Anasayfa > Güncel Yazılar > Putin’in Son Ziyareti: Bayram Değil, Seyran Değil

Putin’in Son Ziyareti: Bayram Değil, Seyran Değil

Emek Yıldırım

06 Ekim 2017

 

«Мы ещё не раз напомним о том, что они сделали. И они ещё не раз пожалеют о содеянном. Мы знаем при этом, что надо делать.»[1]

28 Eylül 2017 Perşembe günü hayli kalabalık bir heyet ile Ankara’ya geldi Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin.[2] Heyetinde Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dan Gazprom Başkanı Aleksey Miller’e, Enerji Bakanı Aleksandr Novak’tan Rosatom Başkanı Aleksey Lihaçev’e, Tarım Bakanı Yardımcısı Yevgeniy Gromıko’dan Putin’in Suriye Danışmanı Aleksandr Lavrentyev’e, Putin’in Basın Sözcüsü Dmitriy Peskov’dan Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov’a kadar birçok üst düzey isim vardı.[3] Bu görüşmenin, bu yıl içinde iki liderin bir araya geldiği beşinci görüşme olmasına rağmen, Ankara’ya gelirken zihni bir hayli dolu olarak geldiği ve bunları bir şekilde çözüp de gitmek istediği her halinden belli idi. Putin’in Basın Sözcüsü Peskov ise, bu görüşmeye dair olarak, bu ziyaretin tamamen pragmatist bir amaçla yapıldığını belirtti ve Putin’in önündeki sorunlarla dolu ajandasından dolayı sürekli “saati kontrol etmesinin” gerektiğini söyledi.[4] Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerin ise ana başlıklarının ve konuşulanların az çok belli olduğu da bir sır değil elbette.

Rus basınına yansıyan haberlere göre,[5] ilk önce yaklaşık iki saat boyunca iki lider ve ilgili mevkidaşlar başbaşa, sonrasında da yine iki saate yakın heyetlerle beraber topluca yürütülen görüşmeler oldukça kritik konu başlıkları içermekteydi.[6] İlk olarak, ele alınan başlıca konu elbette Suriye’nin ve Beşar Esad’ın geleceği idi. Mayıs ayında Soçi’de iki liderin Suriye hususunda ortaklaştıkları noktalarda ve Eylül ayının 14-15’inde Astana’da altıncısı yapılan Suriye Zirvesi’nde alınan kararlarda mutabık olunduğunun yeniden altı çizildi.[7] İkinci olarak, önemli diğer bir husus ise, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 25 Eylül günü yaptığı referandum ve bölgedeki Kürt halkının istikbali idi. Moskova, referandum konusunda fikrini açıkça beyan etmemiş olsa da, Moskova’nın Kürtlerle neredeyse bir asra dayanan bir geçmişe sahip yakın ilişkileri[8] ile günümüzde Suriye ve Irak’taki Kürt yapılanmalarla girdikleri işbirlikleri göz önüne alındığında, geleceğe dair olarak Rusya’nın nasıl bir Kürt politikası işleyeceği üç aşağı beş yukarı bellidir. Ayrıca, 2012 yılından beri Irak Kürt Bölgesi’nde faaliyette olan Gazprom-Neft’in ve bölgeye yeni yeni girmeye başlayan Rosneft’in varlığı ise Rusya için diğer bir can alıcı noktadır. Özellikle de, referandum öncesi Rosneft’in Erbil yönetimi ile imzaladığı 1 milyar dolarlık doğalgaz boru hattı projesi de, Rus yönetiminin referandum konusundaki çekinceli tavrının esas sebeplerinden birini vermektedir. Lakin, Türkiye ve İran gibi iki önemli partnerinin bu hususa dair takındıkları negatif tavır da Rusya’nın Kürt politikası önündeki en büyük engellerden biri olarak durmaktadır. Bir diğeri ise, elbette ki IKBY’nin başındaki Mesut Barzani ve partisi Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP), ABD ve İsrail ile kurduğu yakın ilişkilerdir. Üçüncü başlık ise, Rusya’nın sadece bir silah satışı gözüyle bakmadığı, aynı zamanda NATO’nun birliğine bütünlüğe yapılmış ufak ama mühim bir darbe olarak gördüğü, S-400 füzelerinin satış meselesi de konuşulan konular arasında idi. Her ne kadar, Rusya’da S-400 füzelerinin Türkiye’ye satışına muhalefet eden kesimler olsa da Rus yönetimi kendi ürettiği son model bir silahı NATO üyesi bir ülkeye satıyor olmaktan dolayı oldukça memnun görünüyor. Bu görüşme öncesinde, Putin’in askerî-teknik danışmanı Vladimir Kojin’in de açıkladığı gibi, Türkiye füzeler için belli bir miktar kapora vermiş ve füzelerin de iki yıl içinde hazır olacağı belirtilmiştir.[9] Peskov ise, S-400’ler konusunda yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Rusya ve Türkiye arasında uluslararası kurallara göre yapılan ve üçüncü bir ülkeye yönelik de olmayan askerî-teknik işbirliğini kimsenin eleştirmeye hakkı yoktur.”[10] Fakat, aynı zamanda yeni yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre, Rus halkının %48’i Türkiye’ye bu tür silahların satılmasına karşı iken, sadece %25’i satılmasından yana.[11] Dördüncü olarak konuşulan bir başka konu ise “Türk Akımı” ve Akkuyu Nükleer Santral projelerinin geleceği idi.[12] Kısa bir zaman içinde ikisinde de önemli merhaleler katedileceğine dair açıklamalarda bulunuldu. Rus yetkililer tarafından yapımının yaklaşık beş yıl süreceği iddia edilen Akkuyu Nükleer Enerji Santrali için tüm hazırlıkların tamamlandığı ve bu yılın sonunda santralin inşaatına başlanacağı da verilen bilgiler arasında.[13] Bu dört ana başlık haricinde, sözü edilen diğer konular ise Kasım 2015’te patlak veren uçak krizi sonrası yumuşamaya başlayan ticari ilişkiler sonucunda Rusya ve Türkiye arasındaki ticaret hacminin -Kasım 2015 öncesi kadar olamasa da- son iki yıl içinde hızla artış göstermekte olduğudur.

