyi edebiyat “dâhilerin” yaptığı bir işti.
Benzeştirmenin Dayanılmaz Hafifliği
18 Ekim 2019 Cuma
Yirminci yüzyılın ikinci yarısından geriye doğru baktığımızda, kaba bir hesapla, son iki yüz- üç yüz yılı, insanlığın genel anlamda bilgilenmek, özgürleşmek, eşitlenmek, adalet arzusuna karşılık bulmak, yerel ve genel despotik yapılara karşı korunmak ve elbette her konuda ilerlemek ve karanlık geçmişin tasallutundan kurtulmak için yoğun bir uğraş içinde olduğunu ve başkaldırılarda bulunduğunu görürüz.
KHK'lıların Muhalefeti: KHK'lılar - Bir Muhasebe (2)
16 Ekim 2019 Çarşamba
KHK ile ihraç edildikten sonra deneyimleri birbirinden o kadar çok farklılaşan bir kesimden bahsediyoruz ki… Masal anlatıcısı olan da var, şarkıcı olan da; inşaatta çalışan da var, bez bebek ya da nohutlu pilav yapıp sokakta satan da. Mersin’de bir grup KHK’lı akademisyenin açtığı Kültürhane ve Eskişehir’de açılan Uçurtma Kitap Kafe adlı mekânlar da bu sürecin güzelliklerinden.
1402'den KHK'lara: KHK'lılar - Bir Muhasebe (1)
15 Ekim 2019 Salı
12 Eylül sonrası işlerinden çıkarılanlar, sıkıyönetim rejiminin kademeli olarak kalkmasıyla beraber işlerine son verilen bölgelerdeki İdare Mahkemelerine müracaat ettiler ve bir kısmı iade edildi. 2016 sonrası KHK’lıları için ise yargı yolu kapalı. İlk inceleme, kurulan OHAL Komisyonu eliyle yapılıyor. Komisyona yapılan kişisel başvurunun aleyhte sonuçlanması sonrasında yargı yoluna başvurulabiliyor.
Mûsikî ve Hüzün: Fahrettin Çimenli'nin Müziğine Bir Bakış
13 Ekim 2019 Pazar
Geçen yıl 16 Ekim’de kaybettik Fahrettin Çimenli’yi. İçimize yerleşen melâle ardında bıraktığı mûsikî mirası dışında hiçbir şey ecza olamayacak, biliyorum. Ama yine de “kültürel iktidar” teranesiyle “toplumsal algı”yı yönlendirme gayesinin güdüldüğü şu siyasal iklimde Çimenli’nin hayatı boyunca duruşundan hiç taviz vermeyişinin ne kadar değerli ve haysiyetli olduğunu -sanırım ölümünden duyduğum ağrıyı hafifletmesini umarak- zikretmeden edemiyorum.
Son Güzellik Bükücü: Gucci
11 Ekim 2019 Cuma
Birkaç yıldır, özellikle kadın kozmetiklerinde “bedenime değil, aklıma bakın” ya da “kimseyi takma, hayatını yaşa” sloganları bangır bangır beynimize kazınıyor. Artık reklamlarda çoğunlukla elmas gibi parlayan saçlardan ya da dudaklardan, hülyalı hülyalı bakan sarışın ve anoreksik kadınlardan ziyade spor yapan, buluş yapan, atar yapan ya da gecenin bir köründe süslenip püslenip sokağa fırlayan kadınları görüyoruz.
Duyguların Hukuki Politikası
9 Ekim 2019 Çarşamba
Yalan, bulunduğu bedenin şeklini alarak da kendini kamufle edebilir. O vücuttan, o dilden, o bedenden, o zihinden çıkar, insan şekline bürünür ve kendisini hakikat gibi sunar. Bazı yalanlar beyazken, bazılarının sinsiliği, kurgulanmışlığı, eğretiliği, kurnazlığı da buradadır. Hukuk diliyle konuşarak söylenen savunma yalanlarının tehlikesi, tam da yalanın o bulunduğu bedenden çıkarak hâkimlerin kapsama alanına girmeye çalışmasındadır.
