Peru: Neo-Liberalizmin Örtük Yüzü

Tupac Amaru gerillalarının, Peru’daki Japon Büyükelçiliği’nde dört ayı aşkın bir süredir devam etmekte olan eylemleri, işgalin ilk günlerinde pek de ihtimal dahilinde görünmeyen bir askerî müdahale ile son buldu. Bizdeki özel harekat timinin Peru’daki muadili olan özel askerî birimin büyükelçiliğe düzenlediği baskının ardından televizyonlar marifetiyle dünyaya yansıyan görüntüler, aslında bizim hiç de yabancısı olmadığımız bir durumu yansıtıyordu.

–Peru’daki örtük totaliter yönetimin diktatörü– Cumhurbaşkanı Alberto Fujimori, baskından hemen sonra, üzerinde çelik yeleği; yüzünde, kuşatılan “hücre evi”nde infaz edilmiş, aslında duymaya alışageldiğimiz popüler deyimle, “ölü ele geçirilmiş” “teröristler”i teftiş etmeye gelen muzaffer ve muktedir emniyet genel müdürünün mütebessim ifadesiyle büyükelçilik binasında belirdi. Kahraman askerleri ve “kurtarılan” bazı rehinelerle birlikte Peru ulusal marşını icra etti. Rehineleri yakındaki bir askerî hastaneye taşıyan otobüslere aynı bildik yüz ifadesiyle rehberlik etti. Tüm bu gösteriler son bulduktan sonra da, “terörizm”e karşı kazandığı son zaferi diplomatik San Isidro bölgesindeki bir lokantada tertip edilen ihtişamlı bir yemekle kutladı.

Bay Fujimori’nin büyükelçilikteki gerillaların idam edildiklerine dair iddialara cevabı kesin oldu: Öyle bir şey yok. Askeri özel birimin binaya girmesi ile birlikte çatışma çıkmış, gerillalar bu çatışma sonrasında ölmüşlerdi. Oysa rehineler, emniyete ve askeriyeye ait istihbarat birimleri tam aksini iddia ediyorlardı. Baskına katılan özel birim mensuplarından biri, kimseyi sağ bırakmamak üzere emir aldıklarını açıkladı. Baskın anında binanın kabul salonunda futbol oynayan sekiz gerillanın çoğu, kuvvetle muhtemel, ilk patlama anında öldü. Teslim olan gerillaların askerlerce götürüldüğünü gören rehinelerin yanısıra, kısa dalga bir radyo ile binadaki gelişmeleri izleyen bir MRTA gerillası, baskından hemen sonra Reuters’e, bir odada kendi başlarına oturan en genç dört gerillanın korku ile teslim olmalarına rağmen askerlerce öldürüldüğünü işittiğini söyledi. Baskını izleyen istihbarat birimleri de iki gerillanın teslim olmalarına rağmen öldürüldüklerini kaydettiler. Asahi Evening News, CNN, AFP, Reuters, La Republica gazetesi, infazlarla ilgili benzeri türden haberleri geçtiler. Baskının hemen ardından, özel askerî birimin Peru’nun öz kaynakları ile eğitildiğini gösteren video bantlar devreye girdi. Ancak AFP, baskından bir gün sonra, eski FBI ajanı Bob Taubert’in açıklamalarına dayanarak, büyükelçilik eylemine son veren askerlerin Aralık ayında, Amerikalı uzmanlarca, Amerikan topraklarında eğitildiklerini bildirdi. Her ne kadar Beyaz Saray Sözcüsü Nicholas Burns baskınla bir ilgileri olmadığını açıklasa da, Perulu askerlerin Amerika’dan son on yıldır “anti-terörist” eğitim aldıkları, ABD yetkililerince de teslim edilen bir gerçek.

Öncelikle baskının, Tupac Amaru’yu ve Fujimori’nin yedi yıllık iktidarı boyunca izlediği siyaseti az çok bilenler için bir sürpriz olmadığını kaydetmek gerek. Ülkede neo-liberal iktisadî politikalarını irrasyonel askerî bir zihniyetten kaynaklanan yaptırımlarla uygulayan Fujimori, her ne kadar eylemin ilk günlerinde barışçı, uzlaşmacı bir çözümden yanaymış gibi görünse de, başından beri krizi “Hasan almaz, basan alır” tavrıyla çözme yanlısıydı. Junge Welt gazetesinden Peter Nowak’ın baskından iki gün sonra görüştüğü MRTA Sözcüsü Norma Velazco, hiçbir zaman hayale kapılmadıklarını söylüyor. 17 Aralık sonrasında Lima’da ve Callao liman bölgesinde uygulanmaya konan sıkıyönetim, onlarca insanın bu bölgeden MRTA üyesi oldukları iddialarıyla toplanması, Mart ayında yakındaki bir evden büyükelçiliğe doğru kazılan tünelin Tupac Amaru gerillalarınca ortaya çıkarılması... Bütün bunlar 22 Nisan’ın habercisiydi.