Velakin, diğer bir tarafta da, tüm bu resme bakan birinin görebileceği ilk ve en net durum ise Rusya’nın Türkiye’ye milyonlarca, hatta milyarlarca dolar değerinde teknik/teknolojik ürünler ya da hizmetler satmasına/satabilmesine rağmen Türkiye’nin Rusya’ya -yaklaşık iki yıldır- bir türlü domates satamıyor olmasıdır. Bir gazetecinin “Türkiye domatesi” meselesine dair sorusunu yanıtlayan Peskov, bu görüşme ile karşılıklı olarak zirai ürünler üzerine konuşulduğunu ve sorunun en kısa zamanda çözüleceğini belirtti.[14] Ardından Putin’in karşılıklı ithalat ve ihracat hacminin artışının altını çizmesi, gelen Rus turistlerin sayısındaki artışı vurgulaması, domatese uygulanan -büyük olasılıkla siyasal bir arka planı olan- ambargonun kaldırılmasına yönelik adımlar atılması: Tüm bunlar göstermektedir ki Rusya Türkiye’ye yönelik tavrını artık ciddi biçimde yumuşatma yoluna gitmektedir. Bu tavır değişikliğinin sebeplerine gelecek olursak, muhtemelen bunun arkasında, başta İdlib’te[15] yaşanan sorunlar olmak üzere Suriye meselesi ile 25 Eylül’de yapılan referandum üzerinden gelecekte ortaya çıkacak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin talep edeceği bir bağımsızlık meselesi söz konusu. İlk olarak, Astana’da son yapılan Suriye Zirvesi’nde İran ve Türkiye’yi garantör ülkeler olarak bir araya getirmeyi başaran Rusya, artık Suriye meselesinde hem sona yaklaşıldığının farkında hem de Esad’ın eli bu kadar kuvvetlenmişken ve iktidara ulaşmasına birkaç adım kalmışken, şimdiye kadar Rus yönetiminin ilmek ilmek ördüğü bu sürecin heba olmasını istemiyor. Ondan dolayı da, bu konuda Türkiye’yi mümkün olduğunca yanında tutmak istiyor. Fakat, diğer yandan bölgenin en önemli aktörlerinden biri olan Kürtlerle Türkiye’nin ilişkisi de o kadar ince bir denge istiyor ki Rusya elinden geldiğince -ama bir yandan da mahir bir ip cambazı edasıyla- bu dengeyi tutturmaya çalışıyor. Hem Suriye’deki Kürtlerle hem de Irak’taki Kürtlerle Rusya’nın yakın irtibatı su götürmez bir gerçek. Suriye’de, hem Esad’a destek sağlamak için hem de İslâmcı yapılara karşı kuvvet oluşturabilmek için Kürtler çok kritik bir figür. Irak’ta ise, Kürt bölgesinde zengin petrol ve doğalgaz rezervlerinin mevcudiyeti bir taraftan Rusya’nın elini OPEC içinde güçlendirmesini sağlayacak bir nitelik taşırken diğer taraftan da bu rezervlerin çıkarılması, taşınması, işlenmesi, satılmasında bölgedeki yönetim ile yapılan anlaşmalar Rusya için oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Bunların yanı sıra, Rusya siyasal ve ekonomik alanda oldukça önemli işbirlikleri, anlaşmalar yaptığı diğer bir ülke olan Türkiye’yi de bu arada kaybetmek istemiyor. Bu nedenle de, Putin, Ankara’ya hem Türkiye’nin referandum sonrası sert tavrını bizzat gözleriyle görmek ve tartmak için, hem de gelecekte ortaya çıkacak muhtemel bir anlaşmazlık ve/veya çatışma haline karşı önlem olarak elindeki projeleri Türkiye yönetimi ile teyitleşerek, bir anlamda karşılıklı olumlama ve onaylama gereği ile geldi. İlginçtir ki Duma Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçev yaptığı açıklamada, Putin ve Erdoğan arasındaki görüşmenin Rusya’nın stratejik partnerlerinin aleyhinde cereyan etmediğini belirtir ve “üçüncü bir ülke ile yapılan temasların stratejik partnerlerin çıkarları aleyhinde gelişmesinin” söz konusu olmayacağını da ekler.[16]

