Haftalık
Ahmet İnsel
4 Temmuz 2020 Cumartesi
Erdoğanizmin yarışmacı otoritarizmi aşan, onu tam anlamıyla bir istibdat rejimine dönüştüren niteliği, keyfilik rejimi olmasıdır. Söz konusu olan pratik, mutlak dikey iktidarın zirvesindeki şahsın uygulattığı kararların keyfiliği ile sınırlı olmayan, “yasallığını” ve gücünü doğrudan bu şahıstan alan diğer güç makamlarının da keyfi davranabilme yetkisine sahip olduğu, iktidar hiyerarşisinde yukardan aşağıya doğru keyfiliğin yayıldığı bir genel yönetim anlayışıdır. Bu keyfilik konusu üzerinde biraz durmakta yarar var.
Sema Aslan
2 Temmuz 2020 Perşembe
Tek başına düşüncelere dalmak; çapraşık imgelere dolanmadan bu budur, şu da şudur demek, iyice imkânsızlaştı sanki. Belki evin rutini etkiliyordur? “Sanayi tipi ev yapmışlar, ne çamaşır bitiyor ne yüzey temizliği ne yemek,” dedim (yüzey temizliği, havalı bir laf –toz almak ya da tozları almaktı onun adı), “son zamanlarda duyduğum en iyi espiri,” dendi. Oysa bu bizim gerçeğimiz. Su, temizlik malzemesi ve sağlıklı gıdaya ulaşabiliyor olmanın mahcubiyeti bir yanda, Allah kerim yeri bellediğimiz balkonda kuluçkaya yatan karga çiftine bakarak haftalar geçirdim. Hemen hemen karantinaya girdiğimiz dönem yaptılar yuvalarını, daha hâlâ uçmadı yavrular!
Tanıl Bora
1 Temmuz 2020 Çarşamba
Psikolojinin “özeleştirinin eleştirisi” diyebileceğimiz temkini, özeleştirinin kendine kahretmeye, öz yıkıma dönüşmemesini, yapıcı olmasını ikaz ediyor öncelikle. Bunun temel koşulu, eleştirinin kişiliğe veya ‘huya’ değil, somut, özgül ve değiştirilebilir olan davranışa-eyleme yöneltilmesidir. (Tıpkı ‘düz’ eleştirinin somut vakaya-eyleme-içeriğe odaklanması gereği gibi.) Buna bağlı olarak, bir yandan da bir çözüm, bir alternatif düşünmektir.
Kemal Can
30 Haziran 2020 Salı
İyi Parti’nin siyasi söylem ve toplayabildiği kadro açısından kolay tarif edilir olmadığı ortada. MHP içindeki muhalefet döneminden itibaren, iktidarın muhalefeti tanzim ve yönetme operasyonlarında adı sürekli gündemde. İktidar çok erken bir aşamada İyi Parti’yi -kendi tabanına fazla nüfuz edemeden- muhalefet bloğuna doğru itebildi. Bu yüzden iktidar cephesinden beklenen oy kopmasını yaratamadı. Çok hızlı girmek zorunda kaldığı iki seçim dolayısıyla, siyasi rolü -büyük ölçüde ittifakla kodlanan- taktik bir zeminde kaldı.
Derviş Aydın Akkoç
30 Haziran 2020 Salı
Yarı-entelektüel katil Raskolnikov fahişe Sonya’nın ayaklarına kapanır, Sonya’nın şahsında “insanlık”tan özür diler, ama özür dilemek bağışlanmak istemek anlamına gelmez, zira Raskolnikov –eylemin etkileri karşısında- gerek insanlık gibi soyut bir kavramın gerek ahlaki-teolojik yargıların hükümsüz olduğunun sonuna kadar farkındadır. Sözümona bağışlanmanın anlık ferahlığı bir kez fiiliyata dökülmüş bir eylemin neticelerini ortadan kaldırmaya, verilmiş bir hasarı telafi etmeye yetmez. Dimitri Karamazov korkunç bir iç tazyikle kendisi işlememiş bile olsa baba katilliği suçunu omuzlar, Alyoşa gururunu incittiği çocuktan kendini mazur görmesi ricasında bulunur,
Murat Belge
29 Haziran 2020 Pazartesi
1478’de olmalı, Fatih Sultan Mehmed Venedik kent-devletine bir elçi gönderdi. Elçinin Doc’a verdiği mektupta, çeşitli siyasi konuların yanısıra alışılmadık bir talep yer alıyordu. Sultan, kendisine bir ressam gönderilmesini istiyordu! Yalnız ressam da değil; bir heykeltraş ve bronz döküm ustası. Venedik meclisi toplandı ve Gentile Bellini’nin gönderilmesine karar verdi. Heykeltraş da seçtiler: Donatello’nun yanında yetişen Vellano; ama ne olduysa, Vellano hiç gidemedi. Gentile bu sırada birtakım onarım işleriyle uğraşıyordu. O işleri de Giovanni’ye devrettiler.
