Üst Akıl

Tanıl Bora

12 Ekim 2016

Ankara Garı katliamının birinci yılını geçirdik. Katliamı geçiştirmeye ve asla kamusal bir matem konusu olarak tanımamaya dönük resmî siyaset, felâketin ilk anlarında ayan olmuştu. “Seçmen memnuniyeti” anketlerinin konusuydu olay (“Ankara’daki terör saldırısı sonrasında anket yaptık, oylarımızda bir yükseliş trendi var”.)

Katliamın üzerinden iki ay geçtikten sonra, 10 Aralık’ta yapılan anmada, orada canını kaybedenlerden 17 yaşındaki Dicle Deli’nin babası Faik Deli, şunları söylemişti:

“Bu ülkede insan hakları yok, insana verilen bir değer yok. Canlarımız bir değer ortaya koyabilmek için buraya geldi. Egemenler bunu içine sindiremedi. Saltanatlarının son bulacağını bildiklerinden dolayı IŞİD barbarlarının buraya gelmesini sağladılar. O gün bir üst akıl bu alanı onlara açtı. Bombaların patlatılmasına izin verdiler. Bu alanın her noktasında olan güvenlik güçleri o gün yoktu.” [1] 

Bu açık seçik hakikat sözleri içinde “üst akıl”, 7/24 tedavülde olduğundan, Faik Deli’nin diline öylesine takılıvermişti belki; belki de resmî dili ters yüz etmek için sarf etmişti bu lâfı.

***

10 Ekim’in haftasında, iktidar sahasındaki gazete yazarları, gayet emin, bir “üst akıl”a işaret etmişlerdi. Abdülkadir Selvi, 18 Ekim’de “Ankara’daki terör saldırısının arka planında bir üst akıl ve dış gücün destek olduğunu” yazdı: “Üst akıl bir görev paylaşımı yapmış”tı, PKK ve DEAŞ “onun gereğini yerine getiriyorlar”dı. Abdurrahman Dilipak da “Bir ‘üst akıl’ tavşana kaç, tazıya tut’ diyor,” diye çözüyordu meseleyi.

Onların lisanında, resmî dilde yani, üst akıl: “dış güçler”dir. Dış güçlerin en azametli olanları.

***

İlk kullanan Bülent Arınç’tı galiba. 2 Mart 2014’te, bir televizyon programında 17-25 Aralık “hadisesiyle ilgili şöyle konuşmuştu: “Ben zannediyorum, bir üst akıl -bunda Hocaefendi'yi de kastetmiyorum- belki daha yukarıda bir üst akıl Türkiye'de böyle bir operasyonu planlamış.” Gazetecilerin “üst akıl nedir efendim?” diye üstelemelerine: “Söylemem. Bilsem de söylemem,” cevabını vermişti. Ergenekon Davası’nda “birinci ismin” hiç ortaya çıkmamış olmasıyla, örnekliyordu bu esrarı.

***

Sonra, bilhassa Recep Tayyip Erdoğan’ın dillendirmeye başlamasıyla, resmî siyaset diline yerleşti. 

2015 Haziran seçimleri öncesinde, CHP, MHP ve HDP’nin “üst akıl aracılığıyla koalisyon kurmak istediği,” buna hazırlanıldığı söylendi mesela. Bu iddiayı dillendiren Melih Gökçek, “Selahattin Demirtaş’ın HDP’ye yeni bir strateji çizmek için Kanada’da ‘üst akıl’ın temsilcileriyle görüştüğü” ‘duyumunu’ da ortaya atmıştı.

Daha geçende, Numan Kurtulmuş, “darbeyi planlayan üst aklın özellikle ‘Türkiye ekonomisi kötüye gidiyor’ algısı oluşturmak için her şeyi yapacağını” söyleyerek, Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu düşürmesini üst akla bağladı.

