Anasayfa > Güncel Yazılar > Yeni Hükümet’in Ardından: Devlette Devamlılık ve Meşum İstikrar

Yeni Hükümet’in Ardından: Devlette Devamlılık ve Meşum İstikrar

Serhatcan Yurdam

03 Aralık 2015

 

7 Haziran Genel Seçimi’nden dört gün sonra şöyle diyordu Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan: "Hükümet kurulmalı. Devlette devam esastır.”[1] Erdoğan “kurulmalı” dese de, kendi iktidarını sarsacak cinsten herhangi bir Hükümet formülüne asla cevaz vermediğini her fırsatta gösterdi ve Hükümet kurulamadı. Ama “devletin devamlılığı” ilkesine de zeval gelmedi. Devlet derinden hissettirdi varlığını/devamlılığını.

Yine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan şöyle diyordu 26 Ağustos’ta: "1 Kasım, istikrar mı istikrarsızlık mı, bunun seçimi olacaktır."[2]

Türkiye bir seçime daha gitti ve 1 Kasım’da Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yeniden tek başına iktidar oldu. Erdoğan ve AKP’nin vaat ettiği “istikrara” kavuştuk ve “devletin devamlılığı” da sekteye uğramadı böylece.

“İstikrara” giden yolda iki seçim arası yaşanmadık acı kalmadı. 7 Haziran ve 11 Ekim arası Türkiye’de 694 kişinin öldü(rüldü).[3] Muktedirler faturayı “istikrarsızlığa” çıkardı elbet. Ya şimdi?

İstikrar sağ olsun, bir cumartesi günü Erdoğan Burhaniye’de yapılmış 50 trilyonluk yatırımı anlattığı sıralarda, Diyarbakır ölüm evine dönmüştü bile çoktan. "AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz toroslar dolaşacak” diyen Ahmet Davutoğlu’nun kulakları çınlasın, AKP iktidardı ama beyaz torosları andıran bir cinayet yine Diyarbakır’daydı. Ömrünü faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına, hak mücadelesine adamış bir hukukçu, Tahir Elçi katledilmişti gündüz vakti Diyarbakır’ın orta yerinde. İki gün sonra Cizre’de Tahir Elçi’nin katlini protesto eden 19 yaşındaki Hacı Sasur da Tahir Elçi gibi katledilecekti üstelik.[4] “Bu ne yaman istikrar anne?” diyesi geliyor insanın. İstikrardan kiminin payına Enerji Bakanı olmak düşüyor, kimileri içinse yalnızca ölümlerde tecessüm ediyor bu istikrar.

İstikrarın sevilen araçları: Medya ve Yargı

Gözler önünde olup bitti yine her şey. Tahir Elçi yaşamının son döneminde medya ve mahkemeler aracılığıyla yoğun bir linçe maruz kaldı. Ardından katledildi. Üstelik katli bile yetmez oldu bazıları için ki, cerahat fışkırmaya devam ediyor gazetelerinden. “PKK’nin Elçi’si Öldürüldü”[5] diyor biri, öteki “Al Sana Terör”[6] diyerek oh çekiyor katledilenin ardından.

Sözün özü, medya ve yargı istikrarlı, devlette devamlılık sürüyor: Anadilinde türkü söylemek istediği için medya ve yargı linçine maruz kalıp gurbette hayattan koparılan Ahmet Kaya’nın söylediği “Diyarbakır Türküsü” çalınıyor kulaklara. Ahmet Kaya’nın nefesi, Dört Ayaklı Minare’nin eteğinde yerde yatan Elçi’ye ağıt oluyor bu sefer. Her yerde, Tahir Elçi ve üzerinde iki satır: “Diyarbakır ortasında vurulmuş uzanırım. Ben bu kurşun sesini nerde olsa tanırım.”

Elçi ve Kaya önce hedef haline getirilerek, sonra itibarsızlaştırılarak aynı yere sürgün ediliyorlar: Ölüm. İşte yine o meşum istikrar.

Devlette devamlılık biçimi olarak “olay yeri inceleyememe”

Ne hikmetse, Elçi’nin öldürüldüğü yerde sağlıklı bir olay yeri incelemesi bile yapılamıyor. İçişleri Bakanlığı yazılı açıklama yaparak, “Olayın aydınlatılmasını engellemek isteyen ve rahatsızlık duyan terörist unsurların yaptığı bu silahlı saldırılar nedeniyle olay yerine bilinçli olarak zarar verilmiş, heyet Tahir Elçi’nin hayatını kaybettiği noktada sağlıklı bir olay yeri incelemesi yapamadan ayrılmak zorunda kalmıştır” demekle yetiniyor.

Yani özetle, Tahir Elçi’yi anmak için Diyarbakır yoluna düşen otobüsleri durdurabiliyor[7] bu devlet ama can güvenliğini koruyamadığı bir yurttaşın ardındaki delillerin karartılmasının önüne geçemiyor.

