Anasayfa > Haftalık Yazılar > Yardımseverlik Zararlıdır

Yardımseverlik Zararlıdır

Metin Solmaz

06 Ocak 2016

Hayırseverlik / yardımseverlik:

1. Kişiseldir
2. Geçicidir
3. Zayıf ve yoksulu bağımlı kılan ortamın oksijenidir
4. Varsıl ve güçlünün keyfine bağlıdır
5. Ortak sosyal, ekonomik, politik kararlığın ve kamu çıkarının yerini alamaz
6. Ancak tamamlayıcı olabilir
7. Her zaman en doğru şekilde kullanılmayabilir

Bu yedi madde, Halkların Köprüsü Derneği’nin “Mülteci krizinde devleti göreve çağırıyoruz. Mülteci krizi hayırseverlikle aşılamaz!” başlıklı basın açıklamasından. “Devlet vatandaşlarına yıllardır yaptığı rutin yardımlarını dağıtırken adil olmayı başarmış mı?” sorusunu bir kenara bırakırsak çok haklı bir çağrı bu.

Yardım yapmak, yardım almak kadar olmasa da çok zor. Her adımı eşitsiz bir ilişki kurulmasını gerektiriyor, bir noktadan sonra berbat bir tahakküm içeriyor. Bu eşitsizlikten kaçılamıyor.

Hele büyük bir grup insana yardım malzemesi dağıtan küçük bir gönüllü grubunun adil, eşit davranması neredeyse imkansız... Yardımı dağıtanlar, ister istemez olay yerindeki düzeni de sağlamakla yükümlü oluyor. İş buralara varınca da alan ile veren arasındaki ilişkideki asimetri kaçınılmaz olarak katmerleniyor. Denge, eşitlik, adalet çabaları kısmen etkili olsa da ihtiyaç sırasına göre değil girişkenlik sırasına göre dağıtılabiliyor yardımlar. Üçer beşer sıraya girenler ve sıraya girmekten hicap edenler aynı yerde yaşamaya çalışıyor çünkü. Ve yardım alan tarafında şikayet, yakınma, eşitlik talep etme, olayı belli konvansiyonlara bağlama, kurallar koyma olanakları çok kısıtlı.

Herşeyden önce yardım alan tarafta “kimin neye hakikaten ihtiyacı olduğunu” belirlemek için dahi alan tarafın bir takım hakları olması, talep edebilmesi, taleplerini takip edebilmesi gerekiyor. Dağıtan taraf yardımsever olunca alan tarafa minnettar olmak düşüyor. Minnet duygusu işin içine girince yardım alan hesap soramaz hale geliyor. Eşit ilişki kurmak hayal oluyor. Eşit ilişki hayal olunca adalet de özverilere muhtaç kalıyor. Asla sürdürülebilir olmuyor bu durum da.

Talepkar, ezik yahut mahçup bakışlar arasında yürümek dahi eziyet verici.

Oysa, bir şekilde yardım alan, kendisine yardım eden insanın da bir ücretli olduğunu bilse, minnet duygusu en azından oracıkta bir hedef sahibi olamayacak. Dolayısıyla düzenleme beklemesi, talepkar olması, taleplerini takip etmesi daha kolay olacaktır.

Konuştuğun telefondan içtiğin biraya, aldığın maaşa her fırsatta para kesen, toplu taşımadan köprüden yoldan dahi para kazanan bir devletin en azından kendi sınırları içinde yaşayan bütün insanlara en azından temel ihtiyaçları sunabilmesi gerekir ayrı mesele.


Not: Yazının "ihtiyaç sahiplerine yardım etmeme" çağrısı içerdiğini düşünen bir grup tepki aldım. Asla anlatmaya çalıştığım şey bu değil. Bunlar zaten yardımseverlik esnasında alınmış notlar. Hele ki şu karışık günlerde yardımseverlik, dayanışma kaçınılmaz ve hepimizi ayakta tutan şeyler hiç kuşkusuz. Niyetim kurumlaşmamış yardım teşebbüslerinin tahakküm içerebilmesini anlatmaktan ibaretti.