***

Üst akıl, bazen, “Paralel Yapı-FETÖ”yü imâ ediyordu fakat onun da üstünde akıllar vardı. (Akıl akıldan üstündür!) Erdoğan, “Üst akıl Pensilvanya’daki değil, üst akıl başka. Onun kafası o kadar çalışmaz,” diyecektir nitekim.

Bir ara Gezi isyanının üst aklının Almanya olduğu imâsı yapılmıştı mesela. Sonra, Almanya parlamentosu Ermeni Soykırımı’nı tanıma kararı alınca, bunun “üst aklın işi” olduğu söylendi. Bizzat Erdoğan, “Üst akıldan kendilerine böyle bir talimat gelmiş olmalı ki böyle bir adım attılar,” dedi.

***

İlmî tabir kesinliği ve güveniyle kullanılan üst akıl lâfının daha “soyut”, “kavramsal” olma iddiasındaki tarifleri de var. Yeni Şafak genel yayın yönetmeni İbrahim Karagül, 29 Kasım 2014’te, beynelmilel bir vesayet rejimi olarak tanımlıyor bunu: 

“Üst akıl bir vesayettir. Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşadığımız coğrafyanın sınırlarını belirleyen, ülkelerin rejimlerini biçimlendiren, yüz yıl boyunca vesayet yönetimini devam ettiren akıldır. Bu denetim, söz konusu ülkelerin dış politikasından güvenlik stratejilerine, kaynaklarının kontrolünden iç toplumsal uyum ya da uyumsuzluklarına, lider biçimlerinden kendileri adına ülkeleri yönetecek taşeron iktidar gruplarına kadar her konuda karar verdi.” 

Neticede yine “dış güçler”e çıkıyoruz. Murat Akan’ın geçtiğimiz Şubat’ta çıkan Derin İktidarın Küresel Efendileri: Üst Akıl kitabı da öyle: “Tanzimat’tan günümüze kadar Türk/İslâm coğrafyası üzerinde yürütülen küresel operasyonlar… Dün ‘hasta adam’ Osmanlı’nın güçlenip ihtişamlı günlerine dönmemesi için yapılan planlarla, bugün güçlü bir Türkiye’nin önünü kesmek için Ortadoğu’da uygulanan palanlar aynı aklın ürünü” olması… 

***

Onun asıl “İngiliz derin devleti” olduğunu ileri süren jeopolitikçiler de var, “konsorsiyum” dendiği oluyor, fakat üst akıl imâsı, esasen ABD’yi gösteriyor. Bazen bu açıkça dile getiriliyor zaten. Mesela Millî Gazete, 24 Ağustos’ta “Darbenin ‘üst aklı’ ABD’nin iki numaralı ismi Biden bugün Ankara’da” manşetini atmıştı. 

Milli Gazete, Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı döneminde “ülkenin yönünü ‘Üst akıl’ın rotasından çevirmiş,” olduğunu hatırlatarak “üst akıl tasallutundan kurtulma” davasının telif hakkını sahipleniyor. Bir Aydınlık yazarı (27 Ekim 2014), “Kendi aklı bağımsız mıdır, kendisi de o üst aklın programını uygulamamakta mıdır?” gibi soruları yedeğe çekerek, Erdoğan’ın şu cümlesinin “hakkını teslim” etmemizi istiyor: “Kobani’de tuzak kuran, PYD’yi aşan bir üst akıl var.” Öz-Millî Görüşçülük’ten ulusalcılığa, komplo zihniyetinin her rengi için üst akıl lâfı, belli ki sağlam bir tutamak.

***

Star’da Ahmet Taşgetiren, 23 Ağustos’ta, “üst akıl belası” olarak Amerika’yı “parmakla gösteriyor” olup halen stratejik ortak olmanın çelişkisinden yakındı: “‘Üst akıl’ diye bir şeytanı işaret edeceğiz, sonra da dostluk?” Onun özlediği çare, “bizim bir ‘Üst akıl’ üretmemiz”dir: “Şayet ‘Üst akıl’ büyük operasyonların kotarıldığı bir odaksa, neden o bizde olmasın?” Taşgetiren, yazılarında “süper akıl” da diyor bu özlemine. 