Şubat ayında Japon Başbakanı Ryutaro Haşimito ile Toronto’da buluşan Fujimori, rehinelere zarar verilmediği sürece askerî bir çözüme başvurmayacağına dair söz vermişti. Tupac Amaru, aynı ay yayımladığı 9 numaralı bildirisiyle, And kültürünün temel düsturunu –Ama quella, sua, Ama Llulla (çalış, çalma, yalan söyleme)– anlamayan Fujimori’nin hiçbir vaadine kanmayacağını açıkladı. Aynı Fujimori, seçimler döneminde başvurmayacağına söz verdiği neo-liberal şoku, seçildikten sekiz gün sonra uygulamaya koymuştu. MRTA Mart ayı ortasında görüşmelerin kesilmesinin ardından yayımladığı bir sonraki bildirisinde, bu süre boyunca Fujimori’nin yaptığı yurt dışı seyahatlerin, görüşmelerin baskın için zaman kazanmaya yönelik işler olduğunu ifade ediyordu. Baskın sonrasında Fujimori’nin tünel için üç aydan beri çalışılıyor olduğunu açıklaması, örgütün hiç de yanılmadığını ortaya koydu.

Japonya, baskından haberdar edilmemesine teessüf etmekle birlikte, Fujimori’nin başarısını tebrik etmekte de geç kalmadı. Haşimito’nun nazik açıklamalarından daha önemlisi Peru’da iş yapan Japon şirketlerinden geldi. Dört ay boyunca üst düzey yöneticileri tutsak kalan 11 şirket ve bir örgüt, Peru’daki yatırımlarının süreceğini beyan ettiler. Mitsubishi ve Toyota gibi bizim de yakından tanıdığımız şirketlerin de içinde bulunduğu grup, çoğunlukla, Peru hükümetinin çözümünü desteklediğini belirtti. Bir tek Tomen Şirketi hükümetin askerî bir çözüme başvurmasını beklemediğini söyledi. Bu açıklamalar yapılırken, İtalya’da ve Şili’de, Peru Büyükelçilikleri önünde yapılan protesto eylemleri, polisin güç kullanarak eylemcileri dağıtması ile sonuçlandı. Ancak İtalya’da birkaç gün sonra, yedi bin kişinin katıldığı, Nazi Faşizminden Kurtuluşu Kutlama Günü, Fujimori aleyhtarı bir gösteriye dönüştü.

Tupac Amaru, yaşadıkları bu “yenilgi”nin ardından mücadeleye devam edeceğini açıkladı. Fujimori askerî bir irrasyonellikle ülkeye hâkim olmayı sürdürdükçe MRTA’nın da silahlı mücadeleyi bırakmayacağı aşikâr. Tupac Amaru, baskından hemen önce Nisan başında, Peru hapishanelerindeki tutsakların salıverilmemesi durumunda, diğer Latin Amerikalı devrimci örgütlerin de kendileriyle birlikte mücadele etmeye hazır olduklarını bildirmişti. Kurulan Uluslararası Mücadele Bloğu’nun ortak bir askerî mücadeleye girişmesi muhtemel görünüyor. Ancak en az bunun kadar önemli olan bir diğer gelişme, mücadele zemininin Peru ormanlarından siberaleme de kaymış olması.* Örgütün uluslararası sözcüsü Isaac Velazco imzasıyla Ocak ayında yayımlanan 7 numaralı bildiride, eylemin “suskunluğu bertaraf etmek” olan amacına ulaştığı söyleniyordu. Internetin, sesini duyurmak için gerekli koşullara sahip olmayanlar için alternatif bir iletişim aracı olduğunu söyleyen ve kendilerini sibernotlar olarak tanımlayan Valezco, hâkim sınıfın tarihi tahrif etme ve özgür düşünceyi bastırma çabalarına karşı mücadele ettiklerine işaret ediyordu. Eğer Tupac Amaru, Zapatistalar’ın sahip olduğu enformasyon gücüne ve dolayısıyla kıtalararası bir destekleyici kitlesine ulaşabilirse, Başkan Zedillo’nun başını ağrıtan dertler, bay Fujimori’nin de yakın gelecekteki kaderi olacaktır.

ÖZGÜR GÖKMEN

(*) Siberalemde yaşanan gelişmeler ile ilgili olarak şu sitelere bakılabilir. MRTA Dayanışma Sitesi: http://burn. ucsd.edu/%7 East/mrta.htm. MRTA’nın Avrupa’daki Resmi Sitesi: http://users. cybercity.dk./~ccc17427/