Anasayfa > Güncel Yazılar > Sporda Kabul Sınaması Sürecinde Mağdurlar: Çocuklar ve Gençler

Sporda Kabul Sınaması Sürecinde Mağdurlar: Çocuklar ve Gençler

Safter Elmas

15 Şubat 2017

Son haftalarda önce İngiltere futbolunda, sonrasında ülkemizdeki medyada haberleşen sporda cinsel istismarın TFF yetkilileri tarafından da dile getirilmesi dikkate değer olmakla birlikte, dile gelmesinin ötesine geçilmesi ve altyapılara dönüp bakılması gerekir. Çocukların spor ortamında sadece cinsel istismara maruz kalmadığı, farklı istismarlara da; cezalandırmaya, uşak gibi kullanıma, tacize, aşağılamaya, bezdirmeye, tehdide ve benzerlerine maruz kaldığı ortaya konmalıdır. Çocukların spor ortamında bu tarz uygulamaları deneyimlediği süreci anlamak için “Hazing” kavramı kolaylaştırıcı, anahtar kavram olarak ele alınmalıdır. Türkçeye “kabul sınaması” olarak çevirebileceğimiz “hazing” kavramının sosyal yapıdaki varlığına bakıldığında, Antik dönemden, kabilelerden, Ortaçağ’a ve günümüze değin, cimnazyumlarda, okullarda, öğrenci yurtlarında, kurslarda, kiliselerde, orduda, cezaevlerinde ve benzeri birçok kurumda var olduğunu görürüz. Kabul sınaması, ilk olarak Kuzey Amerika’daki iç savaş sonrası orduda, 1800’ler ile birlikte “fraternity” (erkek lise ve üniversite öğrencilerinin kardeşlik kulübü) ve “sorority” (kız ve kadın öğrencilerin yurdu, kardeşlik kulübü) gibi kurumlarda kurumsallaşmaya başlamıştır.

Sporda gençlerin içindeki çömezler, acemi askerler ya da dinî gruba yeni girenler, kültürel, dinî, askerî, akademik ve sportif yaşantılarının bir sonraki basamağına geçebilmek için geleneksel uygulamaları daha deneyimli üyelerden öğrenirler. Veteran (deneyimli) sporcular takım içindeki güç ve statülerine dayanarak “rookie” olarak adlandırılan yeni ve acemi sporculara neleri yapmaları ve neleri yapmamaları gerektiğini öğretirler. Spor ortamındaki kabul sınaması süreci, top ya da malzeme taşıma, soyunma odası temizleme, takım partilerine gitme gibi basit davranışlardan ziyade, taciz, suiistimal, aşağılama ve zorbalığın dahil olduğu ritüeller, zorlamalar ve diğer aktivitelerin kişinin isteğine bakılmadan uygulanmasıyla, bir kişiyi yeni bir kardeşlik kulübüne, sportif takıma ve benzeri gruplara dahil etmede kullanılan kabul töreni ve etkinlikleri olarak sürer gider. Özellikle Kuzey Amerika'daki Amerikan Kolej Sporları Kurumu’na (NCAA) bağlı spor kulüplerinde ve Kanada'daki spor kulüplerinde yüksek oranda gerçekleştirilen kabul sınaması süreci, sporun sosyal yapı benzeri sistemi içinde gerçekleşir. Kabul sınaması, cinsel istismarı, tacizi, suiistimali ve aşağılama gibi davranışları meşru kılan spor sisteminin ve sosyal yapının kültürel normlarını pekiştirerek güçlendiren iktidar/güç, erkeklik, patriyarka ve statü gibi dinamikler üzerinde temellenir. Fiziksel, psikolojik tacizi ve şiddeti, istismarı ve aşağılayıcı davranışları ve uygulamaları içeren, sosyal yapının ve sporun gizli bir enstrümanı olan kabul sınaması, spordaki diğerlerini (çocuklar, yeni başlayanlar, kızlar, oğlanlar, ergenliğe girenler, erkekliğe ilk adım atanlar ve benzeri) sporun otokratik ve eşitsiz yapısını kabule zorlayan ve sürekli tekrar eden bir süreçtir.