Bu “üst akıl” tarifini ve en önemlisi onun “keşke!” makamından çalınıyor olmasını bir kenara yazalım: Büyük operasyonlar kotarabilen bir odak olmak. Yatıp kalkıp “üst akıl”dan bahsetmede, o keşke’nin hevesi de saklı değil mi?[2] 

***

2015 Mart’ında A Haber kanalı, yayımladığı “Üst Akıl belgeseli”ni şöyle patlangaçlarla duyurmuştu: 

“Bütün sırlar çözülüyor, gizem perdesi aralanıyor… Kim bu üst akıl? Neden yakıyor, yıkıyor, ötekileştiriyor… Komplo teorisi değil gerçekler...” “Üst Akıl Oyunları” adlı internet ve facebook sayfası, üst akıl’ı “gizli ecnebi örgüt” diye tanımlıyor: “Üst Aklın, Nam-ı diğer; Gizli Ecnebi Örgüt’ün, tarih boyunca yaptığı ve insanlığın geleceği üzerine planladığı oyunlar…”  

Hem “komplo teorisi” ithamını peşinen reddeden ya da dünyada komploların pekâlâ vuku bulduğunu (ki öyledir) hatırlatarak kendini haklılaştıran, hem de “gizem, sır, gizli planlar” esrarından vazgeçmeyen bir dil kuruyor, üst akıl söylemi. Somut jeostratejik ‘çözümlemeleri’, gizem sosuna bulamadan sunmanın tadı yok zira. 

Komplo ideolojisinin temel nassını zihinlere kakıyor: Kimse, kendi aklıyla bir şey yapıyor olamaz. Herkes, “büyük oyunun” bir piyonu, “bir yerlerin” aleti, “sahibinin sesi”dir. Komplo aklı, vesayetçi zihniyetin fundamentalidir.

***

Ahmet İnsel, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonu saldırısının Gülen Cemaati’nin polis-yargı ayağından geldiğini ilk başlarda açıkça dile getirmek istemeyen iktidarın, “esas suçlu olarak üst akıl adlı, ne yerde ne gökte bulunan, elle dokunulup gözle görünmeyen bu heyûlayı icat ettiğini” yazmıştı. [3] 

Evet, üst akıl, bir yandan ananevi komplo zihniyetinin devamıdır; milliyetçi söylemin ezelî “dış mihraklar”ını, milliyetçi-muhafazakâr söylemin “masonlar, beynelmilel siyonizm, Amerika, Batı”sını tekrar ediyor… Fakat bu örtülü, gizemci yeni lehçesi, bu heyûla imgesi, bir şey söylüyor olabilir bize.

Bir “Kim olduğunu bilirsin sen” tonu taşıyor bu lâf. Masalsı, çocuksu, heroik… Adı anılamayacak kadar dehşetli, tekinsiz olanı, tabuyu işaretliyor. Bazen açık adını imâ etmekle, o dehşetli güçle yüzleşme iddiasını, cesaretini de işaretliyor. (Ancak Dumbledore ve Harry Potter telaffuz edebilirler ya Voldemort’un adını… Yerli ve millîsi lâzımsa, Kurtlar Vadisi’nin Konsey’i olsun.) ‘Üst akıl keşke biz olaydık!’ hevesiyle beraber düşünün bunu. Heyûlaların kaynağı, rüyalardır, malûm…


[1] Faik Deli ve katliamın hayatta kalan kurbanları hakkında Pınar Öğünç’ün röportajı: link


[2]Düz İngilizce çevirisi, Overmind olmaz mıydı üst aklın? Bilimkurgu yazarı Arthur S. Clarke’ın bir romanında ve ondan uyarlanan StarCraft bilgisayar oyununda Zerg ırkının ana beyni, bütün diğer figürleri kontrolünde tutan yegâne özgür iradeli aktördür Overmind. Şahane olmaz mıydı!

[3]link