André Gide: Batak Üzerine
22 Şubat 2020 Cumartesi
İnsanları mutsuzluğa iten şeylerde yalnızca otoriter, buyurgan düşünce ve ideoloji dizgeleri değil, başka etkenlerin de var olduğunu düşünen Gide, Dostoyevski gibi “birey” ve benzeri kavramların yüceltilmesini gereksiz bulmuştur. Kişinin yaşamında izleyeceği yolun önceden ve başkalarınca çizilemez olduğunu savunmuş ve yapıtlarında işlemiştir. Çünkü özünde kendisinin de savunduğu bu kavramlar aşırıya vardırılmıştır.
"Olağanüstü Hal, Sabit Bir Hale Getirilmiştir": Rıza Türmen ile Söyleşi
19 Şubat 2020 Çarşamba
Olağanüstü hal, sabit bir hale getirilmiştir, bu sorunların hepsini buradan görmek gerekir. Gerekçelendirmede de tutarlılık yok bu yüzden. Anayasa Mahkemesi’nde içtihadı birleştirme gibi bir mekanizma olmadığı için farklı kararlar da ortaya çıkabiliyor. Anayasa Mahkemesi, OHAL konusunda taraf olmak istemiyor. Bu işin içine girmek istemiyor çünkü bu tehlikeli bir bölge. İktidar ile kırmızı çizginin geçtiği bölge burası ve çözümün kendisi olması istemiyor.
Türkiye’nin Yol Ayrımında Gezi/Kavala Davası
18 Şubat 2020 Salı
Bu davanın gücü, güçsüzlüğünde, tutarsızlığında, gerçek bir iddianamesinin olmamasında. İyi kötü bir dava farsı oynamak için asgari bir çaba bile sarf edilmemesinde. Bir son mütalaa yazmak için duruşma dökümanlarına bir bakmayı bile zül addetmelerinde. Olabilecek en vurdumduymaz tavırla, bu kadar celsenin boşa geçtiği, hiç bir şey konuşulmadığı, konuşuldu ise de hiç bir kıymet-i harbiyesi olmadığının ilan edilmesinde.
Bütünleşmek ve Çok-kültürlülük
14 Şubat 2020 Cuma
Türkiye’de de bu bütünleşme-bütünleşmeme meselesinin çok çeşitli tezahürlerini görüyoruz. En belirgin olanı sanırım anadil meselesi. Almanya’daki Türklerin “anadilde eğitim” hakkını canhıraş savunanlar, Türkiye’de bu hakkı talep eden Kürtlere pek de iyi gözle bakmıyorlar. Oysa, birbirinin kültürünü yok etmeyen, uyum içinde bir bütünleşme için anadilde eğitim şart. Tersi olduğunda ise bütünleşmeme refleksi ya da direnci diyebileceğimiz bir tutumla karşılaşıyoruz ki bu da kutuplaşmayı peşinden sürüklüyor.
Kanal İstanbul ve Deprem: Önceliğimiz Nedir?
11 Şubat 2020 Salı
Mesela Boğaz olmasaydı, yapay kanal bir ihtiyaç olabilirdi. Ancak doğal olarak oluşmuş bir boğaz var ve bu boğazda kazaları da yukarıda ifade edildiği gibi gelişen teknolojiyle ortadan kaldırabiliyoruz. Bir kanalın ihtiyaç olması için 1800’lerin sonunda yapılan Süveyş Kanalı veya 1990’ların başında yapılan Panama Kanalı gibi denizciler için yolu kısaltması, yakıt tasarrufu sağlaması ve hızlı olması gerekir. Süveyş Kanalı olmasaydı, Akdeniz’den Pasifik’e ulaşmak için en az ekstra otuz beş gün yolculuk yapmak, binlerce galon yakıt kullanmak, çevreyi kirletmek gerekecekti.