Sonuçta, son dönemlerde dış ilişkiler ve diplomasi alanında adını tarihe altın harflerle yazdırmaya namzet Rusya, bu konudaki kabiliyetini incelikli bir biçimde sergilemeye devam ediyor. Özellikle de, Ortadoğu’nun gelecek günlerde yeniden şekilleneceği artık çok bariz bir biçimde görünen bir durumken de, Rusya elbette bizzat bu dönüşüm sürecini belirleyen, düzenleyen, formüle eden başlıca aktörlerinden biri olmak istiyor. Bunun için de, mümkün olduğunca çok -hem siyasal hem ekonomik- ittifaklar yaratıp elini güçlendirmek istiyor. Bu ittifaklardan biri Türkiye iken, bir diğeri İran ve Suriye iken, bir başka ittifak ise bölgedeki Kürtler ile kurulmakta. Türkiye ise, Rusya için oldukça önemli bir yer kaplamakta fakat Kasım 2015’teki hatayı da hafızası oldukça iyi olan Rus devlet geleneğinin kolay kolay unutacağını da düşünmek safdillik olur. Tıpkı, Hakan Aksay’ın da belirttiği gibi: “Rusya kendisini her zaman büyük bir devlet olarak algılıyor ve kendisine karşı yapılan tavırları da hep bir kenara yazma eğiliminde. Her iki yönetim arasında güvenin eski düzeye ulaşması imkânsız değil ama çok çok zordur.”[17]



[1] Kasım 2015’deki uçak krizinin hemen ardından, Moskovskiy Konsomolets gazetesinde yer alan Vladimir Putin’in bir demecinden: “Yaptıklarını birden fazla kere hatırlatacağız. Ve yaptıklarına her seferinde pişman olacaklar. Biz, bu konuda ne yapılması gerektiğini biliyoruz.” Михаил Зубов , “По самые помидоры: что Путин пообещал Турции в своем ежегодном послании”, Московский комсомолец, 03.12.2015, http://www.mk.ru/economics/2015/12/03/po-samye-pomidory-chto-putin-poobeshhal-turcii-v-svoem-ezhegodnom-poslanii.html.

[2] Ayrıca bkz. Mühdan Sağlam, “Putin’in Ankara’da Bir Günü”, Duvar, 29.09.2017, https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2017/09/29/putinin-ankarada-bir-gunu/; Özge Artunç, “Gözler Erdoğan-Putin Görüşmesinde”, Deutsche Welle, 28.09.2017, http://www.dw.com/tr/g%C3%B6zler-erdo%C4%9Fan-putin-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmesinde/a-40717218; Burak Tatari & Gökçe Çiçek Kösedağı, “Erdoğan-Putin Görüşmesinden Ne Çıktı? Hakan Aksay ile Söyleşi”, Medyascope.tv, 29.09.2017, http://medyascope.tv/2017/09/29/erdogan-putin-gorusmesinden-ne-cikti-hakan-aksay-ile-soylesi/; “В Анкаре начались переговоры Путина с Эрдоганом”, Российской газеты, 28.09.2017, https://rg.ru/2017/09/28/v-ankare-nachalis-peregovory-putina-s-erdoganom.html.

[3] Коммерсантъ, “В Анкаре завершились переговоры Владимира Путина и Реджепа Тайипа Эрдогана”, 28.09.2017, https://www.kommersant.ru/doc/3423651.

