Entegrasyon
Tanıl Bora

Entegrasyon, şöyle böyle bir yıldır, revaçtaki ve kritik kelimelerden… Esasen, “Kürt meselesi” ile ilgili…

Geçtiğimiz Mart ayında, Suriye’de Esad sonrası yeni statüko inşasında Şam hükümeti ile SDG arasında imzalanan anlaşmanın adı, Entegrasyon Anlaşması. Geçtiğimiz haftaların ihtilâflarında, çatışmalarında da hep “entegrasyon sürecine” atıfta bulunuldu. Kürt tarafı, entegrasyona riayet etmemekle itham edilerek tasalluta uğradı. Sonrasında, haftasonunda, "kademeli entegrasyon"da uzlaşıldığı haberleri çıktı.

“Komisyon” (Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu) ara verdiği çalışmalarına yeniden başlarken, medya “gözlerin entegrasyon ile ilgili düzenlemede” olduğunu haber vermişti. Önümüzdeki aylarda, “terör örgütünden ayrılanların entegrasyonun nasıl olacağı” düzenlenecekti, bu haberlere göre.

 “İmralı”nın “Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu”nda ve açıklanan görüşme notlarında, entegrasyon kavramı kilit bir işleve sahip.[1] Abdullah Öcalan, örgüt mensuplarının topluma entegrasyonunun ötesinde, “demokratik toplum temelli entegrasyon”u bir siyaset ve toplum modeli gibi zikrediyor. “Sistematik, ilkesel entegrasyon”u gerçekleştirecek “demokratik entegrasyon yasaları”ndan bahsediyor. Entegrasyon, toplumun eşitlik ve müzakere temelinde “ulus-devletle bütünleşmesi” demek, ona göre. Demokratik cumhuriyet Kürtlerin bölgedeki dört ulus devletle (Türkiye; Irak, Suriye, İran) “entegrasyona dayalı bir yaklaşımla bütünleşeceğini” söylüyor. “Bazıları entegrasyonu asimilasyon olarak anlamak isteyebilir,” uyarısında bulunup, “entegre olmak erimek değildir,” diyor; entegrasyonun, “asimilasyonun tersi” olduğu fikrinde.

***

Kavramla ilgili bir eşik temizliği yapalım.

Entegrasyon, azıcık kötü şöhretli bir kavram, aslına bakarsanız. Genellikle “dezavantajlı” bir azınlık grubun “topluma,” yani hâkim kültüre-sisteme ve sosyalleşme ağına uyum sağlaması, uyumlandırılması anlamında kullanılıyor.

Nitekim entegrasyon kavramının en yaygın kullanımı, göçmenlerle ilgili: Göçmenlerin entegrasyonu. Mesela Almanya’da ve İskandinavya’da göçmen “sorunu” ile meşgul olmak üzere Entegrasyon Bakanlıkları bulunuyor.

Almanca literatürde mangelnde Integrationsbereitschaft diye bir kavram var: “entegrasyona amâdelik eksiği” veya “entegrasyona yeterince yatkın olmamak” diye çevrilebilir. Entegre olmaya direnenleri veya gönüllü uyum sağlamayanları veya “kültürel” müktesebatı icabı bunu başaracak kapasiteden yoksun bulunanları tanımlamak üzere kullanılıyor. Kuşkusuz, bir damgalama kavramı.

2010 futbol Dünya Kupasında, Fransa milli takımının huzuru kaçırmakla suçlanan siyah futbolcularını da (başta Anelka, Evra…), “entegrasyonu reddedenler” diye yaftalamışlardı mesela.

Almanya’da göçmen kökenlilerin damgalanmasına ve vesayetçi bir tavırla kategorize edilmesine karşı mücadelede 1990’lardan beri söz alan İmran Ayata, 2012 Nisan'ında bir mülakatta[2] demişti ki: “Entegrasyon, demokratik bir toplumun aslî yönelimi olmamalı, çünkü entegrasyonun çıkış noktası daima dışlama, sınır koymadır. Dışlama olmadan entegrasyon olmaz.” Çoğunluk toplumuna ait olmak (ait sayılmak) için konan koşullar ve uyum zorlamasını çağrıştırıyordu onun nezdinde, entegrasyon kavramı.

