Anasayfa > Güncel Yazılar > Seçilebilme Yaşı Düşmese N'olur?

Seçilebilme Yaşı Düşmese N'olur?

Samet İnanır

24 Temmuz 2006

Bridget Jones’un çözdüğü mesele Bridget Jones’tan önce de vardı.
Ve maalesef Bridget Jones çözdükten sonra da var.
Ama ne oldu? Çözülmüş oldu.”

Ümit Kıvanç, “Artık Sayılmıyor”, Birikim 152 - 153

Günün koşullarında geleceğe dair umutlu olmamız için elde avuçta esaslı bir neden olmadığında iyimserliğimizi kaybetmemek, hayata tutunmaya devam edebilmek için akl-ı selimi hebâ edebiliyoruz. Bireysel olarak fallarla, burçlarla, maşallahlarla ikâme ettiğimiz bu nedensiz umut-beklentinin toplumsal sürümüyse çoğu zaman söylem formatında: Gençler-Gençlik.

Milletvekili seçilme yaşının 30'dan 25'e indirilmesi gerektiği iddiası son zamanlarda gençlik konulu toplantıların revaçtaki klişesi. Evet revaçta, çünkü gençlikle siyasetin kesiştiği kümedeki pek çok laf arasında neredeyse tek somut, ölçülebilir, projelendirilebilir mesele. Evet klişe, çünkü sorgusuz sualsiz şerhsiz kabul ediliyor, kurcalanmıyor. Yani, gerek siyasi partiler gerekse de köşe yazarları nezdinde bu gençleştirme operasyonundan bahsedip desteklemek Sezen Aksu’yu övmeye benzedi desek yeridir.

Tıpkı okul öncesi eğitimin yaygınlaşması talebinde bulunan “7 çok geç” kampanyasında olduğu gibi kendisine epeyce taraftarı hiç tereddütsüz sağlayan bu ‘siyasette damping’ önerisini (30 çok geç ?) bodoslama bir soruyla tekrar düşünelim.

i.

Milletvekili seçilme yaşının düşürülmesine dair yasa teklifi 2003’te Meclise gelmiş, ama AKP teklifi orman arazilerinin özelleştirilmesine dair yasa teklifiyle aynı pakete koyduğu için CHP muhalefet etmiş ve yasa geçmemişti. Bu sıra, Baykal’dan Erdoğan’a herkes “Milletvekili seçilme yaşının düşürülmesini aslında en çok biz destekliyoruz” yarışına girmiş, Radikal haberi gargayalarak “Gençler Seçilemez!” başlığıyla vermişti. AKP Tokat milletvekili Resul Tosun “Ölçü yaş olmamalıdır, liyakat ve ehliyet önemlidir. Siyasi Partiler ve Seçim Yasası değiştirilmedikçe sınırı ha 25'e, ha 15'e düşürmüşsünüz fark etmez” dese de kimse pek oralı olmamış, tartışmaya heveslenmemişti.

Milletvekili seçilebilme yaşının 25’e düşürülmesini hararetle destekleyenleri dinlerken önerinin ayaklarının ne ölçüde yere bastığı sorgulanmıyor.Önce, meseleleri nasıl da kuru sıkı konuşabildiğimizi göstermesi açısından yüzeysel ama tümden yersiz sayılamayacak bir canladırma:

Liseden 19 yaşında çıkıp, 4-5 yıl üniversite okuduktan sonra 24'üne varacak, zorunlu askerlik de hesaba katılırsa 25'ine varmasına aylar kala askere gidecek ve (eğer kısa dönemse elbet) 6 ay içerisinde seçim çalışmalarını yürütüp milletvekili olacak bir gençten söz ediyoruz farkındasınız değil mi ? Eskimeyen moda uyarınca İskandinav ülkelerinden birindeki seçilebilme yaşınının düşüklüğü örnek vererek bizde gençliğe güven duyulmadığının ispatı mı sayılacak 30’u 25’e çekilmemesi ? Bunca gayret, kamuoyu yoklamaları bunun için mi? Kusura bakılmasın, sırf gençliğe duyulan ispatı olarak bu kampanya yürütülüyor, her gençlik ve siyaset konulu toplantıda dillendiriliyorsa, bu anca mevzuatı müktesabata uydurup kağıt üzerinde AB’yi ensesinden yakalamayı düşünen bürokratik-siyasî koalisyonun yordamına benziyor. Peki ya uygulama ?

ii.


