Anasayfa > Birikim Arşiv > 103 - Kasım 1997 > On Küçük Öneri

On Küçük Öneri

Ragıp İncesağır | (Sayı : 103 - Kasım 1997)

On küçük öneri

1. Kâh basn açklamalar, bildiri ve afişlemelerle, kâh da milletin duvarna kargack burgack yazdğmz yazlarla yaptğmz da bir tür kitle iletişimi tabiî ki... Ama bu, gyabi bir ilişki. Vakit geçirmeden aslî ilişki biçiminin şiran (yüz yüze) ilişki olduğunu tespit etmemiz ve bunun yollarn tartşmamz gerekiyor.

Halk uzaktan sevmek aşklarn en güzeli değil. Çünkü böyle uzaktan aşklar hep sanal bir sevgili yaratr. Çok güzel, her erdemi kendinde toplamş, beyaz atl prensini bekleyen, o prens onu bir öpse yüz yllk uykusundan şpnişi uyanacak bir sevgili. Ama böyle bir halk yok! Toplumla ilişkimizi yüzyüze bir ilişkiye çevirmenin birinci faydas, toplumu gerçek haliyle tanmak olacaktr.

İkinci gerekçesi de, ancak böyle bir ilişkinin dönüştürme gücüne sahip olmasdr. Kap altndan atlan bildiriler ya da duvarlardan “haykran” sloganlarmz da bir anlam ifade edebilir belki; hiçbir çaremiz yoksa. Ama hayat paylaşmaz onlar. Bizi tantr o kadar.

Burjuvaca siyaset bunu özellikle yapar. Olabildiğince uzağnda durur toplumun. İllüzyonun birinci şart görüşün net olmamasdr, çünkü. Gerçek bir dönüşümün, bir isyann örgütlenmesi ise toplumla, bize dokunabileceği, gözlerimize bakp samimiyetimizi sezmeye çalşabileceği bir mesafede durmamz gerektiriyor. Kongredeki tabirlerle, yaşam ve çalşma alanlarnda hayat paylaşmayan, “oral” olmayan hangi bildirinin dönüştürme gücü olabilir?

2. Halka “ey halk” demeyelim, onlardan “yğnlar” diye söz etmeyelim, ilçe sözcülerimize “sayn başkanm” demeyelim, kendi arkadaşlarmzn karşsnda ön iliklemeyelim. (Biz, her türlü eşitsizliğe karş devrimcileriz.)

Anlattklarmz burjuva partileri tarznda bir vaatler manzumesi olacaksa ya da bir ksm solun buyurgan ve güven vermeyen diline sahip olacaksa ortak kurduğumuz onca hayale yazk olmaz m? Ne anlattğmz kadar nasl anlattğmz da önemli değil mi?

Cinsiyetçi, buyurucu, şoven vs. bir dil (halktan olabilir de) “bizden” olmas mümkün mü?

Görüldüğü gibi burada da dilimize takmşm. Boşuna değil. Verdiğim her örneğin bir hikâyesi var. “Ey halk” diye başlayan bir yazy Saryer’in gecekondularnda duvarda okumuştum. “Ey halk! Açlk grevindekilere amuz ver!” diyen bir yazyd. Yazan kimbilir nasl da güvenle yazd... Peki ama sadece o yazy yazann bir dil sürçmesi olarak alglayabilir miyiz bunu? Hepimizde birazck yok mudur bu dil?

1987 idi sanrm, üniversite öğrencileri topluca otobüslerle SEKA Fabrikas’ndaki grevi ziyaret etmeye gitmişlerdi. Dönen arkadaşmn morali çok bozuktu. Orada öğrenciler “biz sosyalistiz, siz de işçi. Şimdi size bilinç taşmaya geldik” havasna girince SEKA işçileri arkadaşlar apar topar geriye yollamşlard. (Siz şimdi gençlere laf ettiğimi sandnz di mi? Bunun gençlerle yaşllarla hiç ilişkisi yok!)

Ya da şu bildiğimiz insanlardan, kanl canl, yaşayan, fikirleri, dertleri, aşklar, öfkeleri olan insanlardan “yğnlar” diye kum yğn gibi bahsetmek sizi de üzmüyor mu? Ya da partimizde topluca bir şey yaparken, birbirimize çarpmayalm diye işleri kolaylaştrmak için seçilmiş arkadaşlarmza özel sayglar duymamz, kopmaya çalştğmz burjuva siyaset dünyasna bizi daha çok yaklaştrmyor mu?

3. ÖDP’yi her yerden, biraraya gelerek kurduk. Pek güzel. Şimdi dağlalm. Her nereden geldiysek, şimdi biraraya gelmenin gücünü de kullanarak özgürlük ve dayanşma siyasetini sendikalarmza, kitle örgütlerimize, mahallelerimize, sokaklara, tezgâh başlarna götürelim.

