Haftalık
Murat Belge
28 Eylül 2020 Pazartesi
Uygulandığı biçimiyle Komünizm, son kertede, bir 19. yüzyıl ideolojisiydi ve gerçeklik düzeyinde ilk kez olmak üzere deneniyordu. Ama bu Komünistler’in demokrat olmadıkları, olmamaları gerektiği anlamına da gelmez. “Bileşik kaplar” olgusunun gereği, Komünistler’in demokratikleşme dereceleri de, mücadele ettikleri toplumun demokratik kültürünce belirlenir. Onun için, diyelim Laos’taki Komünist’in demokrasi anlayışıyla Fransa’dakinin anlayışı arasında çok büyük mesafe olabilir. Bunlar hep sorunlar. Ama sonuç olarak, demokrasinin olmadığı bir yerde sosyalizmin, komünizmin de olmayacağı olgusu yokmuş gibi davranamayız.
Ahmet İnsel
24 Eylül 2020 Perşembe
Monetarist iktisat kuramının amentüsü olan, “enflasyon her yerde ve her zaman parasal bir olaydır” inancı, 2008 mali krizi sonrasında iyice batıl itikat konumuna düştü. Daha önce de somut iktisadi veriler ışığında doğrulanmamıştı. 2008 krizi sonrasında merkez bankalarının, esas olarak kamu borçlanması kâğıtlarını satın alarak dünya ekonomisine enjekte ettikleri devasa likidite, enflasyonu tetiklemedi. Dünya para stoku dünya gayri safi yurtiçi hasılasından çok daha hızlı büyüdü ama genel fiyat seviyesi artışı hemen her yerde bunun çok gerisinde kaldı.
Tanıl Bora
23 Eylül 2020 Çarşamba
Son olarak ABD’de siyahlara karşı “orantısız” polis şiddeti meselesi (“Black Matters”) bir defa daha alevlendiğinde yapılan tartışmalarda, toplumdaki silahlanmayla polisin silahlanma düzeyinin yüksekliğine dikkat çekildi. Sivillerin silah kullanma sıklığı ile polisin kolayca silah kullanmaya yatkınlığı, birbirini tetikliyor (silah mecazından kurtulamadık!) buna göre; vatandaşın pompalı tüfeğine davranma eğilimi ile polisin silah kullanmasının “normalleşmesi,” birbirini destekleyerek sarmal bir gelişme arz ediyor.
Mete Çubukçu
20 Eylül 2020 Pazar
İsrail’in Judeha ve Samara olarak adlandırdığı işgal altındaki Batı Şeria’nın tamamını,  ardından Golan’ı ilhakını içeren bir durumla karşı karşıyayız; imzalanan anlaşmayla bu ilhakları bir süreliğine durdurmak “lütfunda” bulunmak da normalleşmenin bir parçası. Filistin’i bir sorun olarak görmek istemeyen Arap ülkelerinin sayısı artıyor. Son 10 yılda Suriye, Yemen, Libya gibi ülkelerde olanlara bakılırsa, Arapların ya da Arap Birliği’nin Filistin meselesine yaklaşımları daha iyi anlaşılabilir.
Aksu Bora
17 Eylül 2020 Perşembe
Chung-Sook o yaşa kadar itilip kakılmanın, sömürülmenin, lağım basan bodrumda yaşamanın ne demek olduğunu öğrenmiş, bunlarla cinayet işlemeden başa çıkabilmiş bir adamken, koku mevzuunda ipler kopuyor. İstediği kadar yıkansın, kıyafet değiştirsin, çıkmayan o yoksulluk kokusunu patronunun bakışında gördüğünde, onu bıçaklıyor. Kokuyu bir metafor, sınıfsal farkın metaforu olarak görenler olmuş. Muhtemelen haklılar. Ama bir yandan da sınıfın kokusu bir metafor olamayacak kadar güçlüdür, bilirsiniz. Ona bakıp (onu duyup) başka bir şey düşünmek mümkün olmaz pek. Oradadır, kendisidir.
Barış Özkul
16 Eylül 2020 Çarşamba
Kendi güvenli mikro-kozmosunda şüphe çekmeden yaşamayı tercih ediyor. Çocuğunu kazançlı bir işe sokabildiğinde mutlu oluyor. Yeni bir anayasa talebinden ziyade cinsel gücü arttırıcı yeni bir ilacın piyasaya sürülmesi onu heyecanlandırıyor. Gerektiğinde diktatörün zulmüne ortak olabiliyor. İyi vatandaş akıllı birisinin demokrasi ve özgürlük gibi içeriği belirsiz kavramlar uğruna meslek hayatını riske atabileceğine, cezaevini ve işkenceyi göze alabileceğine inanmadığı için devrimcileri, demokratları ahmak yerine koyuyor. Bu dört dörtlük sinik tip diktatörlüğün normalleşme aşamalarından birini temsil ediyor.
