Anasayfa > Haftalık Yazılar > Türk Tipi Şaşkınlık

Türk Tipi Şaşkınlık

Polat S. Alpman

26 Mayıs 2016

Şaşkınlık, hayret, taaccüp bir varlık alametidir. Her var olan şaşıramaz ama şaşıranlar var olanlardır. Varlık iddiasının delillerinden biri sayılmasa da insan olmanın niteliklerinden biri olarak kabul edilebilir. Hatta ve dahası şaşırmak özne ile nesne arasındaki kurulu düzenin şaştığı anlarda ve yerlerde ortaya çıktığı vakit, pekala zeka belirtisi olarak kaydedilebilir.

İnsan türüne ilişkin fikir veren birçok şaşkınlık örnekleri bulunabilir ama benim ilk tercihim bebeklerin ve çocukların şaşkınlık halleridir. Henüz başladığı ömrünün ilk yıllarında, biz sıradan insanlar tarafından alelade olan her şey onlar için bir merak konusu ve hayret uyandırıcı şeylerdir. Sokakta yaşayan bir köpek, biraz gürültülü çalışan çamaşır makinesi, ekranda konuşan ve koşturan bir tilki, ansızın patlak veren gök gürlemesi, cee-e yapan kocaman bir yetişkin...

Nihayetinde zamanla bu şaşkınlıkların sayısı azalır, onlar da şeyleri aleladelik içinde görmeye başlar ve çocukluk biter. Yetişkinlerin dünyasında şaşkınlıklar merakların coşkusunu taşımaz. Her şaşkınlık bir bedel ister.

Batıni İslam öğretisinde, tasavvufta “hayret makamı” olarak ifade edilen ve şaşkınlığın bir dini vecibe, daha doğrusu dindarlıkla ilgili bir seviye, hâl olarak tarif edildiği bu aşama her şeyi yaratan Allah’ın her şey üzerindeki izini görmek anlamına gelir. Bilmekle görmek arasındaki farkı ve bunun önemini anlatmak için şaşkınlığın, hayretin, taaccübün kullanılması tesadüf değil. Bu şaşkınlık, mevcut olanın sıradanlaşan, alelade hale gelen egemen düzene/düzenliliğe karşı derinlerden gelen bir direnci din üzerinden taşımak anlamına gelir.

Şaşırmak sadece insanlara has bir nitelik değildir; fakat bir insan meziyetidir. Şaşırma becerisi, melekesi, imkanı geliştikçe merak; merak duygusu geliştikçe eleştiri ve bütün bunlarla birlikte insanlaşma, bu türün tarihsel ve toplumsal serüveninin en kısa özeti olsa gerek.

Türkiye’de yaşayan kişiler, en az diğer insanlar kadar şaşırma, merak etme, eleştirme becerileri gelişmiş insanlardır. Fakat bir süredir bu yeteneklerini kullanmak konusunda isteksiz davranıyorlar. Azımsanmayacak bir kesimi, uzun süredir bu tür hasletlerden oldukça uzaklaşmakla kalmayıp, bunları yerine getiren ve getirilmesini talep edenleri marjinal ilan etti. Hatta şaşırma hakkını büyük bir inatla elinde tutmak isteyenlere, merak edip soru soran, görünenin ardındaki gerçeğe yol almaya çalışanlara ve mevcut olana itiraz edip eleştirenlere kem gözle bakan, horlayan bir dil ve tavır gündelik yaşamda egemendir, denebilir. Bu dil ve tavırlar kendini en acımasız ve hoyratça siyasal alanda gösteriyor.

Konu siyaset olduğunda, kaçınılmaz olarak bu ülkenin yurttaşı olan herkesin şimdisinden ve geleceğinden söz ediliyor, demektir. Bir süredir hükümet cephesinde yaşananlara bakıldığında her gün şaşırmak ve olup biteni anlamaya çalışmak gibi davranışların ortaya çıkması doğaldır. Örneğin çok partili dönemin en uzun ve gerçek anlamda iktidar olan ve kendini istikrar abidesi olarak sunan partinin 21 ayda 4 hükümet kurmuş olması, A. Davutoğlu’nun gidişi ve B. Yıldırım’ın gelişi, Başbakanlık makamının siyasal varlığına fiilen müdahale edilmesi, Meclis’in neredeyse feshedilmesi, CHP ve MHP milliyetçilikle terbiye edilirken HDP’nin Meclis dışına atılması ve benzeri gelişmeler vatandaşların şaşırması için yeterli gelişmeler değil midir? Çözüm süreci, Dolmabahçe mutabakatı ya da yıkılan kentler ve ölümleri bir kenara bırakıp düşünüldüğünde bile bütün bu olup bitenlerde şaşkınlık uyandıran, merak uyandıran, “n’oluyor yahu” dedirten bir taraf yok mu?

El-cevap: Yok.

Heyhat, 32 kısım tekmili birden, tamamı, eksiksiz bir biçimde vatandaşların hayret etmesi için üzerlerine düşen rolleri layıkıyla yerine getiren erkekler sofrasında gerçekleşen müsamerenin eğlenceli kısımlarını izlerken alkışlamaktan patlayan avurtlarımızı incelikle öpen efendilerimize şükran duymayı öğrendik. Hala şaşırabilenlere şaşıran, merak edenlere öfkelenen, eleştirmeye cüret edenlerden nefret eden sıradan kalabalıklar olarak şaşırmak değil izlemek, cari yazılı hukuka uymayan, ancak herkesin bildiği ve açıkça dile getirmekten imtina etmediği filli durumlara hayatın olağan akışı olarak sunan lafazanlıklara da siyasal analiz kıymeti vermemiz bekleniyor. Çok şükür, onu da veriyoruz.

Vatandaşlar, gayet sıkı birer yetişkin olduklarını ispatlamak istercesine, bütün yaşananları büyük bir sakinlik ve ağırbaşlılık ile izleyip her şeyi farkında olduklarını hatırlatacak biçimde mırıldanmaktalar. Haklılar. Çünkü bütün bu olup bitenlere şaşırmaması, olup bitenlerin içyüzünü merak etmemesi ve dahası hokus pokus marifetiyle büyülenen, sisler altına alınan hadiseleri eleştirmemesi bir vatandaşlık gösterisine dönüşmüş durumda. Bugün için hakiki, makbul vatandaş, siyasal alanda yaşananlara şaşırmayacak kadar olup biteni farkında olan vatandaş anlamına gelmektedir. O artık şaşırmaz, şaşırması gerekirse bile kendisinden beklenen hal ve tavırla şaşırır. Öyle bir şaşırmak ki, asla hakiki bir merak ya da eleştiri üretmeyen bir şaşırmak.