Organik Olmayan Yaşam Düzleminde Edebiyat
4 Ekim 2019 Cuma
Deleuze, Spinoza’da karşılaştığımız kudretli olma halini pürtüklü uzam, kaygan uzam ve rizom kavramlarıyla betimleyerek yaratımın varoluşu aşan bağlamda bir “güç” ile ifade edilemeyeceğini, tersine yaratmanın varoluşa içkin olduğunu söyler. Nitekim düşünce kendi mahreminde mekândan duygulanır ve kimi zaman “kaygan” kimi zaman “pürtüklü” soyut mekânlara -ya da bu ikisinin değişebilir bir karışımına- bağlı olarak işler.
İvan İlyiç’in Ölümü Üzerine Bir Deneme
1 Ekim 2019 Salı
Rus edebiyatının en büyük yazarlarından birisi olan Lev Nikolayeviç Tolstoy’un, epik ve tragedyaya yakın tarzdaki romanlarından hariç, küçük çaptaki romanı İvan İlyiç’in Ölümü’nü okurken etkilendiğim şey ölümün yoğun baskısının sade bir şekilde betimlenmesiydi. Daha sonra Ulus Baker’in yukarıdaki sözlerinin gerçekliğini irdelerken romanda ölümün, ev, vatan gibi temalarla birlikte çizilmiş sınır çizgilerinin üzerinde dolaştığını hissettim.
Şantiye Yazıları: Felsefi Ivır Zıvır
28 Eylül 2019 Cumartesi
Kitapta, çoğunlukla kent hayatı ve kent insanının yaşama biçimi, kültürü üzerine şekillenen denemeler var. İnsanın dünya üzerindeki ilk ânından bugüne değin bir “tarihsellik vurgusu” denemelerin her zaman taşıyıcı yüklerinden birini oluşturuyor. Bu vurguyla birlikte sıkıntı, keder, varoluş gibi genel kavramları sorgulamayı seven bir kategori var yazarın evreninde.
Karaciğerim, Kaslarım ve Ben: Günümüz Tıbbî ve Terapötik Ethosu Üstüne [II]
26 Eylül 2019 Perşembe
Gerçekten de bugüne bugün, şer cephesini “damar sertliği” [ateroskleroz], “insülin [ve/veya leptin] direnci” ve “inflamasyon”un oluşturduğu bir “yaşam tarzı tıbbı” şebekesi söz konusudur. Alkol kullanımı, sigara içimi, “narkotik madde” suiistimali, stres, kafein ürünleri, tuzlu ve doymuş-yağlı yemekler, şişmanlık, karbonhidrat, hareketsizlik, zührevî hastalıklar, endüstriyel gıdalar ile giden, oradan “heteroseksüel-olmayan” cinsel edimlere dek uzanan bir sakıncalar listesi oluşturulur.
Karaciğerim, Kaslarım ve Ben: Günümüz Tıbbî ve Terapötik Ethosu Üstüne [I]
25 Eylül 2019 Çarşamba
Hakikat-sonrası ahvale yaraşacak ölçüde, muazzam boyutlarda ve çoğu kere bilim-dışı zırvalıklara meyleden bir sağlık tüketimi furyasının tam ortasındayız. Bu, 1980’lerin başına dek uzanan bir silsilenin devamı. Dünya Bankası, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Para Fonu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti; evet bütün bu majüsküllü organizasyonlar “reform” tasallutu altında eşgüdümle bunu istedi.