Bu mevzuda fazla söze gerek yok. ÖDP’yi kurarken, sendikalar, halkevlerini, derneklerimizi hattâ mahallelerimizi filan boşalttğmz malûm. Komşumuza bile uğrayamaz olduk. Büyük siyaset yapyoruz ya. (Komşumuza gitmeden nasl siyaset yapacağz, bilen var m?) Öneri açk! Bu sefer de partiyi boşaltmadan, nereden geldiysek ya da nereye gidebileceksek oralara gidelim.

4. Hepimiz çok bildiğimiz (!) “büyük” siyaseti yerele tahvil edelim. Bulunduğumuz yer için siyaset yapalm. “Küçük küçük” siyaset yapalm. Bunlar birleştirelim ve büyüyelim.

5. Hayallerimiz olsun. Gerçekçi olmay gerçeklere teslim olmak, hayalci olmay da hayallerle yaşamak sanmayalm. Gerçekleri, değiştirmek için bilelim, hayallerimizi de uğruna dövüşmek için kuralm.

Yedi yaşmda ‘68 Paris’ini anlatan bir broşür okumuştum. Orada bir duvar yazsndan bahsediyordu: “Hayalle gerçek arasnda eylem vardr.” İyi laf di mi? Unutamyorum. (Bir kzm var, ad Hayal!)

6. Muhalefetimizi şenlikle ifa edelim. Düğün dernek kuralm. Siyaset yapmak (bizcileyin) yeni bir dünya düşüne yeşillenmektir. İnsan sözlüsüne böyle mi gider?

Bu yazy yazmadan bir gün önce Okmeydan’nda bir sokak yemeğindeydim. Bütün çabamza rağmen Okmeydanl gençlerin gerginliği gitmiyordu. Suratlar ask, vücutlar kaslmş, halay çekerken bile eğlenir gibi değil, savaşr gibiydiler. (Sonra da vr zvr bir nedenden kavga çkt zaten.)

Yoksul mahallelerde bu çok normal. Yaşadklar böyle yapyor onlar. Ama biz o sokaklar umutlu, umutlu olduğu için de şenlikli bir muhalefetin mekân yapabilirsek gerilme sras Zekeriyaköy villalarnda yaşayanlarn olacak.

7. Siyasî hiyerarşinin bildik metaforu “piramit”. Şu piramiti, illâ ki lazmsa (hani olağanlaşma, kurumsallaşma manasna) ters çevirelim. Tabandakileri tavana çkaralm. Astlar üst, ayaklar baş olsun. Kyamet kopsun.

8. Her ilçede otuz tane ilçe binamz olsun, mesela. Bu şaka tabiî de, ilçe örgütü deyince niye herkesin aklna ilçe binalarmz geliyor? Kahveleri, parklar, evleri, mahalleleri, sokaklar parti binas gibi kullanalm. İlçe binas da irtibat büromuz olsun.

Ben “sokak partisi” lafndan böyle bir şey anlamştm. Ama yaygn kavrayş “sürekli sokak eylemi, miting yapan parti” gibi. Gerçekten de “sokakta olmak” üzerine biraz daha kafa yormamz gerekiyor sanyorum.

9. Partimizin adndaki “dayanşma” orada süs gibi durmasn. En yakn çevremizden başlayarak bu kavram canl, yaşayan, siyasî bir eylem haline sokalm. (Sözümüzde duralm.) Ezilenlerin isyann dayanşma temelinde örgütlemek için meclisler kuralm. Yaşamn her alanna maydanoz olalm. Burnumuza her deliğe sokalm. Dayanşmay örelim, direnişe çevirelim.

Tabiî ben bunlar yazarken sarmaşk, marmaşk yoktu. Uzun laf etmemek için de böyle hzl hzl söylemiştim aklma gelenleri. İdeolojik hegemonya ve sokak ilişkisi üzerine, dayanşma ağlar, bunun sosyalizmimizle rabtas, dayanşmann “halka hizmet”ten bambaşka bir şey olduğu, üzerine birçok şey söylemeye muhtaç konular. Eh, söyleriz biz de bir bir.. Yaptkça...

10. Büyük lokma yiyelim, küçük konuşalm.

...

Son olarak, halk sarmaşğ güzel bir imge. Ama bu haliyle “üyelerimiz böyle siyaset yapsa ne güzel olur” diye bir temenni. Bu önergeyi kuvveden fiile geçirmenin yolu, bunun kanallar, organlar, örgütsel formlar üzerine de biraz kafa yormaktan geçiyor zannmca.

RAGIP İNCESAĞIR