Kabul sınamasının eyleyicileri (daha rütbeli/kıdemli takım arkadaşı, antrenör, kulüp yöneticisi ve benzerleri) açısından bunu yapmadaki temel amaç, takımda grup içi dayanışmayı inşa etme, saygıyı ve disiplini geliştirme, gruba bağlılığı ve uyumu güçlendirme ve grup başarısını artırmaktır. Bu amaçların gerçekleşmesi için de kabul sınaması sürecine maruz kalanlardan rıza gösterme, kararlılık, acıya dayanma, kabullenme, itaat etme, içselleştirme gibi birtakım beklentiler talep edilir. Beklentilere uyum sağlayarak kabul sınamasına dahil olanlar ise sürecin sonunda grup kimliği kazanma (sosyal kimlik), bağlılık, dayanıklılık, ödül (statü, rahatlık), zirveye çıkma gibi vaat edilen kazanımlara ulaşacağı düşüncesiyle sürecin içinde kalır ve maruz kalınan tüm durumları içselleştirip rasyonelleştirerek, işleyişin meşruluk kazanmasına zemin hazırlar. Böylece bu sporcular takım için daha az tehdit oluştururken, veteranların gözünde grup (ya da erkek) dayanışmasına katılan çaylaklar takımdaki “yerlerini” kazanmış olmaktadırlar.

Sporcuların rızası, uyumu ve içselleştirmeleri, kabul sınaması sürecinde iktidar/güç ilişkilerinin en belirleyici dinamik olduğunu gösterir. Spor ortamındaki kabul sınaması ve iktidar/güç ilişkilerinin yapısı, hiyerarşiyi, patriyarkayı ve sosyal baskınlığı yansıtır, daha deneyimli sporcular, antrenörler ve yöneticiler, daha deneyimsiz sporcular üzerindeki kontrol ve güçlerini korumak ve devam ettirmek için çabalarlar. İktidar/güç dinamikleriyle işleyen kabul süreci, kulüp ortamında, kamplarda, otel odalarında, antrenörün evi ve özellikle soyunma odaları gibi yerlerde meydana gelen birçok spor davranışının tam ortasında yer alır. Sporda kabul sınaması uygulamasının bu şekilde olmasının temelinde yatan şey, oldukça kökleşmiş, sistematik ve yeniden üretilen bir spor yapısının olmasıdır. Hegemonik erkekliğe olan bağlılık, homososyal alan olan spor ortamlarında hiyerarşik dikotomilerin oluşmasına zemin hazırlarken, spor, oğlan çocuklarının erkek olmaları için antrenman sahası işlevini görür ve erkekler, gelenekselleşmiş hiyerarşilere göre birbirlerini kontrol etmeyi öğrenirler. Böylece ast-üst dikotomisini vurgulayan kabul sınaması ve spor ortamındaki iktidar/güç dinamikleri, istismarcı, homofobik, cinsiyetçi, aşağılayıcı, tacizci davranışları kabul edilebilir noktaya taşır ve var olan güç yapısında “kabul sınaması ritüelleri” diyebileceğimiz bu davranışlarla yerini korumak ve yer elde etmek “iktidar/güç” işleyişinin gerekliliği olarak gözükür.

Kabul sınamasının en çarpıcı örnekleri ise oğlan/genç erkek soyunma odalarında gerçekleşir. Soyunma odaları veteranların hakim olduğu, çaylakların değerlerini ispatlamanın yanında sadakatlerine dair söz vermeleri gereken bir sığınak ve cinsel zafer hikâyelerinin anlatıldığı, kişisel acı eşiklerinin karşılaştırıldığı yerlerdir. Takımlardaki “papazlar”, “abiler”, gibi nitelendirilen deneyimli sporcular, cinsel organların büyüklüğünü yarıştırmak için genç sporculara baskı uygular, takıma dahil olabilmeleri için bu sınamayı ya da “sınavı” geçmek durumunda bırakırlar. Duş alma esnasında, “su şakalaşmaları” adı altında kabine beraber girme teklifleri, vücuda temas, penisine değdirme, havluyu hazır etme gibi ritüeller kabul sınamasında en çarpıcı işleyişlerdendir. Sadece sporcular arasında değil, antrenör-sporcu ilişkilerinde de kabul sınaması süreci sporcu aleyhine ilerler. 2015 yılında ülkemizdeki bir futbol altyapı takımında, antrenör, yaşları 18’den küçük on bir genç erkek sporcusuna, soyunma odasında ve kulüp binasında farklı tarihlerde tecavüz etmek, onları birbirleriyle ilişkiye zorlamak, kamera görüntüleriyle şantaj yapmak gibi suçları işlemiştir.