İktidarın Dışavurumu Olarak Şiddet
23 Eylül 2019 Pazartesi
Modernizmin birçok yönden içerdiği Aydınlanmacı etkilere rağmen bizim toplumumuzun hâlâ bir kan toplumu olduğunu düşündüren birçok veri bulunduğunu söyleyebiliriz. Modernizm öncesi toplumlarda olduğu gibi şiddet bizde hâlâ amaca götüren en önemli ve işlevsel araç olarak kutsanır. Şiddetin dolaysızca kullanıldığı geç modernleşmiş toplumlarda işlerin, işleyen açısından, şiddetin kestirmeden amaca ulaştıran işlevi aracılığıyla kolaylıkla halledildiğini gözlemleyebiliyoruz.
RTÜK Üyesi Faruk Bildirici ile RTÜK, Medya ve Sosyal Medya Üzerine: “Mücadelenin Kendisi Kazanmaktan
19 Eylül 2019 Perşembe
Teyit.org gibi doğrulama organizasyonlarının işlevi zamanla daha çok artacak ve onlara daha çok ihtiyaç duyacağız gibi görünüyor. Fakat biz gazetecilerin onlara iş bırakmamasında, kendi evimizi temizlemeye çalışmamızda yarar var. Bu öncelikle medyanın okur ve izleyici karşısındaki güvenilirliği ile ilgili. Yalan ve yanlıştan arınamayan medyanın güvenilir olmasını, dolayısıyla da hayatiyetini sürdürmesini bekleyemeyiz.
Kral Süleyman’ın Madenleri ve Ekolojik Modernleşme
17 Eylül 2019 Salı
Ekolojik modernleşmenin öne sürdüğü “Yeşil kapitalizm” gerçekten ekolojik sürdürülebilirlikle bir arada düşünülebilir mi ve endüstrileşmenin yoğunlaştırdığı ekolojik problemler, “yeşil kapitalist” programlarla çözülebilir mi? Kapitalizmin gelecek kuşakları, doğayı veya diğer toplumları gözetme ve düşünme gibi bir amacı var mıdır yoksa üretilen teoriler sadece gelişmiş devletlerin kendi gerçeklikleri ve çıkarları doğrultusunda mı kurgulanmıştır?
Oyun Oynamayı Politik Düşünmek:  Queer Olympix Deneyimi
15 Eylül 2019 Pazar
Endüstriyel oyunların kuralları kesin olarak emredici ve tartışılmaz nitelikler içerir. Tartışılsa veya değiştirilse dahi mihmandarları daima beyaz hetero erkekler olmuştur. Örneğin modern olimpiyat oyunlarının kurucusu Baron Pierre de Coubertin, yarışması gereken hakiki olimpik kahramanlarını yetişkin erkek birey olarak tanımlamıştır. Kadınlar, oyunlarda ancak şampiyon erkeklere ödül sunma merasiminde var olabilir.
Bauman Okuryazarlığı Üzerine
13 Eylül 2019 Cuma
Graham Scambler, 30 Ağustos’ta attığı bir tweette, Bauman’ın son kitaplarından pek çoğunun uzun blog yazıları gibi kaleme alındığına, yani aklına geldiği, konuştuğu gibi yazdığına, sesli düşündüğüne (“thinking aloud”) ilişkin kanaatini paylaştı. Sosyoloji kitabı denen janrın böyle olmadığını düşünüyordu pek tabii, külliyatından halen tek satır bile Türkçeye çevrilmemiş olan Scambler, haklıydı da.
Yaşamın ve Ölümün Sahipleri
12 Eylül 2019 Perşembe
İktidarların egemenlikleri altındaki maddi ve manevi her tür varlığa öncelikle “el koyma” güdüsüyle davranmaları, “zenginlikleri kendilerine mal etme” eğilimleri, çeşitli biçim ve içerikler içinde geliştirilerek devletin, milletin varlığını sürdürmesi, geliştirmesi zeminine yerleştirilir ve artık buna karşı gelişebilecek olan her tür söylem en baştan kriminalize edilir, gayri meşru ilan edilir ve şiddetle bastırılır.