Uygulamayla ilişkili soru “Attila İlhan kipinde” ve esasa dair: Eğer seçilme yaşı 25'e inerse Meclise gidecek olanlar “Hangi gençler?” olacak ?

Duraklamaya gerek yok, yanıt basit: Ana-baba-akrabası siyasî partilerde önemli mevkilerde olan varlıklı ailelerin çocukları. Bunu böyle söylemenin çok ‘kaba’ geleceğinin, gerçeğin kabalığını betimlerken en azından üslubu evcilleştirmenin beklendiğinin farkındayım. Ama kaba olan üslup değil, gerçeğin kendisi. Siyasi partilerin Gernçlik teşkilatlarının durumu ortada. O kulvarda bir başkalaşım yaşanmadan seçilebilme yaşını değiştirmek neyi değiştirecek?

Oysa bu öneri dile getirilir, gençler siyasete girmeli, seçilme yaşı düşmeli vb. denilirken işin bu kritik yönü konuşulumuyor. Bu sistemin filtresi nedir, ne olacaktır sizce?

Okullarında başarılı, yazı-çizi işlerine meraklı, zekâsı keskin, sorumluluğu bilinç düzeyine taşıyabilmiş, tefekkür edebilen, tercihi kariyerden çok kamu çıkarına meyletmiş gençler aday gösterilebilecek mi? 30’lu yaşlarında bu profilde olan kaç vekil var şu an Meclisimizde? Yine ‘nemalanması uygun görülen’ gençler faydalanacak bu yeni vekilliklerden, diğer gençlerse ne kadar ehil olurlarsa olsunlar olsa olsa taban olacak. Kemal Derviş’in “Genç” kontenjanı kimlerdi hatırlar mısınız? Arı Hareketinin palaz isimleri. “Diğer gençler” tartışma programlarında seçilme yaşının düşürülmesi gerektiğine dair nutuk atanları elleri şişinceye dek alkışlayıp, sonra tuzlu suyla sündürdükleri elleriyle onlara oy atacak, ve sözümona temsil edilmiş olacaklar.

iii.

Şirk için söylenir: “Karıncanın karanlık gecede siyah bir deri üzerindeki ayak izinden daha gizlidir”. Gençliğin apolitik olmasından durmaksızın şikayet etmenin, bu tür siyasetçiye botoks projelerinin aslında bizatihi kendisinin eleştirdiği olgu olan apolitikliği, tıpkı şirk gibi farkında olunmadan, emzirdiğini bile iddia ediyor olabilirim.

Çünkü, neyi temsil ettiği meçhul bir “gençlik” söylemini benimsemek, nötr bir vurgudan ibarettir. İşte tam da bu noktada neo-liberalizmin körüklediği apolitikliği ihyâ eder; yapısal sorunları tartışmaktan çok, minör tartışma sahaları yaratmak, eleştiriyi iktisadî ve sahici anlamda politik olandan olabildiğince uzaklaştırmak. Tartışma-düşünme mesaimizi, enerjimizi bu tür yapay sorunlara fikslemenin bir fırsat maliyeti vardır.


Türkiye'nin genç siyasetçilere değil, belirli bir birikimi, sorumluluk bilinci, kamu kavrayışı ve haysiyeti olan siyasetçilere ihtiyacı var. İster genç, ister yetişkin, isterse de düpedüz yaşlı. Gerisi ezber, gerisi lazafazânlık.

Milletvekili seçilme yaşı 30’dan 25’e düşürülsün. Feminist mücadeleyi devrim sonrasında zaten çözülüverecek bir detay olarak gören, ki bu yüzden pek de önemsemeyen tuhaf partililer gibi olmak da istemem. Dediğim gibi tamam düşsün, düşsün de düştüğünde ne olup ne olmayacağının biraz daha detaylandırarak konuşalım, koşullandıralım. Ece Ayhan “Mülkiyete ilişkin kötülükler mülkiyet ortadan kaldırıldığında çözülebilir. Ama diğer kötülükler aynen kalacaktır” demişti. Siyasi sistem ve kültürde gençlerin önünü açmanın verili durumda bize ne katacağı muamma gibi.

Ayrıca, abilerimize ablalarımıza ayıp olmasın: Her yaşın ayrı bir güzelliği var.