Kamu Politikalarının Eleştirilemez Zayiatları: Şehitler
10 Şubat 2020 Pazartesi
Şehit kavramı, dinî metinlerden gücünü alan, siyaset biliminden psikolojiye, sosyolojiye, birçok bilimsel çalışmaya konu olan, aynı zamanda hukukta ve kamu bürokrasisinde de detaylı bir şekilde ele alınan, tanımlanan ve bir “kutsal” algısına gönderme yapan bir kavram. Buraya kadar hiçbir sorun yok. Dikkat çekmek istediğim nokta bunlardan hiçbiri değil. Altını çizmeye çalıştığım, şehitlik mefhumunun popüler dilde, ölüme neden olan politik, idari, doğal ve benzeri olayın kendisini ya da olayın meydana gelmesinde sorumluğu olanları da bir “kutsal” haresiyle, bir eleştirilemezlik zırhıyla çevirmeye başlaması.
“Haremden kaçan Şeref Hanım ve Hayriye Ben-Ayad Batı medyasında ‘haremden kaçan prensesler’ olarak m
9 Şubat 2020 Pazar
18. ve 19. yüzyıl, tüm dünyanın özgürleşmek üzere yeniden düzenlendiği bir yeni çağ. Bugün hâlâ devam eden yolculuğun başlangıcı. Bu çağda, eski yıkılırken, yeni bir felsefe, yeni bir dil kurulurken insanlık tarihinde farklı bir kımıldanma başlar, yüzyıllardır süregelen erkek egemenliği içerisinde kadınlar özgürlük yolculuğuna çıkar. Bu yolculuk, toplumsal cinsiyet ilişkilerini kökünden değiştirecek mekanizmayı başlatır.
Ezilende Dirilen Efendi: En Mavi Göz
8 Şubat 2020 Cumartesi
Morrison, siyahın beyaz bakış ile karşılaşmasını ve travmanın en savunmasız ve küçük olan üzerinde ortaya çıkışını Pecola’nın bakkala gidip şeker almasında gösterir. Beyaz bakkal ona bakar ama onu görmez. Çünkü onda görülecek bir şey yoktur. Beyaz adamın ona bakışında bir boşluğa dönüşmek; öfke, nefret, hayranlık, özenti ve benzeri birçok karmaşık duyguya neden olur.
Feminist Odalar (IV): Sizin Feminist Olma Hikâyeniz Nedir?
7 Şubat 2020 Cuma
Herhangi bir şey olma konusunda karar verdiğimizde, o şey hakkında bazı fikirlere de sahibiz demektir. Bile isteye, mecburiyetten, arzuyla, yarı gönüllü, hiç istemeden olduğumuz şeyler -baba, anne, avukat, fahişe, diktatör, pezevenk, eleştirmen ya da üniversite öğrencisi-, onu olduktan sonra da bize yeni fikirler ve deneyimler katmaya devam ederler. Karar verme anlarımız hafızamızda çakılı kalır.
Söylem İzleri
5 Şubat 2020 Çarşamba
Görünürlük sorununda Godard, yaratıcı özneye yaşama doğru ilerlemeyi, yaşamla bütünleşmeyi, belli bir “dile gelişe” katılmayı salık vermişti; fakat bunun doğallıkla yapılmasının önemini özellikle vurgulamıştı. Bu durum, geleneği çok da kuvvetli olmayan sinemada, yani yenilik teşebbüsünün şüpheyle karşılandığı bu genç sanat dalında, imgenin hareketi zamanın hareketine evrildikçe, birtakım görünmez engellerin belirmesine yol açtı.
“Politik” Deprem
3 Şubat 2020 Pazartesi
Devlet esas görevi olan politikayı yapmadığı gibi diğer görevlerini de yardım kisvesiyle sunuyor ve bunu kahramanlığa dönüştürmekten de kaçınmıyor. Zaten yapmak zorunda olduklarını, babacanlığının ve yüce gönüllülüğünün bir eseriymişçesine takdim ediyor. Kemal Can’ın belirttiği gibi, deprem bölgesinde basın toplantısı yapan bakanların her birinin “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla buradayız,” düsturuyla konuşmaya başlaması, dikkatlerimizi depremin yıldızına çekme amacı taşıyor.
Doping, Mit ve Rusya’nın Güç İstenci
2 Şubat 2020 Pazar
Militarist sosyal Darwinci düşüncenin egemen olduğu ve özellikle ulusal savunmayla ilgili kaygıların arttığı bu dönemde okulların militarizasyonu ile spor arasında doğrudan bağlantı kuruldu ve takımlar arasındaki şiddet içeren rekabet, savaş provası olarak algılanmaya başlandı. Disiplin, cesaret, sadakat ve fedakârlıktan oluşan okul takımı kültürü, erkekliğin gerekli bir parçasından öte, en doğal ifadesi olarak görüldü.
