Anasayfa > Haftalık Yazılar > ABD’ye Özgü Kavramlar Sözlüğü – “Sanctuary City”

ABD’ye Özgü Kavramlar Sözlüğü – “Sanctuary City”

Kenan Erçel

04 Ekim 2017

Tapınak, sığınak anlamına gelen “sanctuary,” bu sözlükte[1] bahis olunan manasını Ortaçağ Avrupa’sında kanundan kaçanlara dokunulmazlık sağlayan ibadet yerlerinden alıyor. Günümüzün “sığınak şehir”lerinin kendilerine güvence teşkil ettiği insanlarsa çoğunluğu Orta Amerika ve Meksika’dan ABD’ye[2] gelmiş kayıtdışı (“undocumented”) göçmenler. “Kayıtdışı”, bu göçmenlerin “kaçak”, “illegal” olarak yaftalanmasına, ötekileştirilmesine alternatif olarak kullanılan, siyaseten doğrucu bir tabir. Diğer bir ifadeyle, “sığınak şehir”ler göçmenleri “kayıt-dışı” olarak niteleyenlerin, onları “kaçak” addedenlere karşı kurdukları bir nevi “kurtarılmış bölgeler”.

ABD’de yaklaşık 11 milyon kayıtdışı göçmenin yaşadığı tahmin ediliyor; toplam nüfusun yaklaşık %3.5’ine tekabül eden, Turkiye’deki Suriyeli sığınmacıların nüfusa oranına benzer hatırı sayılır bir topluluk. Ve bu insanların çoğu Meksika, Guatemala, El Salvador ve Honduras’tan gelmiş olan Latin Amerikalılar.[3] Bu göçmenlerin statülerinin normalleşmesi ve kendilerine vatandaşlık yolunun açılması ABD siyasetinde çok ihtilaflı bir mevzu olageldi. Yakın dönemde, reform çabaları Cumhuriyetçiler’in engellerine toslayınca Obama çareyi başkanlık yetkisini kullanarak daha dar kapsamlı bir değişikliğe gitmekte buldu. Obama, 2012’de yürürlüğe giren ve İngilizce kısaltması DACA’yla[4]  anılan bir kararname vasıtasıyla ebeveynleriyle ABD’ye gelmiş, tahminen 1.5 milyon göçmene iyi hal durumunda iki yılda bir yenilenebilen oturma, eğitim ve çalışma hakkı tanıdı. Bu haktan 800 bin kişi istifade etmekte. Ve fakat bir başkanın kararnameyle verdiğini öteki bir başka kararnameyle geri alabiliyor. Nitekim Eylül ayı başında Trump DACA’yı feshedeceğini ilan ederek DACA kapsamındaki göçmenlere çifte kazık atmış oldu: Zira söz konusu göçmenler ABD’de yaşama haklarından mahrum kalma tehlikesine ilaveten DACA’ya başvurabilmek için ikametgâhlarından işyerleri ve okullarına kadar tüm şahsi bilgilerini yetkililerle paylaştıkları için bir operasyon durumunda kolay hedef olma dezavantajıyla karşı karşıyalar.

“Sığınak şehirler”, DACA’dan istifade eden etmeyen tüm göçmenlere, federal yetkililerin soluklarını sürekli enselerinde hissetmeden hayatlarını görece normal bir şekilde idame ettirebildikleri yaşam alanları sunuyor. Şehirlerin göçmenlere sığınak sağlayabilmesinin temel nedeni, ABD’de yerel yönetimlerin federal idare karşısındaki görece özerkliği. Söz konusu şehirlerde, bir suç işleyen göçmen gerekli ceza-i işlem sonrası — ABD’de yaşama izni olmasa dahi — federal yetkililere haber verilmeden salınabiliyor. Diğer şehirlerdeyse, örneğin, ehliyetsiz araba kullanırken enselenen bir göçmen, normal koşullarda para cezasıyla kurtulabilecekken göçmenlik bürosuna teslim edilip sınırdışı edilebiliyor. Eften püften sebeplerle ABD’den gönderilme endişesi yüzünden kayıt-dışı göçmenler mağdur oldukları durumlarda (örneğin, evleri soyulduğunda ya da patron maaşı vermediğinde) bile haklarını aramaktan çekiniyor. Sınırdışı edilme korkusu öyle derin ki Eylül ayında ABD’nin Güney’ini vuran kasırgada bu tür göçmenlerin hayatî tehlikeye rağmen yardım talep etmeyeceklerinden — daha doğrusu, edemeyeceklerinden — endişe ediliyordu.