Erdoğan Özmen
24 Haziran 2020 Çarşamba
Bir toplumun en temel hakikatini kavramak için bakmamız gereken yere ilişkin hiçbir tereddütümüz olmamalı: En çok dışlanan, söz ve eylemlerine  kıymet verilmeyen, hayatları değerli bulunmayan, demek ölümlerinden de  söz edilmeye gerek duyulmayanların yeridir orası. Yok sayılan, varlığı tanınmayanların bulunduğu yerde açığa çıkar toplumun hakikati. Zelil bir varoluşun ve sefaletin hüküm sürdüğü, zelil bir varoluşa mahkum edilenlerin ikamet ettiği kıyıda, kenarda.. Ötede, gözlerden ırak olan, acının, kederin, kimsesizliğin, çaresizliğin, yokluk ve yoksunluğun biriktiği yerde.
Barış Özkul
20 Haziran 2020 Cumartesi
Fraenkel’in zikrettiği bir başka örnek, bir dilekçe sahibine siyasi iradeyi etkileme çabasına girip devlet düşmanı bir tavır sergilediği için şoför ehliyetnamesi verilmemesi. Yargının siyasi haydutluk ve şantaj aracı olarak kullanıldığı bu davalardaki hukuksuzluklara rağmen Alman mahkemelerinin belli ölçüde dürüst davrandıkları söylenebilir: Yargıçlar gerekçeli kararlarında vatana ihanet vakalarında Führer’in emriyle hareket ettiklerini beyan ediyorlar: “Tam bağımsız Alman yargısının” kararlarıyla değil Führer’in emirleriyle.
Aksu Bora
10 Haziran 2020 Çarşamba
Yaşlıların antika arabalara benzedikleri, tıpkı antika arabalar gibi değerli oldukları söylendiğinde o yüzden çok da dertlenmedim- ilginç değil de normal olan (yani aslında var olmayan) yaşlılardan bahsediliyordu çünkü! Biraz sıkıldınız ama hep sizin iyiliğiniz için. Sanki mesele sıkılmakmış gibi...Bütün ayrımcılıklarda olduğu gibi, yaşlılara yönelik olan da ciddi önyargılar ve sterotipleştirmeler içeriyor. Yaşlıların kendilerine kulak vermeyi ihmal eden, onlarla değil de onlar hakkında konuşan her türlü karar mekanizması, ayrımcılıkla malul. Bedeli çok ağır olacak bir ayrımcılık.
Kenan Erçel
2 Haziran 2020 Salı
Köpeği konusunda ikaz ettiği bir beyaz şahıs yüzünden az daha nezarethaneyi boylayacak bir siyah adam; köpeği (ve çocukları) olmadan kendi muhitinde gezinmekten çekinen bir siyah adam; ve belki de yanına bir köpek almış olsa şimdi hayatta olacak bir siyah adam. Ve tabii bir de safaride avladığı antilopla poz veren bir avcı edasıyla dizini boynuna bastıran bir polis yüzünden can veren bir siyah adam. Yıl 1820 değil, 1920 değil, 2020.
Mete Çubukçu
30 Mayıs 2020 Cumartesi
Saraç ve Hafter’in bir sonraki adımda masaya oturmasının kaçınılmaz olduğu düşünülürse, masanın farklı yanlarındaki belirleyici ülkelerden ikisinin Türkiye ve Rusya olması sürpriz olmaz. Bu durum son yılların tipik Rus yaklaşımının bir örneği. Ankara da bu konuda kapılarını kapatmıyor. Libya’da etkili olurken öte yandan Rusları da doğrudan karşısına almak istemiyor. Yani, Ruslar ile Türkiye Libya’da masanın farklı yanlarında olmasına rağmen bir süre sonra birlikte politika belirleyebilir. Batı yani AB ve ABD’yi daha ikincil planda tutmak her zaman Moskova’nın tercih edeceği bir şey.