Erdoğan Özmen
16 Eylül 2020 Çarşamba
Her birimizi kendi kusursuzluğunu, mükemmelliğini, masumiyetini başka herkese gösterme ve kanıtlama arzusuyla baştan çıkaran, herbirimize başka herkesi gözetleme, inceleme, didikleme, suçlama, yargılama hakkı/yetkisi veren bir manevi iklimin üç söylem biçimi. Değişik düzeylerde farklı ölçü ve had bildirme skalalarına tabiyiz herbirimiz artık. Her birin başka herkesin yargıcı, gözetmeni, izleyeni (her iki anlamda) olduğu tuhaf bir çözülme, ayrışma, dağılma hali. Toplumsal insanın kaybı.
Sezen Ünlüönen
14 Eylül 2020 Pazartesi
Bunun benim görebildiğim kadarıyla iki temel nedeni var. Birincisi liyakat mekanizmalarının hepten yok sayılmasıyla kurumlara ve uzmanlığa, o kurumları temsil ve teşkil eden kişilere olan güvenin bizzat iktidarın eliyle sarsılması. SODEV’in geçenlerde yayınlanan araştırması, araştırmaya konu olan genç nüfusun yüzde sekseninin torpilin yetenekten daha önemli olduğunu düşündüğünü gösteriyor mesela. Herhangi bir işin o işi iyi bilene değil, “tanıdığı” olana emanet edileceğini düşünmek o işe duyulan emniyeti de sarsıyor ister istemez.
Derviş Aydın Akkoç
6 Eylül 2020 Pazar
Kamaşma sadece gözün ya da damağın değil, zihnin de bir melekesidir: güzelliğin temaşayla ilişkisi idrak etme edimiyle alakasından olsa gerek: güzelle karşılaşan bir zihin başına neyin geldiğini kavramak, güzelin üzerindeki etkisini savuşturmak değil, onu varlığına katmak, taşıdığı fikri özümsemek, sindirmek ister. Bununla birlikte, güzellik kendi hakikatini tescil etmek için yine kendisine müracaat eder. Nobranlık belki her yerdedir ama güzellik öyle değildir, ya da artık değildir; Adorno biraz da melankolik bir tonla “her yerde güzellik bulma erdeminin şüpheli” bir erdem olduğunu öne sürmüştü, zira ona göre, “her türlü deneyimden anlam çıkarabilme” yetisinde bir hasar söz konusudur.
Kenan Erçel
27 Ağustos 2020 Perşembe
Kriz oyuncusu komplo kuramına göre Sandy Hook gibi kimi sansasyonel hadiseler bizzat (derin) devlet tarafından tertipleniyor, daha doğrusu sahneleniyor. Bu kurama inananlara bakılırsa aslında Sandy Hook İlkokulu’nda böyle bir olay yaşanmamıştı, öldü denilen çocuklar, yetişkinler ölmemişti ya da zaten kurgusal şahıslardı. Özel timlerce ablukaya alınmış okulun görüntüleri, yetkililerin demeçleri, ebeveynlerle yapılan röportajlar, cenaze törenleri…hepsi düzmeceydi. Occam’ın[1] kemiklerini sızlatacak bu iddiaya göre yüzlerce kriz aktörü marifetiyle devasa bir tiyatro sergilenmişti aslında. Sandy Hook’ta “gerçekte” ne olup bittiğini ifşa ettiğini iddia eden 30 dakikalık bir video olayın üzerinden bir ay geçmemişken YouTube’da 10 milyon kez izlenmişti bile.
