“Gidemezsin demeyin zaten ayaklarım çıplak”
– İlhan Sami Çomak
“Çıplak ücret” diye bir terim vardır. Ücretin, ek ödemelerin ve sosyal yardımların katılmadığı “ham” halidir. Yurtta ve cihanda uzun süredir ücretler zaten çırılçıplak. O çıplak ücreti de alamayanlar var. Yıldızlar Holding’in madenlerinde çalışan işçiler, aylardır, aylardır, ödenmeyen ücretlerini alabilmek için eylem yapıyorlar.
Son olarak, Ankara’da Enerji Bakanlığına yürürken, üstlerini soyundular, belden yukarı çıplak kaldılar. “Açız, Yoksuluz, Çıplağız; Haklarımızı Almadan Ankara’dan Dönmeyeceğiz,” sloganıyla yürüdüler.
***
Çıplak kalmak, bir protesto meşrebidir. “Bu topraklar” edebiyatına meraklı olanlar için, Osmanlı tarihinde de emsali var. Dünya işlerini umursamadıkları gibi, müesses nizama ve onun gündelik törelerine de kıymet vermeyen Kalenderiye dervişlerinin alamet-i farikalarından biri, üryan veya yarı üryan gezmeleri idi. Nitekim Cavlaklar da denmiştir onlara – yani çıplaklar.
***
Dünyada, modern zamanların protesto hareketlerinde çıplak kalmanın, soyunmanın çok örneği var. 20. Yüzyılın başında, özellikle Almanya’da işçi hareketi içinde, burjuva ahlâkını ve onun riyakârlığını protesto etmeyi de amaçlayan bir “çıplak bedenler” akımı doğmuştu. (Hem hümanist-naif hem milliyetçi kolları olan doğaya dönüş akımıyla da paylaşıyorlardı bu protesto biçimini.) Feministler, ’68 dönemindeki protestolarında, güzellik yarışmalarını vs. alaya almak için mesela, bazen tam tekmil soyundular. Barış hareketi, askerin polisin karşısına yarı çıplak dikilme yöntemine defalarca başvurdu. 2020’de ABD’de “siyahların canı da candır” (Black Lives Matter) isyanları sırasında, polisin karşısında çırılçıplak (sadece maskesi ve beresiyle) oturan genç kadın, “Çıplak Athena” adıyla bir protesto ikonu oldu.
***
Çıplak kalarak protesto (yarı çıplak da olur!), barış hareketinin en bariz gösterdiği gibi, karşısındaki orantısız büyük güce meşruluğuyla meydan okumaktır. Nükleer başlıklar, füzeler, tanklar toplar ve onları protestoculara karşı ‘koruyan’ coplu kalkanlı polisler karşısında, üzerine sadece haklılığı kuşanmış çıplak insanlar…
Çıplak olan, sadece copa darba karşı değil, soğuğa, sıcağa, yağmura çamura karşı da korumasız, kırılgandır. Soyunup kırılganlığını aşikâr kılarak meydan okumak, bedenleşmiş cesaret beyanıdır. Çıplak protestocu, orantısız gücün karşısına olanca korumasızlığıyla dikilerek; hem cesaretini gösterir, hem o orantısızlığı herkesin gözüne sokar. O orantısızlığın gaddarlığını ve komikliğini teşhir eder.
Çıplak protestocu, takım elbiseliler, kravatlı ceketliler karşısında, üniformalılar karşısında; yalınlığı, şeffaflığı, maskesizliği giyinmiş gibidir. Çıplaklık, üniformasızlığın üniformasıdır çıplak protestocuda.
Çıplak protesto, -ücretlerinin peşindeki maden işçilerinde bunu da görüyoruz-, canına tak etmenin ifadesidir bazen de - veya aynı zamanda. Başar Sabuncu’nun Çıplak Vatandaş filminde (1985) Şener Şen’in canlandırdığı memurun geçim sıkıntısına isyan ederek soyunup caddede çırılçıplak koştuğu filmi hatırlayın.[1] Çıplak protesto, bir yetti canıma! çığlığıdır…
***
Türkiye’de işçi sınıfı hareketinin tarihinde, Yıldızlar Holding’i protesto eden madencilerden önce de (yarı-)çıplak eylemler yok değildi. 2008’de İstanbul’da İETT işçilerinin yüzlerine maske takarak yarı çıplak yürümeleri var mesela.
Fakat asıl yaygın olan, ‘geleneği olan’ eylem, yalın ayak yürüyüş protestolarıdır. 1990 Zonguldak büyük madenci eylemlerinde de, işçiler bir ara çıplak ayak yürümüşlerdi. Bu protesto usulünün tarihsel önemdeki ilk örneği ise, 1962’de 5 bin inşaat işçisinin Meclis’e yalınayak yaptığı protesto yürüyüşüdür. Yürüyüşü örgütleyenlerden işçi önderi İsmet Demir, o eylemden sonra Yalınayak İsmet veya Çorapsız İsmet lâkabıyla bilindi. Çorapsız İsmet, sendika bürokrasilerinin sürüncemeci, idare-i maslahatçı tavrına isyan eden militan tarzıyla iz bıraktı. Sürekli işçilerle beraber, doğrudan eylemci, işçilerin horlayan pederşahi tavırlara izin vermeyen, atak bir işçi sınıfı kahramanıydı.[2]
***
Bağımsız Maden-İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu’nun, 21. yüzyılın Çorapsız İsmet’i olduğunu söyleyebiliriz. Aylardır oyalanan, kandırılan Yıldızlar Holding işçilerinin pes etmeyen mücadelelerinin sözcülüğünü yapan Aksu’nun, çıplak protesto eylemiyle ilgili söylediklerinin altını sabit kalemle çizelim: “Eylemimiz sadece buradaki bu çıplak arkadaşlarla ilgili bir sorun değil; memlekette halk çıplaktır. Bu gerçeklik çıplak bir gerçekliktir. Dolayısıyla bu eylemi yapmamız ve inat etmemizin nedeni de bu çıplaklığı herkesin görmesi, yönetenlerin görmesi, holding merkezlerinin görmesi...”[3]
Âhir zamanların en dolu, en veciz sloganlarından biri, bu: “Memlekette halk çıplaktır.” Yokluk yoksulluk da var bu çıplak’ta ama sadece yokluğu yoksulluğu düşünmeyin. Son çeyrek yüzyılda siyaset felsefesinin muteber kavramlarından olan çıplak hayatı da düşünün. Malûm; biyolojik varoluşa indirgenmiş yaşamları anlatır bu kavram, iktidarın keyfî hükmü karşısında korunmasız, çırılçıplak kalmış hayatları anlatır. Evet, mesele sadece oradaki o çıplak arkadaşlarla ilgili değildir – “Memlekette halk çıplaktır.”
[1] Filmdeki kara mizah, eylemiyle kendi çapında şöhret olan “çıplak vatandaş”ın reklamlara çıkarılarak tüketim ikonuna dönüştürülmesidir.
[2] https://birikimdergisi.com/haftalik/1411/yalinayak-ismet
[3] https://umutsen.org/index.php/2026/08/memlekette-halk-ciplaktir/