Her ne kadar “sığınak” bağlamında genellikle şehirlerden bahis olunsa da asıl idari birim “county”ler. “County”, eyaletten küçük, şehirden büyük (ya da bazı durumlarda şehre denk) yerel idari bölge. ABD’de 3000 küsur “county” var ve bir araştırmaya göre [5] bunların 633’ünde yerel polisin federal yetkililerle işbirliğine sınırlamalar getirilmiş. Ve fakat bu sınırlamaların etkisi de sınırlı. Keza göçmen-karşıtı bir tutumları olmasa bile yerel güvenlik güçlerinin basit bir suç münasebetiyle parmak izlerini aldıkları şahısların siciline federal yetkililerin ulusal veritabanı üzerinden erişim imkanı var. O noktada bu şahsı bulup sınırdışı etmek göçmenlik bürosunun takdirine kalmış. Bu bakımdan “sığınak şehirlerin” özerkliği, federal hükümetin göçmen avına işgüzârca ortaklık etmemekten ibaret.

Ne var ki bu oldukça sınırlı özerkliğin bile kaydadeğer sembolik bir gücü var. Trump’ın ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekileceğini açıklaması üzerine Kaliforniya eyaletinin anlaşmayı tanımaya devam edeceğini ilan etmesinde olduğu gibi Beyaz Saray’ın otoritesine ve meşruiyetine meydan okuma jesti söz konusu olan. Bu yeterince vurucu bir jest olsa gerek ki Trump “sığınak şehirlere” federal bütçeden ayrılan kaynakları kesme tehditleri savurmaya başladı bile. Ve Eylül’ün son haftasında, özellikle Los Angeles ve San Francisco gibi “sığınak şehirleri” hedef alan Göçmenlik ve Gümrük Kolluk Kuvveti (ICE) operasyonlarında yüzlerce kayıtdışı göçmen gözaltına alındı.


Daha başkanlık seçim yarışı sürerken Meksika’nın ABD’ye tecavüzcüleri ve sabıkalıları gönderdiğini, göçle mücadelenin en etkili yönteminin sınıra duvar örmek olduğunu çığıran Trump, henüz duvar dikemedi ama Müslüman yoğun ülkelere getirdiği seyahat kısıtlamalarına benzer şekilde kayıtdışı göçmenlere yönelik hamleleriyle onu iktidara getirenlerin yabancı düşmanlığını okşamaya devam etmekte. Ne var ki Charlottesville hadisesinde [6]  olduğu gibi Trump’ın ırkçı çıkışları şimdilik geri tepiyor, çelişkileri keskinleştirerek müessess nizamı zor durumda bırakıyor. Örneğin, 8 yıllık Obama hükümeti döneminde rekor sayıda (3 milyondan fazla) göçmen sınırdışı edilmişti ama Trump’ın 8 aylık iktidarındaki kadar gürültü kopmamıştı. Trump’ın çam deviren demeçleri ve tweet’leri saman altından su yürütmeyi güçleştiriyor, muhalefeti alevlendiriyor. Bakalım her-şerde-bir-hayır-vardır diyalektiği sayesinde bu akla zarar politikalar geri tepip köklü dönüşümlere vesile olabilecek mi.



[1] Bu Sözlük’ün maksadına dair bir giriş yazısı için bkz.

[2] Kanada ve İngiltere’de de “sığınak sehir” benzeri inisiyatifler var.

[3] Kayıtdışı göçmenler arasında Çinliler (268 bin), Hintliler (267 bin) ve Koreliler (198 bin) de var. Latin Amerikalılardan farklı olarak bu göçmenler çogunlukla yasal yollardan ABD’ye gelmiş ama vize süresi bittikten sonra ülkelerine dönmemişler. Bkz. link

[4] DACA’nın (Deferred Action for Childhood Arrivals) açılımı “Çocukken Gelenler için Tehirli İşlem.”

[5] link

[6] link