Beş Kulaç Dip
1 Şubat 2020 Cumartesi
“Yemeğe oturursunuz ve bir bakmışsınız bildiğiniz haliyle hayat sona ermiş. Kendine acıma meselesi.” Didion bu sözleri bir mantra gibi tekrar eder kendine. Eşinin hayatının sona erişinden söz eder, eşiyle olan hayatının sona erişini vurgular. Kendine acıma, kaygılandığımız, korktuğumuz, içinde bulunduğumuz… “Bildiğiniz haliyle hayat”a ayak uyduramama, doğal olmayan, başarısızlık.
Kanal İstanbul ve Ardındaki Komplolar
31 Ocak 2020 Cuma
Şehre, çevreye, doğaya zarar getirdiği için Kanal İstanbul’a direniş göstermekle, Amerikan, Yunan, Vatikan vs. oyunu olduğu için karşı çıkmak arasında bir fark var elbette. Bazı durumlarda, bir projeye veya kişiye tamamen zıt saiklerle muhalefet edilmesi, o muhalefeti en hafif deyimiyle ciddi bir sıkıntıya sokabilir. Kanal İstanbul’a direnişin, pek çok noktada koyu bir RTE aleyhtarlığı ile buluştuğu malûm. Bu da doğal, çünkü Erdoğan’ın doğrudan şahsıyla en fazla özdeşleştirilen projedir Kanal İstanbul.
Hukuk ve Kanun Ayrımında “Devletin İtibarı”
29 Ocak 2020 Çarşamba
Wikipedia’nın kapatılma gerekçesi, iki farklı içerikte Türkiye aleyhine yazılar bulundurmasıydı. Bunlardan birinde Türkiye teröre destek veren ülkeler, diğerinde ise Suriye iç savaşında muhalefeti destekleyenler arasında sayılıyordu. Bunun üzerine Başbakanlık Güvenlik İşleri Müdürlüğü BTK’ya (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) başvurdu ve BTK da 5651 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanarak siteye erişimi engelledi.
Hakikat-Sonrası Adında Bir Dönem Var mıdır?
27 Ocak 2020 Pazartesi
Hakikatsiz nesne ilişkileri sahnesinde aynı düzlemde yan yana gelen ve önceden karşılaştırılamaz zannedilen nesnelerin bolluğu da bu sebatsızlığa sebep olur. Bu sayede Necip Fazıl ve Karl Marx’tan aynı anda ilham alabilen bir kültür insanı ortaya çıkabilir. Hakikatini yitirmiş ve bu yüzden derinliğini kaybeden şeyler aynı yüzeyde niteliklerinden kurtulmuş halde arzulu alıcılarını bekler.
Müphemlik Kültürü, İslâm ve Psikanaliz
23 Ocak 2020 Perşembe
Tektanrılı dinlerin sonuncusu olması hasebiyle “İslâm”, din kavramı içinde müphemliği en çok barındıran din olsa gerek (kültürel evrim gereği). Ancak insanoğlunun müphemlik hoşgörüsü doğrusal şekilde artarak değil, döngüsel bir şekilde artan ve azalan zamanlardan geçerek bugüne ulaşmış gibi görünüyor. Bu anlamda İslâm topluluklarının da bu hoşgörüyü süreğen bir kültür şeklinde canlı tutamadıkları açık -keza tıpkı gayri İslâmi topluluklar gibi.
Barış Ayrıcalığı ve 10 Ekim Anıt-Ağaçları (I)
20 Ocak 2020 Pazartesi
On Ekim Dayanışması gönüllüleri olarak, 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 3. yılında Bellek, Yüzleşme ve İyileşme Panel’i ardından yaptığımız atölyede “10 Ekim’in ve diğer katliamların kamusal hafızasını canlı tutmaya yönelik “gayri resmî” hafıza çalışmaları neler olabilir ve nasıl hayata geçirilebilir? Bu çalışmaların kolektif iyileşme ile hakikat ve adalet talepleriyle bağlarını nasıl güçlü kılabiliriz?” sorularıyla bir araya geldik.
