Salgının Kroniği, Kroniğin Salgını: Toplumsallığın Koronerinde Bir “Corona” (I)
16 Mart 2020 Pazartesi
O ki günümüz toplumu, prototipinin Amerikan toplumunda billur biçimde yakalanabileceği, olağanüstü bir güvenlik saplantısı içinde yüzüyor. Toplumun esas olarak sağlık, çevre, gıda, ilaç, teknoloji, yeni icatlar ve kişisel güvenlik konularındaki panikleri, belli “arındırıcı” ritüellerle sonuçlanıyor. Sigorta harcamalarında, reklam sloganlarında, sağlık kampanyalarında, medya görsellerinde bu koşullanma ayyuka çıkıyor.
Aşk Yalnız Kadınlara Mahsus Bir Duygu mu Yoksa?
13 Mart 2020 Cuma
Erbil, kadının özgürlük ve aşk arayışını yer yer psikanalitik yöntemlerle sorgularken erkeği tek başına bütün olumsuzlukların baş sorumlusu olarak işaretlemek de istemez elbette. En baştan yanlış kurulmuş, doğrudan sorumlusu, üreticisi olmadığımız ve tek tek bizleri aşan devasa bir insanlık tarihinin yaralı, hasta kurbanlarıyız hep birlikte.
“Vicdan Sahibi Olmak Adaleti Garantilemiyor ama Adalet Talep Etme Mücadelesini Sürdürmeye Yarıyor”: Aslı Tohumcu ile Söyleşi
12 Mart 2020 Perşembe
Kötü kalbin eylemleri mezhebime ters olduğu için sanırım, yoksa zaten adaletin terazisine denge vermek için şiddete başvuran bir karakterin romanını yazmak yerine bir ekmek bıçağı kapıp sokaklarda dehşet de salabilirdim! Daha çözüme yönelik bir eylem olabilirdi! Beni, bu eylemi yapmaktan alıkoyan şey yüzünden “kötü” dedim ona.
Avrupa Birliği’nin Dengesiz “Dayanışma”sı
10 Mart 2020 Salı
Yunanistan’da insan hakları aktivistleri hiç olmadığı kadar düşmanlaştırılıyorlar, ya vicdansız Türk şantajının naif kurbanları, ya da içerideki düşman olarak görülüyorlar. Öyle bir noktaya ulaştık ki içeridekiler ve dışarıdakiler arasındaki ayrım Yunan toplumunun içinde bir ayrıma doğru evrilmeye başladı. Bu bağlamda, tepki göstermezsek, dışlanmanın sınırları yeniden çizilecek ve tehdit altında olan yalnızca insan hakları normları olmayacak.
Murasaki, Virginia, Kadın Eli
8 Mart 2020 Pazar
Virginia, Genji’nin Masalı’nın ilk cildi yayımlanır yayımlanmaz okur ve çok etkilenir. Neticede o da, Japon kültüründeki kadınlara dair söz edilen tek geleneğin, eril düzenin fantezilerini süsleyen geyşalık olduğunun -bugün bizim olduğumuz kadar- farkındadır. Japon kadınları Heian döneminden ancak bin yıl sonra, 20. yüzyılın ortasında, diğer birçok ülkede olduğu gibi, toplumsal olarak düzlüğe çıkıp eşit haklara sahip olabileceklerdir.
Feminist Odalar (V): Kalabalık Erkek Toplulukları, Civcivler ve Rüyalar
7 Mart 2020 Cumartesi
14 Şubat Sevgililer Günü’nde kadınlar sokaklara çıktı. “Eşitlik Yoksa Aşk da Yok!” diye seslendiler.... Ümüğümüze basıldığında tekme atmayı, sesimiz kısıldığında ses açmayı birlikte öğreniyoruz. Benim bu yıl ki 8 Mart Gece Yürüyüşü temam Tavuklar Firarda olacak, bir döviz hazırlayıp öyle katılacağım toplantılara ve yürüyüşlere… Firarımız keyifli olsun!