Menderes Çınar
20 Ağustos 2020 Perşembe
Bu da bize AKP’nin neden bazen anlamakta zorlandığımız güç gösterilerine giriştiği, neden bazen olgusal gerçekliği bizi şaşırtacak derecede çarpıtabildiği/reddedebildiği, neden kendi “gerçeklik” rejimini kurmaya çalıştığı hakkında bir fikir veriyor. Zaman zaman değişik baskı/çıkar gruplarının esiri olmasından anlaşılabileceği gibi gerçekte kırılgan olan AKP’nin güç elde etmesi, iktidarını yeniden üretebilmesi her zamankinden daha çok güç gösterisinde bulunmasına, “biz buradayız, gitmiyoruz” hissi yaratmasına bağlıdır. AKP’nin geçtiğimiz yıl yapılan yerel seçimlerde uğradığı yenilgiyi kabul etmemesi, kaybettiği belediyeleri abluka altına alması veya onlara el koyması, güç gösterilerinin bu işlevselliği çerçevesinde değerlendirilebilir.
Kemal Can
11 Ağustos 2020 Salı
daha önce İYİ Parti’yi Cumhur İttifakı’na dahil etme dedikoduları, Bahçeli’ye rağmen işleme konulan hatta MHP’ye alternatif arayışından kaynaklandığı iddialarına dayanıyordu. Bahçeli’nin yaptığı bazı “ters çıkışların” da, “sakın ha aklınıza bile getirmeyin” demek olduğu ileri sürülmüştü. “Masa” meselesindeki sert çıkış da böyle okunmuştu. Ve elbette ciddi bir başka yenilik, Bahçeli’nin Akşener’i muhatap alması. Çünkü daha önce –Koray Aydın’da olduğu gibi- doğrudan adrese teslim çok daha açık davetler söz konusu olmuş ama Akşener için böyle bir açık kapı hiç gündeme getirilmemişti. Partinin adı gibi Akşener’in ismi de pek anılmamıştı. Partiler arasında bayramlaşmalar dahi kesilmişti.
Güncel
Söz Konusu Kadınlar Olduğunda… AKP Dönemi’nde Kürtaj
28 Eylül 2020 Pazartesi
Mahkeme, ihlal kararı vermiş olsa da kürtaj konusunda yasama organının, yani Meclis’in “geniş bir takdir yetkisi” olduğunu söylüyor. Dolayısıyla hangi haftaya kadar gebeliğin sonlandırılmasına karar verileceğinin Meclis’in takdirinde olduğu söylenerek, tartışma biraz da Meclis’e doğru atılmış oluyor. Bu yüzden ihlal kararları, davalar, hukuki kazanımlar o kadar da cepte, yekpare mücadele alanları değil.
Ali Gevgilili, Lütfi Akad ve Anadolu Gerçeği
27 Eylül 2020 Pazar
Ali Gevgilili gerek çoğunlukla dünya sinemasına odaklanan Çağını Sorgulayan Sinema (1989) kitabında gerekse dergi ve gazete sayfalarındaki film değerlendirmelerinde sinemayı öz ve biçim açısından çok iyi bir şekilde kavradığını gösterir. Duyguyla aklın, eleştiriyle hürmetin, tarihsel süreklilikle kopuşun içinde biçimden biçime giren sinema sanatındaki dönüşümün nabzını tutar. Dolayısıyla insanla onun tarihini bir bütünün iki cüzü görür.
Pandemi, Eğitim ve Çocukların Yaşam Hakkı
25 Eylül 2020 Cuma
Türkiye'de, çocuk haklarını merkezine almış öğretmenlerin, yöneticilerin örgütlülüğünün eksikliği, çocuk meclislerinin politik olandan yalıtılmışlığı, çoğu sivil toplumun kâr güden tavırları ve duyarsızlığı, yerel yönetimlerin yaşam hakları hususuna eğilmeyişleri, periferiden merkeze iletişimsizlik ve de koordinasyonsuzluk, hak ihlallerini dayanılmaz kılıyor. Pandemi ve tedbirsizlik yayılarak devam ederken, çocukların denek olarak, çoğunluğun desteğini kaybetmemek uğruna okullara tekrar sokulmaları, yaşam hakları ihlaline girer.
En Distopik Romanımız Böyle Olsun!
24 Eylül 2020 Perşembe
Muhtemelen “Büyük Birader” icadının en büyük “faydası”, gündelik hayattan ayrık bir bilgi alanını işaretlemiş olmasıdır. Böylece Orwellci kavramı bilen kişiler Türkçe konuşan diğer kişilere “Sen Büyük Birader’in ne olduğunu biliyor musun?” sorusunu sorabilirler ve böylece açtıkları muhabbet yoluyla dünyamızın kaderini ilgilendiren bu kurgusal distopyayla ilgili değerli bilgilerini paylaşabilirler. Böylece “Büyük Birader” akademikleşir ve sadece konuyla ilgilenenlerin bildiği teknik bir terim olur.