Emel Uzun
21 Mayıs 2020 Perşembe
İlk zamanlar sağlık çalışanları için akşam dokuzda alkış eylemi yapılıyordu malum. Ben şimdi bizim burada duymuyorum. Sokaktan ıslıklar, alkış sesleri gelince ne olduğunu anlamam birkaç günümü almıştı. Apartmanda her daim “okula gitseler ne güzel olacak” adını koyduğum bir grup çocuğun haykırışları yükseliyor. Günler geçmeyince temizlik neferi haline geldi tabii insanlar. Dinmeyen süpürge sesleri. Sokağa çıkma yasağının olduğu günlerde kendini sokağa, parka atmış firarileri kovalamak için devriye gezen polis araçlarından çıkan siren sesleri… Tüm bunlar ne zaman duysak bu günleri hatırlayacağımız sesler oluverdi galiba.
Aybars Yanık
19 Mayıs 2020 Salı
10 Nisan 2020’de geçerli olan, pandemi nedeniyle iki günlük ilk sokağa çıkma yasağının saatler kala ilan edilmesinden itibaren sokaklarda kargaşa, kavga, izdiham gören birinin aklına ilk önce insanların iş bilmezliği, görgüsüzlüğü, kınanacak komikliği, hatta medeniyetsizliğin gelmesi ne tür bir akıl yürütmenin sonucu olabilir?
Orhan Koçak
16 Mayıs 2020 Cumartesi
Beklenti ve karşı-beklenti dizileri bu kez de peş peşe geldi, çoğu zaman tahlil kılığına bürünmüş temenniler halinde. Kapitalizm gidebilirdi, “otoritaryenizm” güçlenebilirdi, insan soyu doğanın efendisi olmaktan vazgeçip uyumlu bir parçası olmayı seçebilirdi. Ama daha büyük ihtimalle de her şey hiçbir şey değişmemiş gibi devam edebilir, güneş yine biraz doğudan doğar, iliştirilmiş tarihçi iliştirildiği yer ve tarihte kalabilirdi.
Ömer Laçiner
8 Mayıs 2020 Cuma
Karşı karşıya olduğumuz buhran ise kapitalist düzenin herhangi bir temel mekanizmasının tökezlemesi veya bozulmasının yüzeye çıkardığı bir durum değil; tam aksine o temel mekanizmaların sistemin mantığı doğrultusunda işleyişlerinin “normal” sonuçlarının insani varoluşlar için nasıl büyük bir tehdit/tehlike oluşturduğunu ve bu tehdit potansiyelinin sürekli artmakta olduğunun açığa çıkma sarsıntısı üzerinden tanımlanabilir sadece.
Güncel
"Suçunuz Yok Ama Cezanız Var": Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yasa Teklifi
3 Temmuz 2020 Cuma
Siyasal iktidarı yeniden üretecek ve pekiştirecek daha iyi yollar, yasa koyucular eliyle her zaman hukuken bulunabilir. Ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması teklifi, yasa koyucunun artık sadece şeklî ve teknik birtakım gereklilikleri ve araçları, siyasal iktidara bir tür kılavuz olarak sunduğu mecra olduğunu bir kez daha gösterdi.
Hariçten Gazel (III): Üsküdar’dan Bu Yan (II)
3 Temmuz 2020 Cuma
Sıcak su, kalorifer çemberine girmemiş insanlar acele etmeden yavaş yavaş bir yerlere gitmeye çalışıyor, yaşlı kadınlar adamlar, merkeze çok uzak olmayan mahallelerde, ikinci el kıyafetler, çerçiden hallice tezgâhlarda öte beri ve tahta sebze sandıklarının üstünde ıspanak, maydanoz, kereviz satmaya çalışıyorlar… Çalışıyorlar derken, bekliyorlar, teneke saçakların altında yağmurdan korunmaya çalışarak, yavaş yavaş dolma sigara içerek ya da sessizce sohbet ederek bekliyorlar…
Fatih’in Portresi ve Kimi Diğer Meseleler
2 Temmuz 2020 Perşembe
Belediyelerin koridorlarında, makam odalarında, depolarında –kimi değerli, kimi değil– çok sayıda sanat eseri bulunuyor. Bunların başta kondisyonları olmak üzere, bir bütün olarak takibi yapılmıyor. Çevrimiçi bir veritabanı hazırlanması ve bu eserlerin başta ilgili araştırmacılar olmak üzere kamunun erişimine sunulması gerekmez mi? (Bu talep aynı zamanda Milli Saraylar, Cumhurbaşkanlığı ve ilgili diğer birimler üzerinden iktidara dönük olarak da dile getirilmelidir.)