Geçtiğimiz günlerde de İngiliz TV programına konuk olan Jason Dunford isimli eski bir futbolcu antrenörüyle ilgili “Diğer iki çocukla maçtan önce yatıya kaldık, aynı yatakta yattık. Bana dokunmaya başladı, elini ittim. Sonra uyandığımda diğer çocuklardan birini ellediğini gördüm…” diyerek altyapı oyuncusu iken yaşadığı deneyimi dile getirmiştir. Altyapılarda soyunma odalarından sonra en çok kabul sınaması ya da girişiminin yaşandığı yerlerden biri de Jason Dunford’un deneyiminde olduğu gibi kamp otelleridir. Buralarda antrenörler, sohbet etme, uyku saati kontrolü ve benzeri niyetlerle sporcuların odalarına girip buralarda sporcuları uygunsuz davranışlarla rahatsız ve mağdur ederler. Yine kabul sınaması sürecinde kadın sporcuların erkek antrenörler tarafından maruz kaldığı davranışlar da dikkatle bakılması gereken hususlardan biridir. Özellikle atletizm ve güreş branşlarında yaşanan kabul süreçlerine bakıldığında, -bugün ülkemiz medyasında ve meclisinde, kısa süreliğine gündem oluşturan tecavüzcüsü ile evlendirilme hususunda olduğu gibi- toplumsal “hassasiyetler” göz önünde bulundurularak sporcuların mağdur edildiğine, bu mağduriyetlerinde sessizliği tercihe sürüklendiklerine tüm örneklerde rastlamak mümkündür.

Sporda kabul sınaması süreci iktidar/güç dinamikleri çerçevesinde ve modern spordaki zirveye ulaşma basamakları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Sportif başarı tanımının modern sporlarda dar olması sebebiyle, sadece küçük bir kesimin geleneksel başarı seviyelerine ulaşacağı gerçeğine dayalı olarak, spor ortamı genç sporcuların güvensizliklerini/korkularını arttırır. Bununla birlikte, oğlan çocukları ve genç erkekler, başarısızlık korkusu, dışlanma korkusu, yalnızlık korkusu, feminenlik korkusu, tükenmişlik ve spordan kopma gibi tehditlerle de karşılaşırlar. Böylece, sistemin güç dinamikleri aracılığıyla yarattığı tehdit ortamlarından dolayı, çocuklar ve çaylak sporcular utanmaya, sessizliğe, ağzı sıkılığa mecbur bırakılıp yardım talep edemezler. Arkadaşları, antrenörü, kulübü ve ailesi tarafından kabul görmek için çabalayan birçok genç “kapana kısılma hissi” ile sürecin içinde var olmak ile kaybolmak arasında gidip gelirler.


FOTOĞRAF: PA Images

KAYNAKLAR

Hoover, N. (1999). “Initiation rites and athletics for NCAA sports teams: A national survey”. Retrieved November, 8

Wintrup, G. (2003). “Sportization and hazing: Global sport culture and the differentiation of initiation from harassment in Canada's sport policy”. (Master dissertation, The University of Manitoba).

Diamond, A. B., Callahan, S. T., Chain, K. F., & Solomon, G. S. (2016). “Qualitative review of hazing in collegiate and school sports: consequences from a lack of culture, knowledge and responsiveness”. British journal of sports medicine, 50(3), s. 149-153.

Allan, E. J., & DeAngelis, G. (2004). “Hazing, masculinity, and collision sports:(Un) becoming heroes”. In Johnson, J., & Holman, M. J. (Eds.). Making the team: Inside the world of sport initiations and hazing. Canadian Scholars Press, s. 61-82.

Fisher, L. A., & Dzikus, L. (2010). “Bullying and hazing in sport teams. In Stephanie J. Hanrahan”, S. J. and Mark B. Andersen, M. B. (Eds.). Routledge handbook of applied sport psychology: A comprehensive guide for students and practitioners, s. 355-364.

Waldron, J.J., & Kowalski, C.L. (2009). “Crossing the line: Rites of passage, team aspects, and ambiguity of hazing”. Research Quarterly for Exercise and Sport, 80(2), s. 291-302.