Kaz Dağları ve Ötesi
10 Eylül 2019 Salı
Kaz Dağları çevresinde açılacak olan altın madenine karşı oluşan tepkiler son haftalarda ciddi bir ivme kazandı. O kadar ki, hükümet bu tepkilerin yeni bir Gezi hadisesine dönüşmesinden korkar oldu. Şimdiden, devlet yetkililerinin tepkilerin ardında “dış güçler”i ve onların Türkiye aleyhtarı şeytanca hesaplarını aramaya koyulduğu, maden alanı etrafında toplanıp gösteri yapanları da şimdiden kriminalize etmeye hazırlandığı görülüyor.
Türkiye’de İfade Özgürlüğü
9 Eylül 2019 Pazartesi
Türkiye’nin ifade özgürlüğü konusundaki yapısal sorunu nereden kaynaklanıyor? Türkiye’deki siyasetçiler ya da yargıç ve savcılarla, Strasbourg’daki yargıçlar ifade özgürlüğüne aynı pencereden bakmıyorlar. Türkiye’deki yasa koyucu da, yasayı uygulayan yargıç ve savcılar da ifade özgürlüğüne devlet penceresinden bakıyorlar. Yazılı ve sözlü ifade edilen düşünceler devlete zarar verir mi? Hareket noktası bu. Oysa Strasbourg’daki yargıçlar soruna bireyin özgürlüğü açısından bakıyor.
Alevi Lisesi Bir Tanınma Vaat Edebilir mi?
9 Eylül 2019 Pazartesi
Türkiye’de zorunlu din dersinin süregiden varlığı ile cemevlerinin içinde bulunduğu muğlak statü, Alevilerle devlet arasındaki ilişkinin başat konuları olarak tartışılmaya devam etmekte. 2019-2020 eğitim-öğretim yılında öğrenci almaya hazırlanan ve kamuoyunda Alevi Lisesi olarak bilinen Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesi, temeli atıldığı 2015 senesinden bu yana bu tartışmalara yeni bir soluk kazandırmış durumda.
Sağlıkta Şiddet Sarmalı: İçeriden ve İçten Bir Değini
7 Eylül 2019 Cumartesi
Sağlık çalışanına yönelik şiddet, netameli bir mesele. Hele ki ifadenin önünde “görevi başındaki” tabiri varsa, daha da netameli bir hal alıyor bu. Hele hele “kafasında kaldırım taşı parçalanan sağlık emekçisi” dendiğinde, büsbütün kan dondurucu bir hale bürünüyor. Şiddet-karşıtı mücadelenin bayraktarlığını hekimler yapıyor ve neyse ki tabip odaları ile meslek birliği, “hekime yönelik şiddet” kalıbından uzak duruyor.
Almanya’da Hegemonya Mücadelesi ve Neo-faşizm
5 Eylül 2019 Perşembe
Yeni Faşizm, aynı zamanda Marksist sosyalizmin krizine de işaret eden bir olgudur. Yeni Faşizm, liberal düzenle kriz halindeki kitleler açısından, Marksist sosyalizme nazaran çok daha cazip bir al-ternatif durumundadır. Hiç kuşkusuz bu alternatif ilerici değil, gericidir; ufkunda liberalizmin koz-mopolit değerleri tarafından bozulmamış saf bir ulusa geri dönüş bulunur.
Wallerstein’in Ardından
3 Eylül 2019 Salı
Dünyanın öbür ucundan kendisine “Size sosyal bilimsel anlamda âşığım. Bitirince lisans tezimi size gönderebilir miyim?” diye soran bir lisans öğrencisine yirmi dört saat içinde olumlu cevap verecek kadar müspet bir insan olmasıyla, 1968 hareketinde Columbia Üniversitesi’nde genç bir profesörken öğrencilerin tarafını tutmuş olması muhakkak ki ilintiliydi.