Merkez Sağ Paralize Olurken, Alman Siyasetinde İşler Artık Soldan Soruluyor
6 Mart 2020 Cuma
Thüringen krizinde kabak, görünürde sürekli yalpalayan, ve kriz yönetiminde berbat performans gösteren CDU'nun tepesinde birden fazla kez patladı: Seçmen bu partiden hıncını geçtiğimiz pazar günü yapılan Hamburg Ayan Meclisi seçimlerinde dibe vurdurarak aldı. CDU daha 2004'de 121 koltuktan 63'ünü elde ederek tek başına iktidar olduğu Hamburg'da, pazar günü 123 koltuktan 15'ine razı geldi.
COVID-19 (Pek Muhtemelen) Aramızda
4 Mart 2020 Çarşamba
SARS virüsüne benzerliği nedeniyle SARS-CoV-2 adı verilen bu virüsün karantina önlemlerine rağmen durdurulamayan yayılışı hepimize ulus devletlerin var ettiği sınırların anlamsız olduğunu kanıtlamadı mı? SARS-CoV-2 adı verilen bu virüs, insanın egosantrik bir canlı olarak dünyayı hayvan akrabalarıyla paylaşmayı kabul etmediği sürece, hayvanların insan denilen canlıdan ölümcül bir intikam alabilecek yetenekte olduğunu göstermedi mi?
Hanau Saldırısının Ardından
3 Mart 2020 Salı
Irkçılık ile mücadelenin formülü esasında oldukça basit: Hedef aldığı ‘küçük insanı’ kucaklamak. Kucaklama tabirini burada sadece ‘dahil etme’ anlamda değil, kelimenin gerçek anlamına uygun biçimde duyguların ve insani sıcaklığın yer bulduğu bir siyaset anlamında kullanıyorum. Irkçılık, söylemleri taklit edilerek değil, belki ancak insanlara ulaşma yöntemleri taklit edilerek yenilebilir.
Yaşar Kemal: Ölümünün Beşinci Yılında Kurdun Zil Sesleri
2 Mart 2020 Pazartesi
Yaşar Kemal, Ortaçağ’da suçluların boynuna asılan levhaları andıran ziliyle yazarlığa atıldığı ilk yıllarından başlayarak korkunç bir yaşam kavgası verir. Ev baskınları, hapisler, soruşturmalar genç yaşta psikolojisini çökertir. Bosquet’e söyleşi verdiği sıra, nispeten rahatladığını, artık geçim sıkıntısı yaşamadığını ancak Türkiye’de her şeyin bir anda değişebileceğini söylerken eski günlerden gelen sağ kalma içgüdülerini sergiler.
Yürüyerek Yok Olanlar ve Yollardaki Görünmezler: Edirne Notları
2 Mart 2020 Pazartesi
Sadece Suriyeli değil, Afgan ve Afrikalı insanlar da vardı. Kimileri çok daha hazırlıklı, hava koşullarına uygun kıyafetler giymişlerdi. Bu detaylar, Türkiye’den Avrupa ülkelerine geçmek isteyen kişileri tek-tipleştiren ve basmakalıp ifadelerle dile getirilen genel teamülün aksine, göçmenlerin farklılıklarını göstermesi bakımından önemlidir.
Hasan Âli Yücel'i Konumlandırmak
27 Şubat 2020 Perşembe
Hasan Âli Yücel, eğitimde yaptıklarıyla tercümeleri birlikte okunduğunda tek başına Cumhuriyet devrinin önemli bir durağında bulunur. Hasan Âli Yücel’in bir tarafta mutasavvıf kimliği öte tarafta cumhuriyetin en kritik kültür planlamacısı olması, temel metinleri kültür hayatına taşıması erken dönemdeki ufkunu ve birikimini gösterir.
Ece Ayhan Haksız mı?
26 Şubat 2020 Çarşamba
Ece Ayhan’ı en sevdiklerinden Cemal Süreya ile kıyaslamalıyız belki de. Cemal Süreya düzenli okuma, deneme yazma, düşünce üretebilme ortamına sahiptir. Döneminin, belki günümüzün de birçok edebiyat eleştirmenini, düşünürünü gölgede bırakan denemelerini yazdığı bir ortama, ruh haline sahiptir. Ece’nin düşünsel yapısı şiirlerinden de anlaşıldığı gibi, (ama son dönemlerinde şiir kitaplarına ekledikleri değil bu dediklerim) bir tür gerilla taktiği barındırır.