[4] Дмитрий Песков: “визит в Турцию имеет ‘абсолютно прагматические цели’.” “Встреча Путина и Эрдогана длилась более полутора часов”, РИА Новости, 28.09.2017, https://ria.ru/world/20170928/1505802525.html; Анжелика Басисини, “Ужин с видом на Сирию”, РБК, 28.09.017, http://www.rbc.ru/newspaper/2017/09/29/59ccabdc9a794731d2e07940.

[5] Rusya resmi haber ajansı RİA Novosti’nin haberi verirken geçen süreyi “bir buçuk saatten biraz fazla” gibi bir ifadeyle vermesi de ayrıca dikkate şayandır. Bkz. “Встреча Путина и Эрдогана длилась более полутора часов”, РИА Новости, 28.09.2017, https://ria.ru/world/20170928/1505802525.html.

[6] “О встрече Путина с Эрдоганом в Анкаре”, Московский комсомолец –Турция, 29.09.2017, http://mk-turkey.ru/blog/povestka/2017/09/29/povestka-dnya-putin-v-ankare.html.

[7] Елена Егорова, “Путин едет в Турцию на сложнейшие переговоры с Эрдоганом”, Московский комсомолец, 27.09.2017, http://www.mk.ru/politics/2017/09/27/putin-edet-v-turciyu-na-slozhneyshie-peregovory-s-erdoganom.html; “Итоги переговоров Путина и Эрдогана”, Московский комсомолец –Турция, 29.09.2017, http://mk-turkey.ru/politics/2017/09/29/itogi-peregovorov-putina-i-erdogana.html.

[8] Kuruluşu aşamasında Sovyetler Birliği’nin ciddi desteğini alan Mahabat Kürdistan Cumhuriyeti’nden Erivan Radyosu’nun Kürt müziğine ve kültürüne olan katkılarına, SSCB döneminde açılıp hâlâ bazılarının faaliyet göstermeye devam ettiği Kürdoloji Enstitüleri’nden Sovyet coğrafyasının İran, Suriye ve Irak’tan göçen Kürt entelijansiyasına yer-yurt olmasına kadar Moskova’nın Kürtlerle olan ilişkiselliğinin uzun bir geçmişi vardır. Ayrıca bkz. Ferda Balancar, “Erivan radyosunun Kürtçe yayınını dinlemiş her Kürdün anlatacağı şeyler vardır”, Agos, 13.02.2017, http://www.agos.com.tr/tr/yazi/17703/erivan-radyosunun-kurtce-yayinini-dinlemis-her-kurdun-anlatacagi-seyler-vardir.

[9] “Россия получила от Турции аванс за ЗРК С-400”, Коммерсантъ, 29.09.2017, https://www.kommersant.ru/doc/3426762.

[10] Павел Зарубин, “Острые блюда для политкухни: критически важные переговоры Путина и Эрдогана”, Вести, 28.09.2017, https://www.vesti.ru/doc.html?id=2937622.

[11] Александр Братерский, “Эрдоган поддержал кандидатуру Путина”, Газета.Ру, 29.09.2017, https://www.gazeta.ru/politics/2017/09/28_a_10909706.shtml#.

[12] Ирина Михеева, “Путин и Эрдоган обсудят проекты «Турецкого потока» и АЭС «Аккую»”, Известия, 28.09.2017, https://iz.ru/651781/2017-09-28/putin-i-erdogan-obsudiat-proekty-turetckogo-potoka-i-aes-akkuiu.

[13] Михаил Акинченко, “Владимир Путин в Анкаре проведет переговоры с президентом Турции Реджепом Эрдоганом”, Первый канал, 28.09.2017, https://www.1tv.ru/news/2017-09-28/333487-vladimir_putin_v_ankare_provedet_peregovory_s_prezidentom_turtsii_redzhepom_erdoganom.

[14] “Путин и Эрдоган обсудили вопрос поставок турецких томатов в Россию”, РИА Новости, 28.09.2017, https://ria.ru/world/20170928/1505805548.html.

[15] Анжелика Басисини, “Ужин с видом на Сирию”, РБК, 28.09.2017, http://www.rbc.ru/newspaper/2017/09/29/59ccabdc9a794731d2e07940.

[16] Никита Вятчанин , “Косачев: переговоры Путина и Эрдогана не направлены против стратегических партнёров России”, Парламентская газета, 29.09.2017, https://www.pnp.ru/politics/kosachev-peregovory-putina-i-erdogana-ne-napravleny-protiv-strategicheskikh-partnyorov-rossii.html.

[17] Özge Artunç, “Gözler Erdoğan-Putin Görüşmesinde”, Deutsche Welle, 28.09.2017, http://www.dw.com/tr/g%C3%B6zler-erdo%C4%9Fan-putin-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmesinde/a-40717218.