Anasayfa > Haftalık Yazılar > Ahmet Hakan Olayı ve Basına Sansür

Ahmet Hakan Olayı ve Basına Sansür

Barış Özkul

09 Ekim 2015

Ahmet Hakan’a saldıranların “organize” hareket ettiğini bilmek için ceza hukukçusu olmaya gerek yok. Polis sorgusu basına yansıdı. İşin içinde “reis”in, Kanlıca’dan gelecek bir çantanın ve MİT’in olduğunu söyleyen saldırganların biri dışında hepsi serbest bırakıldı. Türk hukukunun bu tür durumlarda sığındığı bahane, mahkeme sorgusu ile polis sorgusu arasındaki farklılığa işaret etmektir (zevahiri kurtarmanın güvenli yollarından biri).

Saldırıyı gerçekleştiren zavallıların tutuklu veya tutuksuz yargılanmaları bir düzeyde önemli değil. Üzerlerine atılı olan suç vasfı “basit yaralamaya teşebbüs” kisvesine sokulduğu sürece; AKP’nin yetkili ağızlarından “kınıyoruz ama onlar da…” yollu moral takviyesi aldıkları sürece; havuz medyasının kalemşorları tarafından “büyütülecek bir şey yok” iltifatlarıyla yüreklendirildikleri sürece sırtları yere gelmeyecektir nasıl olsa.

İnsan, yakın çevresinde kimsenin kendisini ideolojik-duygusal bir bağlılıkla sevmediğini, sahiplenmediğini hissedince mafya akreplerinden de medet umar; “Besleme Ocakları”ndan da.

Peki, Ahmet Hakan neden hedef seçildi? Herhalde mahalle değiştirdiği için. Ahmet Hakan, AKP’nin çekirdek seçmenine hitap edebilen; bu yeteneğini açık tutan bir yazar. Siyasal İslâm güzellemesi yapmadan İslâmî kesimle konuşmasını, ülkenin sürüklendiği felaketi bu kesimi özeleştiriye davet ederek göstermesini biliyor. İçinden çıktığı camianın siyasi reflekslerini ve hassasiyetlerini doğru okuyabiliyor. Bu yüzden hedef seçildi. Yoksa Yılmaz Özdil veya Emin Çölaşan gibi uzun yıllardır şedit bir dille AKP’ye muhalefet eden yazarların ılımlı veya agresif Müslümanların tüylerini diken diken edebildiklerini sanmıyorum.

***

Ahmet Hakan’a saldıranlarla aynı düşünce ve maneviyat ikliminden beslenenler geçtiğimiz hafta pespaye bile denemeyecek gerekçelerle Gülen cemaatiyle ilişkili yayın kuruluşlarına birtakım yasaklar getirdiler.

İlkin, yönetim kuruluna Yiğit Bulut’un iliştirildiği Tivibu, hiçbir açıklama yapmadan Bugün TV ve STV Haber’i ulusal yayın listesinden çıkarttı. 

Ardından Digitürk, aynı yolu izledi. Şu açıklamayla: 

“Değerli Müşterilerimiz,

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu” tarafından yapılan bir soruşturma ile ilgili olarak Şirketimize resmi bir yazı tebliğ edilmiştir.

Söz konusu yazının içeriği gereği yasal zorunluluktan dolayı Kanaltürk, Samanyolu TV, Mehtap TV, Samanyolu Haber, Bugün TV, Yumurcak TV ve Irmak TV kanalları platformumuzdan çıkarılmıştır.

Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz."

Demek ki Yumurcak TV, anayasal düzene karşı suç işleme şüphesi uyandıracak nitelikte yayın yapıyormuş ve kraldan çok kralcı Digitürk durumdan vazife çıkartarak soruşturmanın sonlanmasını dahi beklemeden “gerekeni yapmış”.   

Türkiye kritik bir seçime giderken birileri nasıl bir yeni Türkiye’ye sevdalı olduklarını göstermek için ellerinden geleni yapıyorlar. Vurarak, kırarak, yasaklayarak… 7 Haziran’dan önce olduğu gibi bugün de bu kirli taktikleri boşa çıkartabilecek meşru muhalefet imkânlarını kullanan demokratik bir siyasette birleşmek gerekiyor. Yani HDP’nin temsil ettiği çizgide.