Peter “Yeni Prens” Pan
1 Temmuz 2020 Çarşamba
Peter Pan’in hayalperestliğinde Machiavelli’nin realizmini görmek belki ilk bakışta yadırgatıcı gelebilir. Biz de romanda ölçülü biçili, kendisi için önceden belirlenmiş bakma biçimlerine, normlara uygun yaşamanın simgesi Bay Darling gibi “inanmaz gözlerle” bakabiliriz tüm bu benzerliklere. Ne var ki Machiavelli, “olağanüstü” sözcüğünün bir ikaz lambası görevi gördüğü Prens’te, tam da “sıradışı olaylar”a [gli accidenti] çevirmemizi tembihlemiyor muydu gözlerimizi?
Canlı ile Cansızın Sınırında: Korona ve Post-hümanizm
30 Haziran 2020 Salı
Koronavirüsün ortaya çıkışı ve sonrasında yaşanan küresel salgın durumu, insanlık için radikal, dönüştürücü bir deneyim haline geldi. Hem toplumsal hem de bireysel değişime son derece açık bir süreçten geçmekteyiz. Sosyoekonomik düzenin temellerinden sorgulanmaya başlaması belki de bir paradigma değişiminin habercisidir. İnsanlık tarihi açısından bakıldığında bu olağandışı durum bizi başka bir olağandışı pozisyonu, insanın var olanlar arasındaki ayrıcalıklı konumunu sorgulamaya itiyor.
Yeni-Normal: İzmir'in Dağları'nda Korona?
30 Haziran 2020 Salı
Salgın sonrası dünyada bir “kırılma”, hatta kopuş yaşanacağını, Badio'nun kastettiği anlamda bir “olay” olan bu salgının belki de dünya-değiştirici potansiyellerinin açığa çıkacağını gizli gizli ya da açıktan hayal etmiş olanlar, yanıldıklarını, normal hayatın acımasız olağanlığıyla geri döndüğünü görmeye başladılar. Zaten felaketler dünyayı değiştirebilseydi tarihteki doğal ya da kültürel-siyasi felaketler bir şeyleri değiştirirdi herhalde.
Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan Figürleri Üzerine Notlar
29 Haziran 2020 Pazartesi
Babacan cool, gezgin, liberal birey olarak sırtında çantayla dünyanın her köşesine gidebileceğini söylerken Davutoğlu tarihin yüklerini taşıdığını ima eder, ekonomik bir bakıştan ziyade etik-politik tarihsel sorumlulukların temsilcisidir. Babacan eşi ve çocuklarıyla film izlerken gördüğü bir yeri birkaç gün içerisinde ailesiyle ziyaret edip gezerken, Davutoğlu için içinde siyasetin olmadığı bir “gezmek” fiili bile kullanılmaz.
“Sıkıntı, Döneme Damgasını Vuruyor”
28 Haziran 2020 Pazar
Kitaptaki yazılar sıkıntının ne olduğundan ziyade, sıkıntının içinde bulunulan duruma, tarihsel, sınıfsal, kültürel ve toplumsal cinsiyete bağlı olarak şekillenen bir deneyim olarak nasıl kurulduğuna bakıyor. Sıkıntının hissedildiği, temsil edildiği, dile geldiği anları analiz etmek, bu coğrafyaya dair bize neler söyleyebilir? Bu çerçeve deneyimlerin, duygulanımların hiçbir zaman sadece “bizim” olmadığı, hep bir ilişkisellik içinde kurulduğu fikrinden besleniyor elbette.
Dostoyevski’de Kaçırdığımızın Yakalanması: Bir Bahtin Büyüteci
28 Haziran 2020 Pazar
Bahtin için Dostoyevski polifonik romanın en önemli ismidir. Bu karakterler çağlayanı çok-sesliliğin önünü açarak okuyucuya umulmadık tatlar sunar. Dostoyevski’nin inşa ettiği roman yapısı tamamen otantiktir ve birçok varyant içeren bu örgü homofonik Batılı romandan farklıdır. Diğer bir deyişle, tekliğe karşı çokluk.
Mavi ve Pembenin Haricinde Eğitim
27 Haziran 2020 Cumartesi
LGBTİ bireyler, her ne kadar yazılı kurallarla korunsalar bile, toplumsal yaşamda birçok ayrımcılıkla karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu alanlardan biri ise eğitim ortamıdır. İnsan yaşamında, çocukluk ve genç yetişkinlik dönemine denk gelen eğitim ve okul hayatında LGBTİ bireylerin yaşadığı ayrımcılıklar, bu kişilerin okullarını bırakmalarına bile sebep olabiliyor.