Yabancısı değiliz, yine aynı istikrar... Hatırlayalım, Ceylan Önkol 28 Eylül 2009'da, Diyarbakır, Lice'de koyun otlatırken patlama sonucu öldü(rüldü)ğünde de cenazesi altı saat orada kalakalmıştı. Yine devletin savcısı "can güvenliği" gerekçesiyle olay yerine üç gün sonra gitmişti.[8] Doğru, “Devlette devamlılık esastır” dedikleri bu olsa gerek.

Kentin ta içlerinde vurulan güvercinler

“Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler”[9] diyen Hrant Dink nasıl öldürüldüyse, öyle öldürüldü Tahir Elçi. Ardında, eşi Türkan Elçi’nin “Kaldı mı senin gibi kınalı güvercinler?” sorusunu bırakarak. İşte, bu topraklarda güvercinler istikrarlı bir biçimde katlediliyor.

19 Ocak 2014’te Hrant Dink anmasında basın açıklaması yaparken şöyle diyordu Tahir Elçi:

"Irkçı-faşist güruhlar, önce bu cesur gazeteci, Ermeni toplumunun bu yürekli aydınını tehdit ederek, korkutarak susturmaya çalıştılar. Onun sesinden, sözünden ve dile getirdiği gerçeklerden korkuyorlardı. Halkının yaşadığı acıları, dramları korkusuzca dile getiren bu onurlu insanı susturarak, Ermeni halkının hakikatinin ortaya çıkmasını engelleyeceklerini düşündüler."[10]

Elçi’nin iki yıl önce söylediği bu sözler, ne acıdır ki bugün doğrudan onun için de sarf edilecek cinsten. “Ermeni” yerine “Kürt”, “gazeteci” yerine “avukat” konulduğunda bu konuşma rahatlıkla Elçi’ye adanabilir oluyor.

Peki ya bundan sonrası?

Tahir Elçi’nin, Hrant Dink anmasındaki sözlerinin devamına bakalım:

“Cinayeti herkes biliyormuş. Tetiği çeken 'piyon' sınırlı bir ceza alsa da ve görünürde ona yardım eden birkaç kişi yargılanıyorsa da, cinayetin arkasındaki gerçek tablo aydınlatılmadı ve olayda sorumluluğu olan çok sayıda kamu görevlisi soruşturulmadı.”[11]

Korkarım bu satırlar gün gelip Tahir Elçi cinayetine de atfedilebilir olur. İyi biliyoruz, devlette devamlılık esas; istikrar mukim. Ve bu devletin dünüyle bugününü biraz bilenler için bu ihtimal uzak değil. Diyarbakır’da toplanan on binler ve bedenen orada olamasa bile orada hissedenlere iş düşüyor. Yitirdiklerimize adalet borcumuz kabardı.


*Serhatcan Yurdam: Araştırma Görevlisi, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü.

[1] “Erdoğan: Hükümet kurulmalı, devlette devam esastır”, BBC Türkçe, http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/06/150611_canli_turkiyede_bugun, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[2] "1 Kasım, istikrar mı istikrarsızlık mı seçimi", BBC Türkçe, http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/08/150826_erdogan, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[3] “Bu canların hesabını kim verecek?”, Cumhuriyet, http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/385523/Bu_canlarin_hesabini_kim_verecek_.html, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[4] “Tahir Elçi protestosunda bir yurttaş hayatını kaybetti”, IMC,
http://www.imctv.com.tr/tahir-elci-protestosunda-bir-yurttas-hayatini-kaybetti/, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[5] “PKK Elçi’sini Öldürdü”, Vahdet, http://www.gazetevahdet.com/paralel-cucukten-vahdete-saldiri-37913h.htm, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[6] “Al Sana Terör”, Yeni Akit, http://www.yeniakit.com.tr/haber/al-sana-teror-109805.html, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[7] "Tahir Elçi’nin cenazesine katılım ‘yasak’: Otobüslere engelleme, uçağa ‘rötar’", Diken, www.diken.com.tr/tahir-elcinin-cenazesine-katilim-yasak-otobusler-engelleniyor-ucaklar-rotar-yapiyor/, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[8] "Ceylan Önkol için Ailesine 28 Bin Lira Tazminat", Bianet, https://bianet.org/bianet/insan-haklari/161346-ceylan-onkol-icin-ailesine-28-bin-lira-tazminat, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[9] "Ruh halimin güvercin tedirginliği", Bianet, bianet.org/bianet/insan-haklari/90462-ruh-halimin-guvercin-tedirginligi, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[10] “Hrant Dink Amed ve İzmir’de anıldı”, Besta Nuçe, http://www.bestanuce4.xyz/yazdir.php?id=79869, Erişim tarihi: 30 Kasım 2015.

[11] Adı geçen haber