***

Avrupa Birliği bağlamında da entegrasyonun gözde bir kavram olduğunu biliyorsunuz. AB’ye üyelik yolu, siyasal, toplumsal, ekonomik, kapsamlı uyum paketlerinin açıldığı zahmetli bir “entegrasyon” sürecinden geçer. AB siyasetinde bir süredir revaç bulan ayrıştırılmış entegrasyon kavramını da ihmal etmeyelim.  Ayrıştırılmış entegrasyon, özgül istisnaların tanındığı, bütün devletlerin bütün ortaklık zeminlerinde yer almadığı, yani devletlerin bazı alanlarda entegrasyona girip bazı alanlarda girmediği bir seçeneği ifade ediyor.

***

Entegrasyonla kökteş entegrizm kavramına da kısaca uğrayalım. Kelime anlamı: bütüncülük, bütünleştiricilik. Bu 20. yüzyılın ilk yarısında Katoliklik bünyesinde etkili olmuş koyu reaksiyoner (“gerici”) bir dinî akımdır, modernizme karşı dinin temellerine dönme ve her şeyi o esaslara göre kurma emelini ifade eder. Daha yaygın olarak “fundamentalizm” diye bildiğimiz akım; Fransızca konuşulan dünyada onun yerine “entegrizm” tercih ediliyor. Bu kavramı kullanan literatürde, 21. yüzyılda Katolik entegrizmi (veya entegralizmi) yerine “İslam entegrizmi” yakın ve açık tehdit statüsü kazandı.

Entegrizm, entegrasyondan farklı bir kavram ama kelimenin kökteşliği yanında, bütünleştirme cehdi, bütün kılma arzusu bakımından akrabalık var.

***

Sosyolojide, siyaset biliminde muhataralı bir ilişkiyi tarif eden entegrasyonun, mühendislikte daha rahat, daha krizsiz bir kullanımı var. (Mühendislik zaten genellikle bir nevi krizsizlik ideolojisi değil midir!) “Entegre tesis yönetimi” mesela, farklı üretim ve etkinlik birimlerinin, verimlilik esasına göre koordine edilmesini anlatıyor. “Entegre devreler” terimi, bileşenlerin (“elemanların”) birbirini tamamladığı bir bağlantı şebekesinin bütünlüğünü anlatıyor. Denklik var; birbirini tamamlama esası var.

***

Kelimelerin kökteşliğine eğilmişken, biraz etimolojiye bakalım. Entegrasyon: tamamlamak, bütün hale getirmek, birleşmek, daha büyük bir bütüne eklenmek, tümleşiklik, anlamına geliyor. Latince kökünü oluşturan integrāre’nin anlamı ise: yeniden tesis etmek, tamamlamak, yenilemek, mânen tazelemek.

Sıfat haline özellikle eğilelim… Integer: bozulmamış, kusursuz, doğru düzgün, dürüst, demek. Batı dillerinde bu sıfatın sağlam şahsiyet manâsında kullanılıyor; “entegrite” sahibi birisi olmak (“a man of integrity”) demek, dürüst, omurgalı, ahlâklı ilkeli, şahsiyetli olmak demektir.

Psikanalizle de temas kurabiliriz bu noktadan…  Bilinç dışının bilince entegrasyonundan söz edilir psikanalizde. Yas çalışmasında, kayıpla baş etmeye çalışırken, yitirilenin parçalarının benliğe entegrasyonundan söz edilir – böylece, ruhsal kriz, kaybın hatırası muhafaza edilerek aşılacaktır…

***

Bağlayalım. Kürt meselesinde entegrasyon kavramı, acaba fragmanlaşmanın, ayrışmanın had safhaya yürüdüğü şu zamanda, ‘mümkünlerin en iyisini’ mi işaret eder (ehven-i şer'e akraba)? Veya, bir “siyaset mühendisliği” vuku bulacaksa, dermanını mühendislikteki entegrasyon teriminden mi bulur – birbirini tamamlayan “entegre devreler” misali?

Her halükârda, her ne olacaksa, Frenk dilindeki şu “entegrite” mefhumunun hatırını tanımalı: şahsiyet, haysiyet…


[1] Ruşen Çakır genişçe özetledi.

Öcalan'ın milletvekileriyle yaptığı görüşmenin açıklanan tutanaklarında da entegrasyon kelimesi 8 kez tekrarlanıyor.

[2] https://heimatkunde.boell.de/de/2012/04/18/es-ist-nicht-meine-aufgabe-meine-eigene-arbeit-eine-schublade-zu-stecken