Hrant Dink’in Son Fotoğrafı
19 Ocak 2020 Pazar
Söz, tutulmak üzere verilir. “Sözünde durmak”, o söze, o borca sadık kalmayı ifade eder; söz yerinde durur, yeni bir başlangıç noktası olarak durur. İlkin 2007’de Sebat Apartmanı’nın önünde toplanan gerçek hakikat komisyonu o günden beri “Hepimiz Hrant’ız” diyor; çünkü o hepimiz adına söz almıştı. Hrant Dink’e bir sözümüz var.
“Yozlaşma… Sancılar… Yakınmalar… Özeleştiri… Arayışlar…”: Mehmet Hayri Kırbaşoğlu ile İslâm Düşünce
17 Ocak 2020 Cuma
Günümüz İslâm düşüncesinin özelliklerine dair yukarıda yapmaya çalıştığımız değerlendirmeleri tamamlayıcı olarak mutlaka işaret edilmesi gereken bir başka husus da, İslâm düşüncesinin ve İslâm’ın çağdaş yorumunun klasik İslâm âlimi sınıfının tekelinden çıkmış olmasıdır. Zaten çağdaş İslâmi hareketlerin ve akımların hemen hiçbirinin kurucuları ya da lider kadroları arasında ulemanın yer almaması bunun bir göstergesidir.
Feminist Odalar (III): Feminist Tuğlalar ve Çimentolar
16 Ocak 2020 Perşembe
Deliliği, aklın acı çekmesini engelleyen bir müdahale olarak düşünürseniz, kadınların neşesini, aykırılıklarını ve başkaldırısını anlamak daha kolay olur. Kadınların “Hep lohusalık halinde kalışı” ile feminist bir hayatı dönüştürmeyi düşünmek için çaba harcamak arasındaki bağlantı, bizim yapıp etmelerimizin çimentosu gibi görünüyor. Bu nedenle feminist biyografiler, öyküler, anlatılar veya romanlar, feminist edebiyat eleştirisinin ve feminist teorinin vazgeçemeyeceği tuğlalardır.
1960’lı Yılların Gölgesinde Edebiyat Dergisi ve Düşünce Dünyası
15 Ocak 2020 Çarşamba
Dergi koleksiyonu tarandığında Nuri Pakdil için cömertçe sarf edilen “entelektüel İslâm düşüncesinin temsilcisi” gibi ifadelerin biraz değil, haddinden fazla mübalağalı olduğu açıkça görülebilir. Yazı, kitap ve mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla Pakdil, İslâmcılık zaviyesinden büyük bir düşünür değil, olsa olsa etkili ve yol açıcı bir yazardır.
Bozkır Geleneği: Otoriter Rejim Pratiklerine Kültürelci Yaklaşımlar
14 Ocak 2020 Salı
White, Türkiye siyasetinde neredeyse her on yılda bir açığa çıkan krizleri ve Türkiye’yi otokrasiye sürükleyen itici güçleri İslâm/sekülerlik gibi ayrımlar dışında ele almayı öneriyor. Toplumsal grupların (partilerin, örgütlerin, çevrelerin) oluşum dinamiklerine ve ağlarına bakmanın, Türkiye siyasal kültürüne özgü niteliklere dair daha iyi bir açıklama sunacağını öneriyor.
Bir “Olay”ın Dördüncü Yılı: Barış İçin Akademisyenler
13 Ocak 2020 Pazartesi
BAK davaları boyunca imzacılar ve avukatları, akademisyenlerin akademisyen olmak bakımından kamusal alanda diğer yurttaşlara göre daha kısıtlı bir ifade özgürlüğüne sahip olmaları gerektiğini varsayan bu yaklaşıma ısrarla karşı çıktılar ve akademisyen olarak taşıdıkları kamusal sorumluluğun bir sakınma sorumluluğu değil, aksine bir konuşma sorumluluğu olduğunu defaaten vurguladılar. Soru sormak, hakikatin peşinden gitmek, doğru olduğuna inandığı şeyi söylemek...