André Gide: Batak Üzerine
22 Şubat 2020 Cumartesi
İnsanları mutsuzluğa iten şeylerde yalnızca otoriter, buyurgan düşünce ve ideoloji dizgeleri değil, başka etkenlerin de var olduğunu düşünen Gide, Dostoyevski gibi “birey” ve benzeri kavramların yüceltilmesini gereksiz bulmuştur. Kişinin yaşamında izleyeceği yolun önceden ve başkalarınca çizilemez olduğunu savunmuş ve yapıtlarında işlemiştir. Çünkü özünde kendisinin de savunduğu bu kavramlar aşırıya vardırılmıştır.
"Olağanüstü Hal, Sabit Bir Hale Getirilmiştir": Rıza Türmen ile Söyleşi
19 Şubat 2020 Çarşamba
Olağanüstü hal, sabit bir hale getirilmiştir, bu sorunların hepsini buradan görmek gerekir. Gerekçelendirmede de tutarlılık yok bu yüzden. Anayasa Mahkemesi’nde içtihadı birleştirme gibi bir mekanizma olmadığı için farklı kararlar da ortaya çıkabiliyor. Anayasa Mahkemesi, OHAL konusunda taraf olmak istemiyor. Bu işin içine girmek istemiyor çünkü bu tehlikeli bir bölge. İktidar ile kırmızı çizginin geçtiği bölge burası ve çözümün kendisi olması istemiyor.
Türkiye’nin Yol Ayrımında Gezi/Kavala Davası
18 Şubat 2020 Salı
Bu davanın gücü, güçsüzlüğünde, tutarsızlığında, gerçek bir iddianamesinin olmamasında. İyi kötü bir dava farsı oynamak için asgari bir çaba bile sarf edilmemesinde. Bir son mütalaa yazmak için duruşma dökümanlarına bir bakmayı bile zül addetmelerinde. Olabilecek en vurdumduymaz tavırla, bu kadar celsenin boşa geçtiği, hiç bir şey konuşulmadığı, konuşuldu ise de hiç bir kıymet-i harbiyesi olmadığının ilan edilmesinde.
Bütünleşmek ve Çok-kültürlülük
14 Şubat 2020 Cuma
Türkiye’de de bu bütünleşme-bütünleşmeme meselesinin çok çeşitli tezahürlerini görüyoruz. En belirgin olanı sanırım anadil meselesi. Almanya’daki Türklerin “anadilde eğitim” hakkını canhıraş savunanlar, Türkiye’de bu hakkı talep eden Kürtlere pek de iyi gözle bakmıyorlar. Oysa, birbirinin kültürünü yok etmeyen, uyum içinde bir bütünleşme için anadilde eğitim şart. Tersi olduğunda ise bütünleşmeme refleksi ya da direnci diyebileceğimiz bir tutumla karşılaşıyoruz ki bu da kutuplaşmayı peşinden sürüklüyor.
Kanal İstanbul ve Deprem: Önceliğimiz Nedir?
11 Şubat 2020 Salı
Mesela Boğaz olmasaydı, yapay kanal bir ihtiyaç olabilirdi. Ancak doğal olarak oluşmuş bir boğaz var ve bu boğazda kazaları da yukarıda ifade edildiği gibi gelişen teknolojiyle ortadan kaldırabiliyoruz. Bir kanalın ihtiyaç olması için 1800’lerin sonunda yapılan Süveyş Kanalı veya 1990’ların başında yapılan Panama Kanalı gibi denizciler için yolu kısaltması, yakıt tasarrufu sağlaması ve hızlı olması gerekir. Süveyş Kanalı olmasaydı, Akdeniz’den Pasifik’e ulaşmak için en az ekstra otuz beş gün yolculuk yapmak, binlerce galon yakıt kullanmak, çevreyi kirletmek gerekecekti.