Mustafa Kemal'e Atatürk Demek: Resmî İdeoloji ve Ata Türk’ün İşlevi (II)
22 Eylül 2020 Salı
Resmî ideoloji, Mustafa Kemal’den kopararak Ata Türk’ü inşa eder; ancak onun inşa ettiği bu Ata Türk (kavramı) resmî ideolojinin tanımına ve işlevine de gelir yerleşir: Böylece Ata Türk, Abraham Lincoln’dan mülhem bir tabirle resmî ideolojinin, resmî ideoloji tarafından, resmî ideoloji için tanımlanması halini alır.
Mustafa Kemal'e Atatürk Demek: Mustafa, Kemal ve Atatürk (I)
21 Eylül 2020 Pazartesi
Mustafa Kemal’i (Atatürk) Ata Türk’ten ayırabilmek için kullanılan bazı kavramlara dair örneklerin ilkel toplumlardan ya da tarih öncesinden veriliyor olması, kavramların kendi dönemleriyle sınırlı bir açıklama kapasitesine sahip oldukları düşüncesini akla getirmemelidir. Nitekim Freud’dan Durkheim’e ve Darwin’e konuyla ilgilenen tüm yazarların, bu kavramları sadece ilkel toplumlar için değil, bugünün toplumlarını açıklayabilecek bir kavramsal dizge olarak ele aldıklarını da belirtmek gerekiyor.
Uyuyamayanlar: Cioran ve Proust
20 Eylül 2020 Pazar
Bazen şanslıyızdır, bilinir bir sebebi olmamasına karşılık, tek bir gece gözümüz kan çanağına; vücudumuzsa bir organ eskisine döner fakat bu geçicidir, sağlıklı bir bilincin bir göz açıp kapamayla üstesinden gelebileceği türden tatlı bir basiretsizliktir. Bazense oldukça şanssızızdır. Gecenin, günü hiç doğurmayacakmış gibi uzun bekleyişinde, ezgili kilise çanları belleğimizin uzak beldelerinde karanlık dualara dalar; sıkışıp kalırız.
Duyguları da Vururlar
17 Eylül 2020 Perşembe
Saygıyı hissetmek, duygusal olarak zenginleşmektir de aynı zamanda... Burada bahsettiğim saygı, “ne kadar da duygulu olunduğunu” göstermek için dramatik biçimde teşhir edilen değil, ilişkide oluşan ve gerçekten deneyimlenen bir şeydir... Ancak böyle bir saygının ön koşulu öteki’ni taktir edebilmek, onun kıymetini teslim edebilmekten geçer. Oysa bizim kültürel dünyamızda bireysel ve kolektif narsizmimiz “öteki’nin değersizliği (hatta aptallığı)” varsayımı üzerine kuruludur.
Bulgaristan’da Hükümet Karşıtı Protestolar: Yolsuzluk İstifa!
15 Eylül 2020 Salı
Borisov’un 2009’dan bu yana mutlak hakimiyeti sırasında, yolsuzlukla mücadelede istenilen sonuçların alınamaması, hükümete karşı olan güvensizliği giderek arttırmış durumda. Buna karşın, Borisov kendi kitlesini yıllar içinde bir arada tutmayı ve zamanla da kemikleştirmeyi başarmış görünüyor. Diğer taraftan, ülkenin 1990-2009 arasında yaşadığı şiddetli ekonomik bunalım neticesinde bir türlü durulamayan politik dalgalanmalara kıyasla, Borisov halen halkın en azından üçte birinin desteğini arkasında tutabiliyor.
Dersim Alexanderplatz: “Memleket nere?”
14 Eylül 2020 Pazartesi
Dersimlilerin kendine özgü mistisizmini de tuhaf bulur Devrim. Annesinin günlerce rüyasında çiçek görmesi üzerine babasına bilet al diye tutturması ve bu bilete büyük ikramiyenin çıkmasını Rüya’ya “Annemler çok tuhaf Marksistlermiş” diye anlatır. Rüya’yı etkilemek için aldığı Zazaca albümlerden Metin-Kemal Kahraman’ın o çok büyülü Ferfecir’ine tutulur...Amcası Ahmet de Devrim’le birlikte Dersim’e gider. Kök, gövdeyi çağırırken bilindik bir kavuşmayı görmeyiz Dersim Alexanderplatz’da. Dersim’de konuk oldukları amca ve yengesinin gündelik yaşamına eklemlenir. Gelmelerinin şerefine kurban keserler.