Kamu Politikalarının Eleştirilemez Zayiatları: Şehitler
10 Şubat 2020 Pazartesi
Şehit kavramı, dinî metinlerden gücünü alan, siyaset biliminden psikolojiye, sosyolojiye, birçok bilimsel çalışmaya konu olan, aynı zamanda hukukta ve kamu bürokrasisinde de detaylı bir şekilde ele alınan, tanımlanan ve bir “kutsal” algısına gönderme yapan bir kavram. Buraya kadar hiçbir sorun yok. Dikkat çekmek istediğim nokta bunlardan hiçbiri değil. Altını çizmeye çalıştığım, şehitlik mefhumunun popüler dilde, ölüme neden olan politik, idari, doğal ve benzeri olayın kendisini ya da olayın meydana gelmesinde sorumluğu olanları da bir “kutsal” haresiyle, bir eleştirilemezlik zırhıyla çevirmeye başlaması.
“Haremden kaçan Şeref Hanım ve Hayriye Ben-Ayad Batı medyasında ‘haremden kaçan prensesler’ olarak m
9 Şubat 2020 Pazar
18. ve 19. yüzyıl, tüm dünyanın özgürleşmek üzere yeniden düzenlendiği bir yeni çağ. Bugün hâlâ devam eden yolculuğun başlangıcı. Bu çağda, eski yıkılırken, yeni bir felsefe, yeni bir dil kurulurken insanlık tarihinde farklı bir kımıldanma başlar, yüzyıllardır süregelen erkek egemenliği içerisinde kadınlar özgürlük yolculuğuna çıkar. Bu yolculuk, toplumsal cinsiyet ilişkilerini kökünden değiştirecek mekanizmayı başlatır.
Ezilende Dirilen Efendi: En Mavi Göz
8 Şubat 2020 Cumartesi
Morrison, siyahın beyaz bakış ile karşılaşmasını ve travmanın en savunmasız ve küçük olan üzerinde ortaya çıkışını Pecola’nın bakkala gidip şeker almasında gösterir. Beyaz bakkal ona bakar ama onu görmez. Çünkü onda görülecek bir şey yoktur. Beyaz adamın ona bakışında bir boşluğa dönüşmek; öfke, nefret, hayranlık, özenti ve benzeri birçok karmaşık duyguya neden olur.
Feminist Odalar (IV): Sizin Feminist Olma Hikâyeniz Nedir?
7 Şubat 2020 Cuma
Herhangi bir şey olma konusunda karar verdiğimizde, o şey hakkında bazı fikirlere de sahibiz demektir. Bile isteye, mecburiyetten, arzuyla, yarı gönüllü, hiç istemeden olduğumuz şeyler -baba, anne, avukat, fahişe, diktatör, pezevenk, eleştirmen ya da üniversite öğrencisi-, onu olduktan sonra da bize yeni fikirler ve deneyimler katmaya devam ederler. Karar verme anlarımız hafızamızda çakılı kalır.
Söylem İzleri
5 Şubat 2020 Çarşamba
Görünürlük sorununda Godard, yaratıcı özneye yaşama doğru ilerlemeyi, yaşamla bütünleşmeyi, belli bir “dile gelişe” katılmayı salık vermişti; fakat bunun doğallıkla yapılmasının önemini özellikle vurgulamıştı. Bu durum, geleneği çok da kuvvetli olmayan sinemada, yani yenilik teşebbüsünün şüpheyle karşılandığı bu genç sanat dalında, imgenin hareketi zamanın hareketine evrildikçe, birtakım görünmez engellerin belirmesine yol açtı.
“Politik” Deprem
3 Şubat 2020 Pazartesi
Devlet esas görevi olan politikayı yapmadığı gibi diğer görevlerini de yardım kisvesiyle sunuyor ve bunu kahramanlığa dönüştürmekten de kaçınmıyor. Zaten yapmak zorunda olduklarını, babacanlığının ve yüce gönüllülüğünün bir eseriymişçesine takdim ediyor. Kemal Can’ın belirttiği gibi, deprem bölgesinde basın toplantısı yapan bakanların her birinin “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla buradayız,” düsturuyla konuşmaya başlaması, dikkatlerimizi depremin yıldızına çekme amacı taşıyor.